En Yüce Silsile
Bir kez niyetlendin mi akmaya, sürükleyiveriyor nehirler seni enginlere. Sormak aklına bile gelmiyor, önüne serilen zincirlerin niçinini. Ruhundaki galeyanı bastıran tüm duyguları ardında
Bir kez niyetlendin mi akmaya, sürükleyiveriyor nehirler seni enginlere. Sormak aklına bile gelmiyor, önüne serilen zincirlerin niçinini. Ruhundaki galeyanı bastıran tüm duyguları ardında
Bir yağmur damlası nehre değdiğinde nizamı değişir suyun. Yörüngesinde akıp giden rüzgârı yanıltır guruptan yükselen kuşlar. Aynı büyüklükte atılan adımlar bir tümsekle
Yazarak çoğaltıyorum içimdeki galeyanı. Ama bir yandan da beynimin çığlıklarını bastırmanın tek yolu bu. Kalemin ucuna biriken tüm terlerim kağıda bir bir damlarken
“Peygamber, ‘Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir hâle getirdi.’ dedi.” (Furkan, 30) Yalnızlığın, başıboşluğun, sersemliğin, umarsızlığın ve en önemlisi cahilliğin birbiriyle
Her zaman güneş doğmaz. Gün gelir öyle bir doğuş yaşanır ki semada, güneş dahi kıskanır onun aydınlığını. Yeryüzüne inişi, en şiddetli yoklukları bile
Eğer bir dine mensupsak; o din neyi istiyorsa, neyi gerektiriyorsa, neyi emredip neyi yasaklıyorsa sorgusuzca itaat etmek, boyun eğmek ve yeri geldiğinde vazgeçmek
Daha kaç kefen gerekiyor kendimize gelmemiz için, bilmiyorum ama ben kendimi, en önemlisi de benliğimi yitirmeden önce sayısız kez dile getirmek istiyorum Gazze’yi.
Modernizm, sekülerizm, çağdaşlık, özgürlük, sosyal refah… Her biri dünyanın dengesini altüst eden çiğ damlaları… Doğruyu yanlıştan ayıklayan, sürü psikolojisine ve dayatmalara meftun bir
Görünmeyen mekânlara sinmiş cesaretler var ki bilindik kavramlara yeniden hayat, anlam ve ağırlık verirler. Sesleri enginlere ulaşmaz fakat varlıkları, bir tarafı, alçak kaçışlara
Keskin bir bıçak üzerindedir insanlık. Kurtulmak isterken daha çok parçalar kendini ve doğru bildiği yön her zaman uçurum olur. Gerçeğe dünyada değil de