Üç Aylar: Zamanın İçinde Açılan Rahmet Penceresi
Arşiv Genel Yazarlar

Üç Aylar: Zamanın İçinde Açılan Rahmet Penceresi

Zaman, insan için yalnızca geçen saatler ve dönen takvim yaprakları değildir. Zaman, aynı zamanda kalbin olgunlaştığı, niyetlerin berraklaştığı ve insanın kendisiyle yüzleştiği bir imtihan alanıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de buyrulduğu üzere: “Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir.” (Asr, 1–2)

İşte Receb, Şâban ve Ramazan aylarından oluşan Üç Aylar, bu ziyanın farkına varıp kurtuluşa yönelme imkânı sunan müstesna bir zaman dilimidir.

Üç Aylar, Allah’ın kullarına sunduğu sıradan bir zaman parçası değil; rahmete davet, arınmaya çağrı ve yeniden başlama fırsatıdır. Receb ayı, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ifadesiyle “Allah’ın ayı” olarak anılmış; kulun Rabbine yönelişini kuvvetlendiren bir ikaz vakti olmuştur. Bu ayla birlikte kalbe sessiz bir çağrı gelir: “Dur ve yönünü gözden geçir.”

Şâban ayı ise bu yönelişin derinleştiği bir hazırlık safhasıdır. Resûlullah (s.a.v.) Şâban ayında orucu çoğaltır ve bu ayın hikmetini şöyle açıklar: “Bu ay, Receb ile Ramazan arasında insanların gaflette olduğu bir aydır. Bu ayda ameller âlemlerin Rabbine arz olunur; ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” (Nesâî). Bu hadis, Üç Aylar’ın insanı gafletten uyandıran yönünü açıkça ortaya koyar.

Ramazan ise bütün bu hazırlığın zirvesidir. Kur’ân’ın indirildiği bu mübarek ay hakkında Yüce Allah şöyle buyurur: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu ve yanlışı ayırt edici apaçık deliller olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 185).

Ramazan, nefsi terbiye eden orucu, kalbi dirilten Kur’ân’ı ve toplumu ihya eden paylaşma bilincini bir araya getirir.

Üç Aylar’ın değeri kandillerle sınırlı değildir. (Zaten bidat olan bir ibadet batıldır. Dikkat etmek gerekir.) Asıl değer, insana kazandırdığı şuur ve sorumluluk bilincidir. Kur’ân’ın ifadesiyle: “Allah, ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Mâide, 27)

Bu aylar, ibadetin şekilden öze taşınması gerektiğini hatırlatır.

Modern hayat insanı hızla tüketirken kalbi ihmal etmeye zorlar. Üç Aylar ise bu savrulmaya karşı güçlü bir itirazdır. Daha az konuşmayı, daha çok tefekkür etmeyi; daha az tüketmeyi, daha çok paylaşmayı telkin eder. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Taberânî).

Bu yönüyle Üç Aylar, sadece bireysel bir arınma değil, aynı zamanda ahlâkî ve toplumsal bir diriliş çağrısıdır.

Receb ayında yapılan istiğfar, Şâban’da artırılan salavat ve Ramazan’da kemale eren oruç; insanın iç dünyasında bir denge kurar. Resûlullah’ın (s.a.v.) dilinden düşürmediği şu dua, bu dengenin özeti gibidir: “Allah’ım! Receb ve Şâban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” Bu dua, Üç Aylar’ın bir süreç olduğuna işaret eder.

Sonuç olarak Üç Aylar, takvim yapraklarında işaretlenen günlerden ibaret değil; kalpte açılması gereken bir rahmet mevsimidir. Bu mevsimi ihya edenler için zaman bereketlenir, ömür anlam kazanır. Belki de asıl soru şudur: Üç Aylar bize geldi mi yoksa biz Üç Aylar’a gerçekten varabildik mi?

Mehmet Can GİYİK

GRUBA KATIL