Düşük Uyumluluk:
• Daha eleştirel olabilir
• Rekabetçi davranabilir
• Kolay güvenmeyebilir
• Kendi fikrini daha sert savunabilir
Düşük uyumluluğa sahip kişiler stres karşısında genellikle daha savunmacı, eleştirel veya çatışmacı tepkiler verebilirler. Başkalarının beklentilerinden çok, kendi düşünce ve ihtiyaçlarını ön planda tutma eğilimleri olabilir. Bu kişilerde sık görülebilen tepkiler şunlardır:
• Daha sert iletişim kurma
• Çabuk karşı çıkma
• Şüpheci davranma
• Kontrolü kaybetmek istememe
• Rekabetçi veya mücadeleci tavır gösterme
Örneğin stresli bir tartışmada:
• Hataları hızlı fark edip eleştirebilirler,
• Kendi görüşlerini güçlü şekilde savunabilirler,
• Taviz vermekte zorlanabilirler.
Bazı durumlarda bu özellik avantaj da sağlayabilir:
• Baskı altında daha net karar verebilirler,
• Haklarını savunmada güçlü olabilirler,
• Manipülasyona karşı daha dirençli davranabilirler,
• Zor durumlarda duygudan çok mantığa odaklanabilirler.
Fakat stres yoğunlaştığında
• İnsanlarla çatışmalar artabilir,
• Öfke kontrolünü sağlamakta zorlanabilirler,
• Empati kurmakta güçlük yaşanabilir,
• İlişkilerde mesafe oluşabilir.
Bazı kişiler dışarıdan “soğuk” veya “sert” görünse de içlerinde yoğun stres yaşayabilirler. Ancak bunu paylaşmak yerine mücadele ederek veya kontrol etmeye çalışarak baş etmeye yönelirler.
Düşük uyumluluğa sahip olan kimseler kendilerini kötü kişilik özelliği olarak düşünmemeliler zira her kişilik yapısının olumlu ve olumsuz yanları vardır.
3. Sorumluluk, Öz Disiplin: Planlı, düzenli ve kontrollü olma düzeyidir. İkiye ayrılır: Yüksek sorumluluk, düşük sorumluluk.
Yüksek sorumluluk:
• Planlı çalışır
• Hedef odaklıdır
• Disiplinlidir
• Görevlerini ertelemez
Yüksek sorumluluk (öz disiplin) özelliğine sahip kişiler, stres karşısında genellikle daha planlı, kontrollü ve görev odaklı tepkiler verirler. Sorunu görmezden gelmek yerine, çözmeye çalışma eğilimleri yüksektir. Bu kişilerde sık görülen tepkiler şunlardır:
• Plan yapma
• Kontrol sağlamaya çalışma
• Görevlerine odaklanma
• Düzen kurarak rahatlama
• Problemi adım adım çözmeye çalışma
Örneğin yoğun bir stres yaşadıklarında:
• Yapılacaklar listesi hazırlayabilirler,
• Zaman planlaması yapabilirler,
• Çalışarak veya üretken olarak rahatlamaya çalışabilirler.
Genellikle:
• Disiplinli,
• Tedbirli,
• Güvenilir,
• Kararlı
bir tutum sergilerler.
Bu özellik stresle baş etmede çoğu zaman koruyucu olabilir. Çünkü plansız davranmak yerine yapı kurmaya yönelirler.
Fakat yüksek sorumluluğun zorlayıcı yönleri de vardır. Özellikle yoğun baskı altında:
• Kendilerine fazla yüklenebilirler,
• Mükemmeliyetçilik geliştirebilirler,
• Hata yapmaya karşı aşırı hassas olabilirler,
• Dinlenirken bile suçluluk hissedebilirler,
• Kontrol kaybı yaşadıklarında yoğun kaygı yaşayabilirler.
Bazı kişiler: “Her şeyi eksiksiz yapmalıyım.” düşüncesi nedeniyle zihinsel olarak sürekli tetikte kalabilir.
Bu durumlar stres karşısında tükenmişliğe, kaygı yaşamaya ve kendini yetersiz hissetmeye sebep olabilir. Tam aksı yönde, böyle bir kişiliğe sahip olduğu için düzenli, başarılı ve dayanıklı da olabilir.
4. Duygusal Denge, Nevrotiklik: Kişinin olumlu ve olumsuz duygular karşısında ortaya koyduğu dengeyi anlatır. İkiye ayrılır: Yüksek nevrotiklik, düşük nevrotiklik.
