Netice Şehit Yahya Sinvar’a…
Ölümü sineye çekmiş aslanları devirmeye çalışırlar hep Çünkü en büyük korkuyu yok eden, en yüce davayı da omuzlamıştır artık Ve o Bunu ispat
Ölümü sineye çekmiş aslanları devirmeye çalışırlar hep Çünkü en büyük korkuyu yok eden, en yüce davayı da omuzlamıştır artık Ve o Bunu ispat
Ruhuna hâkim olamayan, bedenini bataklıklardan kurtaramayan bir neslin seyircileriyiz. Sorgulanan her şey peşinden derin bir yok oluşu getiriyor. Öğrenmek için değil, karşı koymak
Bazı kıyamlar gereklidir İslam için. Sürekli olacağına inanılan, sahte söylemlerle kirletilmeyen, diri ve hür kıyamlar… Zincirlerinden kurtulmuş, sayısız ölümü eskitmiş, tüm parçalanmışlığına
Bir kez niyetlendin mi akmaya, sürükleyiveriyor nehirler seni enginlere. Sormak aklına bile gelmiyor, önüne serilen zincirlerin niçinini. Ruhundaki galeyanı bastıran tüm duyguları ardında
Bir yağmur damlası nehre değdiğinde nizamı değişir suyun. Yörüngesinde akıp giden rüzgârı yanıltır guruptan yükselen kuşlar. Aynı büyüklükte atılan adımlar bir tümsekle
Yazarak çoğaltıyorum içimdeki galeyanı. Ama bir yandan da beynimin çığlıklarını bastırmanın tek yolu bu. Kalemin ucuna biriken tüm terlerim kağıda bir bir damlarken
“Peygamber, ‘Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir hâle getirdi.’ dedi.” (Furkan, 30) Yalnızlığın, başıboşluğun, sersemliğin, umarsızlığın ve en önemlisi cahilliğin birbiriyle
Her zaman güneş doğmaz. Gün gelir öyle bir doğuş yaşanır ki semada, güneş dahi kıskanır onun aydınlığını. Yeryüzüne inişi, en şiddetli yoklukları bile
Eğer bir dine mensupsak; o din neyi istiyorsa, neyi gerektiriyorsa, neyi emredip neyi yasaklıyorsa sorgusuzca itaat etmek, boyun eğmek ve yeri geldiğinde vazgeçmek
Daha kaç kefen gerekiyor kendimize gelmemiz için, bilmiyorum ama ben kendimi, en önemlisi de benliğimi yitirmeden önce sayısız kez dile getirmek istiyorum Gazze’yi.