Kur’an Kıssalarında Tevhid Mücadelesi ve Sabır
Arşiv Genel Yazarlar

Kur’an Kıssalarında Tevhid Mücadelesi ve Sabır

Tüm peygamberlerin ortak mücadelesi, tevhid mücadelesi olmuştur. Bütün çabaları, insanları Allah’a çağırmak, onun emirlerine ve peygamberlerine itaate davet etmek uğrunda olmuştur. Tüm peygamberlerin amacı, tevhid davasını insanlara eksiksiz bir şekilde öğretmek ve bu uğurda mücadele etmektir. Kanun koyucu ve düzen koyucunun yalnızca Allah olduğunu, tüm zorluklara rağmen hem anlatmış hem de yaşayarak göstermişlerdir. Başarılı olsalar da olmasalar da yılmadan, usanmadan tevhid davasını anlatmaya devam etmişlerdir.
Rabbimiz bu durumu bir ayette şöyle açıklamaktadır: “Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona, ‘Benden başka ilâh yoktur. Şu hâlde bana kulluk edin.’ diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya, 25)
Rabbimiz, ayette geçtiği gibi bunu emretmiş; peygamberler de bu emrin gereğini yerine getirmişlerdir.
Bir başka ayette ise Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah’ı bırakıp da taptıkları varlıklar hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar da kendileri yaratılmışlardır.” (Nahl, 20)
Peygamberlerin söylediklerine kulak asmayan ve onları alaya alan insanlar; farklı varlıklara, putlara ve cansız taş parçalarına tapmışlardır. Rabbimiz bu ayette, kendisine ortak koşulan varlıkların hiçbir güce sahip olmadığını ve onların da bizzat Allah tarafından yaratıldığını bildirmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan bütün peygamber kıssalarının temelinde tevhid çağrısı vardır. Peygamberler, ümmetlerinin kurtuluşu için her türlü zorluğa sabırla göğüs germiş ve Allah’ın dinini tebliğ etmekten vazgeçmemişlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan kıssalar, sadece geçmişte yaşanmış olayları aktarmak için değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanlara yol göstermek, ibret vermek ve iman edenlere güç kazandırmak için anlatılmıştır. Bu kıssaların ortak noktalarından biri, peygamberlerin Allah’ın birliğini (tevhidi) insanlara tebliğ etmeleri ve bu uğurda büyük sabır göstermeleridir.
Tevhid; Allah’ı birlemek, yalnız ona kulluk etmek ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Bütün peygamberlerin daveti aynı temel üzerine kurulmuştur. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ant olsun, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tağuttan sakının.’ diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 36)
Hz. Nuh, kavmini tam 950 yıl boyunca tevhide davet etti. Kavmi onu yalanladı, alaya aldı ve tehdit etti. Buna rağmen o, yılmadan ve usanmadan Allah’ın dinini tebliğ etmeye devam etti. Onun sabrı, davetçinin karşılaştığı zorluklar karşısında asla ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini göstermektedir.
Hz. İbrahim ise putperest bir toplumun içinde büyüdü. Babasının ve kavminin putlara tapmasına karşı çıktı, putların ilah olamayacağını akli delillerle anlattı. Bu nedenle ateşe atılmak istendi. Fakat o, Rabbine olan güvenini kaybetmedi. Allah da ateşi onun için serin ve selamet kıldı. Hz. İbrahim’in kıssası, tevhid uğrunda hiçbir baskının, mümini davasından vazgeçiremeyeceğini göstermektedir.
Hz. Musa, Firavun gibi büyük bir zalimin karşısına çıktı. Firavun, kendisini ilah ilan etmişti. Hz. Musa ise yalnızca Allah’ın ilah olduğunu haykırdı. Baskılar, tehditler ve türlü zorluklara rağmen Rabbinin emrinden ayrılmadı. Allah da sabreden kullarına yardım ederek Firavun’u helak etti.
Hz. Yusuf’un hayatı ise sabrın en güzel örneklerinden biridir. Kardeşlerinin kıskançlığı, kuyuya atılması, köle olarak satılması, iftiraya uğraması ve yıllarca hapis yatması onu Allah’a olan bağlılığından uzaklaştırmadı. Sonunda Allah onu Mısır’ın yönetiminde önemli bir makama yükseltti. Böylece sabrın sonunda Allah’ın yardımının mutlaka geleceği gösterildi.
Son peygamber Hz. Muhammed (sav) de Mekke’de ağır hakaretlere ve boykotlara maruz kaldı. Buna rağmen tevhid çağrısından vazgeçmedi, sabır ve hikmetle insanları Allah’ın dinine davet etti. Onun örnekliği, bütün müminler için en büyük rehberdir.
Kur’an kıssaları bize şunu öğretmektedir: Tevhid mücadelesi kolay değildir. Hak yolda yürüyenler, mutlaka imtihan edilirler. Ancak sabır, tevekkül ve Allah’a güven, müminin en büyük sermayesidir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, hazırlıklı ve uyanık bulunun. Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i İmrân, 200)
Sonuç olarak Kur’an kıssaları, tevhid davasının bütün peygamberlerin ortak mücadelesi olduğunu ve bu mücadelenin en önemli azığının sabır olduğunu göstermektedir. Günümüz Müslümanları da bu kıssalardan ders almalı, Allah’ın dinini yaşama ve yaşatma konusunda kararlı olmalı, karşılaştıkları sıkıntılar karşısında sabırla hareket etmelidir. Çünkü Allah’ın vaadi haktır ve o, sabredenlerle beraberdir.
Emrah DOĞRU

GRUBA KATIL