Yüksek Nevrotiklik:
• Olumlu ve olumsuz duyguları yoğun yaşarlar
• Duygusal iniş, çıkışlar görülebilir
• Eleştiriye karşı hassastırlar
• Sakin kalmakta zorlanabilirler
Yüksek nevrotiklik düzeyine sahip kişiler, stresörlere karşı genellikle daha yoğun duygusal tepkiler verirler. Olumsuz olayları, daha tehdit edici algılama eğilimleri olabilir ve stresin etkisini daha derin hissedebilirler. Bu kişilerde sık görülen tepkiler şunlardır:
• Yoğun kaygı yaşama
• Aşırı düşünme
• Çabuk üzülme veya kırılma
• Belirsizliğe tahammülde zorlanma
• Olası kötü senaryolara odaklanma
Örneğin küçük bir eleştiri bile
• “Yetersiz miyim?”
• “Beni sevmiyorlar mı?”
• “Bir sorun çıkacak galiba.”
gibi düşünceleri tetikleyebilir.
Stres altında ayrıca:
• Bedensel belirtiler yaşayabilirler (çarpıntı, mide ağrısı, baş ağrısı, kas gerginliği gibi)
• Duygusal iniş, çıkışlar artabilir,
• Güvende hissetme ihtiyacı yükselebilir,
• Sosyal geri çekilme görülebilir.
Bu kişiler çoğu zaman çevreyi dikkatli tararlar. Bu yüzden tehditleri erken fark edebilirler ancak bazen gerçek riskten daha büyük bir tehdit algısı oluşabilir.
Uzun süreli stres altında:
• Kaygı bozuklukları,
• Tükenmişlik,
• Umutsuzluk hissi,
• Psikosomatik (ruhsal durumların fiziksel belirtilere yol açması) belirtiler
daha sık görülebilir.
Fakat nevrotiklik sadece “zayıflık” anlamına gelmez. Yüksek nevrotikliğe sahip bazı kişiler:
• Duygusal farkındalığı yüksek,
• Hassas,
• Derin düşünebilen,
• İnsanların duygularını iyi anlayabilen
bireyler olabilir.
Önemli olan, bu yoğun duygusal hassasiyetin sağlıklı şekilde yönetilebilmesidir. Kişi, stresini fark edip düzenlemeyi öğrendikçe duygusal dayanıklılığı da artabilir.
Düşük Nevrotiklik:
• Daha sakin yapıya sahiplerdir
• Daha kontrolcüdürler
• Duyguları daha dengeli yaşarlar
Düşük nevrotikliğe sahip kişiler, stresörler karşısında genellikle daha sakin, dengeli ve kontrollü tepkiler verme eğilimindedir. Psikolojide bu durum, çoğu zaman “duygusal denge” olarak değerlendirilir. Bu kişilerde sık görülen özellikler şunlardır:
• Panik yerine çözüm odaklı düşünme
• Duyguları daha kontrollü yaşama
• Zor durumlarda sakin kalabilme
• Eleştirilerden daha az sarsılma
• Belirsizlik karşısında daha dayanıklı olma
Örneğin stresli bir olay yaşadıklarında
• Hemen en kötü senaryoya gitmeyebilirler,
• Daha gerçekçi değerlendirme yapabilirler,
• Duygularıyla birlikte mantığı da kullanabilirler.
Genellikle:
• Daha sabırlı,
• Daha dayanıklı,
• Daha istikrarlı
bir görünüm sergileyebilirler.
Bu özellik, stres yönetiminde çoğu zaman koruyucu bir etkidir. Çünkü yoğun duygusal dalgalanmalar yaşamadan problemi değerlendirebilirler. Fakat düşük nevrotikliğin bazı zorlayıcı yönleri de olabilir:
• Bazen duygusal meseleleri fazla hafife alabilirler,
• Başkalarının yoğun duygularını anlamakta zorlanabilirler,
• Riskleri yeterince ciddiye almama görülebilir,
• “Hiçbir şey olmaz.” yaklaşımı nedeniyle sorunları erteleyebilirler.
Bazı kişiler dışarıdan çok güçlü görünse de duygularını ifade etmekte mesafeli olabilirler. Bu nedenle sakin görünmek, her zaman tamamen etkilenmedikleri anlamına gelmez.
5. Deneyime Açıklık: Yeni fikirlere ve öğrenmeye açık olmak. İkiye ayrılır: Yüksek deneyime açıklık, düşük deneyime açıklık.
