Davet Sofrası
Arşiv Genel Yazarlar

Davet Sofrası

Sofrasında rahmet olanın, elbette davet etmeye hem yüreği olur hem de ikramı. Misafirperverlik hamuruyla yoğrulmuş olan Müslüman’ın, sofrası her zaman bereketlidir, kendi de bu bereketten istifade ettiği gibi aile efradını, ahbaplarını, komşularını da bu bereketten nasipsiz bırakmaz. Kapısı hep açıktır yoldan geçenlere, kapıyı çalanlara, vefayı bilenlere, nasip arayanlara. Kim olursa olsun, hiçbir ayrım gözetmez Müslüman, sofraya buyur eder. Allah ne verdiyse hep birlikte nasiplenirler, tadarlar, doyarlar vesselam.
Bu sofrada asık yüzler yoktur, sofranın müdavimleri her daim güler yüzlüdür, sadaka dağıtırcasına. Kimsenin kalbi incitilmez, kem söz söylenmez, kimse hor görülmez. Lokmalar asla sayılmaz ve hiç kimse en çok lokmayı ben yiyeyim tasasında da değildir. Aksine herkes, davetli daha çok yesin telaşesi içindedir. İkram etmenin sofraya halel getireceğini düşünmez, tam tersine sofra, paylaştıkça daha da bereketlenir. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yemek derdi sarmaz hiçbirini. Herkes kararınca yeme düşüncesindedir ve kimsenin nimeti sonraya saklama endişesi de yoktur. O an ihtiyaç duyduğu kadarıyla ilgilenir her misafir. Sonranın telaşı da kaygısı da yoktur kimsede.
Bu sofrada haram yoktur, nimetler hep helal dairesinden devşirilmiştir. Sofraya konan her nimetin berraklığı hem suretinde hem lezzetinde aşikârdır, herkes bu lezzete aşinadır. Zira hepsinin de sofrasında bu bereket ve temizlik vardır. Kimsenin kısmetinden koparılmamıştır, sofradaki nimetler. Hepsi de sofra sahibinin has bahçesinden toplanmıştır. Komşunun rızkına göz koymamıştır, tavuğu kaz görünmemiştir. Has bahçenin nimetleri ile iktifa etmiştir, her sofra sahibi. Çünkü sofranın nimetleri az da olsa çok da olsa doyurur sahibini de davetlilerini de.
Bu sofra her daim kurulur hanenin uğrak yerine ve kapı da sonuna kadar açıktır ki ihtiyaç duyan herkes çekinmeden buyursun da nasibini alsın diye. Çekinmesin kimse, sofrayı görünce ihtiyacını fark edip nasibine düşeni rahatça alabilsin diye.
Sofra kadar sofranın sahibi de temizdir, müşfiktir, güler yüzlüdür, cömerttir, davetkârdır. Suretinde, suret-i haktan nişaneler vardır. Her görenin muhabbet beslediği bir tebessüm konuvermiştir dudağının kenarına. İçini ısıtır bakanların, sofraya davet edilmeden oturası gelir görenlerin. Bu sofra rahmet sofrasıdır, sahibi mümindir, muhlistir. Âlemlerin rabbinden talimlidir hane halkı, sofra sahibi ve yine âlemlere rahmet dağıtmaya namzettir. Hodgâm olmaz hiçbir vakit, her daim digergâmdır. Kendini bir nebze olsun öne sürmez, illa ki hane halkı, mümin kardeşi gelir en önce.
İşte bu sofra insanlığın yeryüzünde bulunduğu ilk günden beri kurulmuştur ve ilanihaye kurulu kalacaktır. Sahipleri değişir, davetliler değişir ama sofra hep var olacaktır, var olageldiği gibi. Tevhit ile süslenen gönüllerin, muvahhit sofrasıdır bu sofra. Allah’ın azze ve celle terbiyesiyle terbiyelenmiştir sofranın sahipleri, işte sırf bu yüzden hiçbir vakit eksik olmaz yeryüzünden bu sofralar. Dünyanın her yerinde, mutlaka biriyle karşılaşır, sofrayı bulmak isteyenler. Sahibi beyazdır kimi yerde, kimi yerde siyah, kimi beyaz ancak sofra nimetleri hep aynıdır, değişmez. Kudret helvasından ve bıldırcın etinden lezzetlerle karşılaşır, sofraya oturan.
Yüreği acıkınca her kulun, oturması gereken bir sofra bulmak, bu sofraya oturmak dahası böyle bir sofra kurmak ihtiyacı olmalı, arayışı bulunmalı. Bu davet sofrasıdır, bereketi asla bitmez, müdavimi azalmaz, sahibi çalmaz, cimrilik etmez.
Buyrun dostlar, kardeşler rahmet sofrasına, davet sofrasına.
Taşkın ÖNEL

GRUBA KATIL