Dinin Yüceliğine Şahit Olmak
Arşiv Genel Yazarlar

Dinin Yüceliğine Şahit Olmak

 

Müslüman, Rabbini hayatına şahit tutan, bütün şahitliklerini de onun rızası uğrunda gerçekleştirendir. Hayatını yüce gayelere eriştirmek isteyen herkes mutlaka vahiyden nasibini almalı, resulün (sas) kelamına her fırsatta kulak vermelidir. İlim ancak şahit olmak ile elde edilir ve şahit olmak da ilme muhtaçtır. İlim yani bilgiyi bilmek, beraberinde eylemleri sürükler ve bu eylemlerin en üstünü de şüphesiz cihattır.

Yalnızca cihadı sahiplenen yürekler şahitliği tadacaktır. Ölmeyi yaşamak olarak addeden yüreklerden bahsediyorum.

Ruhları ölmek arzusuyla dolup taşanlardan, rüyalarında Ubeydeleri konuk edenlerden, gözlerinden intikam arzusu akanlardan bahsediyorum.

Fani sevdaları bir kenara itmiş, heybetli duygularıyla vahşeti söndürmeye ant içenlerden bahsediyorum.

Zalimlerin oyunlarını şehadet parmağında döndürenlerden, mümine dost olan, müminleri ateş çemberlerinde perişan edenlere düşman kesilenlerden bahsediyorum. Bu yürekler, elbette şahit olmanın aziz onurunu taşıyanlar ve dünyayı diriltmeye muktedir olanlardır. Onların izi, peygamberlerin izi; onların davası, peygamberlerin davasıdır. Duruşuna kıymet veren, durduğu yere değer biçen, ebediyen eğilmeyeceğine yemin eden herkes kalbini kontrol etmeli, pusulasının ibresine inancının tohumlarını yerleştirmelidir.

Şüphesiz şehitlerin şehitliğine, Allah’ın şahitliği kâfidir. Fakat dünya bu şehitleri, bu şehitlerin hedeflerini, başlangıçlarını ve akıbetlerini görmeli; hakiki şehadetin ne demek olduğunu kavramalıdır. Amacı dinini yüceltmek olmayan, inancı uğruna savaşmayan, belleğinde davasını korumayan, içi boş hayallerin peşini bırakıp cenneti arzulamayan hiç kimse, şehitlikten nasibini alamaz. İsteyen, istediği kadar şehitliği herhangi bir değeri olmayan kılıflara sokmaya çalışsın. Bu kavram ahiret gününe dek resulün peşinden gidenler için yaşayacak ve içindeki o kıymetli hazine, her daim varlığını koruyacaktır.

Anneler cihada hevesli yürekler yetiştirdikçe bu din yücelecektir. Çünkü dini, kimsenin erişemeyeceği noktalara ulaştırmak için, yine kimsenin erişmeye yanaşmayacağı hedefler üzerinde yaşatmalıdır Müslüman. Şüphesiz malumdur ki şu zamanda dine ulaşmak isteyenler, gerçek anlamda onu elde edip kalplerinde imanı canlandırmak isteyenler değil; onu avuçlarının içine alıp parçalara ayırmak, yok etmek ve ezip geçmek isteyenlerdir. Bu gayeleri yok etmek için Müslüman, boş umutlardan firar edip inancını enginlere taşımalıdır.

Yüceltmenin sınırının çizilmediği tek şeydir İslam. Olabildiğince üstün tutulmalı, olabildiğince dile getirilmelidir. Rahata düşkün bedenlerin mensup olduğu bir din olmadığı, basite indirgenen hiçbir hükmünün bulunmadığı, içi doldurulamayan gayeleri barındırmadığı haykırılmalıdır. Hak dinin anlamı budur. Ona şahitlik edenlerin yapması gereken, dilleriyle ve kalpleriyle dışarıdan gelen her darbeye siper olmak, bozgunculuğa niyetlenenlerin niyetlerini tepetaklak etmek, vahyin hükümlerini zihinlere yerleştirmektir.

Dualarımızın sonu ve umudumuz, Allah’ın şahitliğine erişmek ve şehitlerin gölgesinden nasiplenmektir.

Rüveyde Bera PALA

 

GRUBA KATIL