Yüksek Deneyime Açıklık:
• Meraklıdır
• Hayal gücü yüksek olabilir
• Yeni fikirlere saygı duyar
• Yenilikçidir
Yüksek deneyime açıklığa sahip kişiler, stresörlerle karşılaştıklarında genellikle esnek, meraklı ve farklı çözüm yolları arayan bir tutum gösterebilirler. Yeni bakış açıları geliştirmeye ve değişime uyum sağlamaya daha yatkın olabilirler. Bu kişilerde sık görülen tepkiler şunlardır:
• Sorunu farklı açılardan değerlendirme
• Yeni çözüm yolları deneme
• Duygular üzerine düşünme
• Kendini ifade etmeye yönelme
• Anlam arayışı içinde olma
Örneğin stres yaşadıklarında
• Yazı yazabilir,
• Sanatla ilgilenebilir,
• Araştırma yapabilir,
• Felsefi veya manevi düşüncelere yönelebilirler.
Genellikle
• Hayal gücü güçlü,
• Meraklı,
• Keşfedici
• Değişime açık
bir yapı gösterebilirler.
Bu özellik, stres karşısında avantaj sağlayabilir çünkü
• Yeni koşullara daha kolay uyum gösterebilirler,
• Tek bir çözüm yoluna saplanıp kalmayabilirler,
• Krizleri bazen gelişim fırsatı olarak görebilirler.
Fakat yoğun stres altında bazı zorlayıcı yönler de ortaya çıkabilir:
• Aşırı düşünme,
• Gerçeklikten uzaklaşma,
• Kararsızlık,
• Sürekli yeni arayışlar içinde olma,
• Zihinsel dağınıklık
görülebilir.
Bazı kişiler stres dönemlerinde: “Ben bu yaşadığım şeyden nasıl bir anlam çıkarabilirim?” sorusuna yoğun şekilde odaklanabilir. Ayrıca deneyime açıklığı yüksek bireyler:
• Duygusal ve varoluşsal konuları daha derin yaşayabilir,
• Hayatın anlamı, kimlik, amaç gibi konular üzerinde daha fazla düşünebilirler.
Kısacası bu kişilerin stresle baş etme biçimi çoğu zaman keşfetme, anlamlandırma ve yeni yollar üretme üzerinden ilerler.
Düşük Deneyime Açıklık:
• Daha çok geleneksel düşünürler
• Rutini tercih ederler
• Belirsizlikten hoşlanmazlar
Düşük deneyime açıklığı olan bireyler, stresörlerle karşılaştıklarında genellikle daha geleneksel, alışılmış ve güvenli yöntemlere yönelme eğilimindedirler. Yenilik aramak yerine “bildiği yoldan gitme” onlar için daha rahatlatıcı olabilir. Bu kişilerde sık görülen tepkiler şunlardır:
• Değişime direnç gösterme
• Rutine ve alışkanlıklara geri dönme
• Sorunu daha somut ve pratik şekilde ele alma
• Risk almaktan kaçınma
• Belirsizlikten rahatsız olma
Örneğin stres yaşadıklarında
• Aynı rutinleri sürdürerek rahatlamaya çalışabilirler,
• Yeni yöntemler denemek yerine, daha önce işe yarayan çözümlere dönebilirler,
• Fazla düşünmek yerine “bildiğim şekilde çözmeliyim.” yaklaşımı gösterebilirler.
Genellikle:
• Geleneksel,
• Pratik,
• Somut düşünen,
• Değişime temkinli yaklaşan
bir yapı sergilerler.
Bu özellik, stres karşısında bazı avantajlar sağlayabilir:
• Stabilite ve düzen arayışı, kişiyi yatıştırabilir
• Riskli kararlar almaktan kaçınılır
• Tutarlı ve öngörülebilir davranışlar ortaya çıkar
Fakat bazı zorlayıcı yönleri de olabilir:
• Değişen koşullara uyum sağlamakta zorlanma
• Yeni çözüm yollarını reddetme
• Katı düşünme eğilimi
• Belirsizlik karşısında artan kaygı
gibi durumlar yaşayabilirler.
Beş faktör kişilik kuramı ve stresör ile başa çıkma yollarını değerlendirirken iki farklı kişiliğin veya üç farklı kişiliğin sizde bulunduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Bu durum sizin çoklu bir kişilik yaşadığınız anlamına gelmez. Zira insanlar tek bir tipe ayrılmaz, daha çok insanların içinde bulunduğu bazı eğilimlerin hangi yönde baskın olduğunu belirler. Kişilik kuramının asıl gayesi de budur.
İnsanların çoğu bu özelliklerin hepsinden biraz taşır, önemli olan karakterle birlikte hangi yönün bizde baskın olduğudur. Bir sonraki yazımızda karakterler ve stresör ile başa çıkma yolları ve törpülenmesi gereken yönler dile getirilecek inşallah…
Psk. İmren BÜYÜKÖZ

Follow