Ruhuna hâkim olamayan, bedenini bataklıklardan kurtaramayan bir neslin seyircileriyiz. Sorgulanan her şey peşinden derin bir yok oluşu getiriyor. Öğrenmek için değil, karşı koymak için aranıyor bilgiler. Doğruyu yaymak bir yana, doğru olanı kavramak güç geliyor. Devrine uymayan duruşlar söz konusu olduğu vakit, bir anda kaypak zihinler ürüyor. İmanına biraz olsun ehemmiyet gösterenlere ise -orada burada mesnetsiz fikirlerin doğurduğu çığırtkanlar susmazken- kendi davasına bedel ödeyememek ağır geliyor. Kıpırdanmak bu kadar zor olmamalı, diyor içinden. Suskunluğunu zırh edinip her vakada bulunduğu yere apışıp kalmayı yakıştırmamalı insan kendine. Bir yerden başlanacaksa dirilmek için, açılması gereken kapılar varsa dağların eteklerinde, çağlar boyu süren zulümler bitmiyorsa, vadilerce büyüyen seraplar gün geçtikçe artıyorsa, renkler ruhlarla birleşince tarumar oluyorsa, çirkinlikler örtülmüyorsa taş duvarlarla; yersiz gururlar, hesapsız taşkınlıklar, hezeyan dolu küfürler almış başını gidiyorsa, aydınlık yolları açan kılıçları kuşanmalı mümin kimliğini vicdanına yerleştiren herkes.
Göğsünde hayat boyu yaşatacağı bir köz olmalı Müslüman’ın. Tenine değen her acıya karşı bilenmeli. Dininden koparılmaya çalışılan, susturulmaya çalışılan nidaları doruklara çıkarmalı. Namazı tutmalı, namaza tutunmalı Müslüman. Namazsız yaşadığı her günün ateş olarak kendine döneceğini, açıldığını sandığı her yolun bir bir kapanacağının farkında olmalı. Ruhunun helakini kendi elleriyle yazmamalı.
Bile isteye karanlığa gömdüğü hayatını kendi gözleriyle göremez belki insan fakat savrula savrula yüzüne çarpan pişmanlıkları avucuna sığmadığı vakit anlar ki hayatının kire bulanmış ufukları kalbini kör etmiş. Basmakalıp güzellikler (!) ömrüne renk (!) katmış fakat göremediği her güneş bir leke oluşturmuş kalbinde. Yanı başından sayısız çağıltı geçmiş, okyanuslar yoluna çıkmış belki ama boşluğa tutunan iradesi engel olmuş görmesine.
Namazı tutmalı, namaza tutunmalı Müslüman. Oyun ve eğlenceden men edildiğinin, dünya için var edilmediğinin farkında olmalı. Secdeye kapanışları olmalı, yaraları olmalı. Sicim sicim dualar dökülmeli kalbinden. Çağına meydan okuyan bir duruşu, düşmanı ürküten bakışları olmalı. Yeri geldiğinde sessizliğin o acınası duvarlarını yıkmalı. Feryat etmeli küfrün zorba hükümlerine. Emellerine bedelsiz ulaşamayacağını bilmeli.
Namazı tutmalı, namaza tutunmalı Müslüman. İbadetlerin vereceği sekineti hissetmeli içinde. Hiçbir eksiklik namazın eksikliği kadar boşluk oluşturmaz insan ömründe. O boşluğu oluşturmamak için, dipsiz kuyularda kaybolmamak için, perişanlığı tatmamak için eğitmeli kendini. Ruhuna yerleştirdiği her şeyin hesabını yapmalı. Perdenin ardında sakladıklarını, apaçık ortaya koyduklarını, cilalayıp bir köşede sakladıklarını ve çamura bulayıp tenhalarda koruduklarını bir bir gözden geçirmeli. Bir hevesle yaptığı tercihleri düşünmeli. Peşine düştüğü sevdaların taktığı çelmeleri fark etmeli. Yüreğini işgal eden şeylerin ömrüne müdahale etmesine nasıl izin verdiyse aynı şekilde elinin tersiyle ateşe atmalı her birini. Aksi takdirde korumaya kalktığı karanlık heveslerin bizzat kendini ateşe sürükleyeceğini bilmeli.
Namazı tutmalı, namaza tutunmalı Müslüman. Gemiye davet edildiği zaman güveneceği başka bir dayanak olmamalı. Şevkle yerini almalı o kuvvetli yapıda. Gerçeği görmeyen kavimlerin bir parçası olmaktan, hevasına tapan bozguncuların arasına karışmaktan korkmalı. İçinde doğduğu yanlışlardan göç edip asrın parçalamak için uğraş verdiği doğrulara feda etmeli kendini. Ruhuyla, bedeniyle, tüm varlığıyla namaza ait olmalı. Ve bilmeli ki namaza ait olan Müslüman, dinine layık olma yolundadır.
Rüveyde Bera PALA
Arşiv
Genel
Yazarlar
Namazın Kulu Eğiten Çehresi
- by Rüveyde Bera Pala
- 18 Ekim 2025
- 0 Comments
- 0 Views

Follow