Sen Geldin Başıma
İlkin yalnızlık yağdı göğüme Sağanak sağanak Sel oldu umudum Çağladı yürek Yine ıskaladı sevdayı İsyana niyetlendi Sonra sen geldin başıma Ortak oldun
İlkin yalnızlık yağdı göğüme Sağanak sağanak Sel oldu umudum Çağladı yürek Yine ıskaladı sevdayı İsyana niyetlendi Sonra sen geldin başıma Ortak oldun
Tanzimat münevverlerinden(!) İbrahim Şinasi’nin, Batıcılığın peygamberi olarak nitelendirdiği ve Batıcılığın manifestosu olarak kabul edilen zillet belgesi Tanzimat Fermanı’nın mimarı, Abdülmecit’in sadrazamı Mustafa Reşit
Bir ömür geldi ve hızla geçiyor, hiçbir muhasebe yapmadan mademki dünyaya bir defa geldik, o zaman hayatın tadını çıkarmaya bakalım demek, aklın kabul
Ramazan; sokaklara, hanelere, yüreklere sağanak sağanak boşalan bir telaş ile geliyor, demek ne kadar da ruha duygulu, dokunaklı olurdu, öyle değil mi?
Hayat yuvarlayıp duruyor mu bizleri azgın sular misali yoksa bizler, hayatın bu azgın temposunda adrenalin mi buluyoruz, bilinmez. Yaşama karşı hissettiğimiz bu
Sofrasında rahmet olanın, elbette davet etmeye hem yüreği olur hem de ikramı. Misafirperverlik hamuruyla yoğrulmuş olan Müslüman’ın, sofrası her zaman bereketlidir, kendi de
Hani bir yalnızlık kondurmuştun bakışlarına Yorgundu gözlerin Hüzün ikliminde üşümüştü ellerin Kan bulaştı oyunlarına Sen hep böyle mahzun mu bakardın Bilmem ki Yüreğin
Şafağa sessizliği ısmarlamaksa ölüm Ölüme namzet bir yiğit dirilir Kuruyan göz pınarlarımda Zira hayat Kahpece bir sefa sunarken Merhamet yoksunlarına Yaşamak, Zillet olur