Allah’a teslim olanlar, O’nun yolunda mücadele edenler ve o uğurda şehit düşenler kurtuluşa erenlerdir. Kim ki Allah’ın yolunu, düzenini, emirlerini bırakıp da heva ve hevesinin peşinde giderse; sadece dünyalık için mücadele ederse, bu mücadele doğrultusunda da Kur’an’ı tanımaz, Peygamber’i devreden çıkartır, doğrulara kulak tıkarsa elbette hüsrana düşenlerden olur.
Hüsrana düşmek pişmanlıktır ve kayıptır. Ahirette hüsrana düşmek, dünyada Allah’ın emirlerine başkaldırmaktır. Bu durum, “Ben Müslüman’ım” diyenlerin utanç kaynağıdır; ahirette rezil ve rüsva olmaktır. Rezil ve rüsva olanların durumunu Rabbim ayetinde şöyle anlatmaktadır:
“O küfredenler, bölük hâlinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapıları açılır, bekçileri onlara: “Size, içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi, derler. ‘Evet, geldi.’ derler ama azap sözü, kâfirlerin üzerine hak olmuştur.” (Zümer, 71)
Bu ayet hem kâfirlerin sonunu göstermekte hem de günahkâr Müslümanların sonunu açık ve net anlatmaktadır. Düşünün ki dünyada şan, şöhret içinde yaşamış; hak hukuk tanımamış, tağutların sınırlarını Allah’ın sınırlarından üstün tutmuş, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya dalmış, Kur’an’ı kafasına göre yorumlamış, sünneti yok saymış, her şeyi “Ben bilirim.” edasıyla yaşamış ve aniden ecel gelivermiş. Neye uğradığını şaşırıvermiş, kendini cehennemin kapısının önünde bulmuş. Şatafatlı hayatı onu terk etmiş. Sağına soluna bakıyor, dünyada savundukları onu terk etmiş, yardım edecek kimsesi kalmamış, malı ve mülkü onu terk etmiş. Kendini cehennemin kapısının önünde bulunca neye uğradığına şaşırmış. Cehennem zebanilerinin emiri Malik ile baş başa kalmış ve üstteki ayetin muhatabı oluvermiş. Hüsran içinde kalınan bir son… Çaresi ve kurtuluşu olmayan bir son…
Zafer, iman edenlerindir hem dünyada hem de ahirette. Bunu iyi düşünüp iyi analiz etmeliyiz. Yanı başımızda Gazze gerçeği var. İman etmiş bir Gazze gerçeği… Tüm zor şartlara rağmen dinini, kitabını, peygamberini, yurdunu satmayan bir Gazze örneği var. Çocukları ölüyor hatta parçalanıyor; kocaları, hanımları şehit düşüyor; evleri yıkılıyor, iş yerleri bombalanıyor; yiyecek içecek alacak yerleri kalmıyor. Her şeylerini kaybeden bir toplum Gazze. Fakat imanlarını kaybetmeyen bir toplum… O şartlar altında namazı terk etmiyorlar, İslam öğrenmeyi terk etmiyorlar, Kur’an’la irtibatlarını koparmıyorlar. İmtihanı dibine kadar yaşıyorlar ve isyan etmiyorlar. Şimdi düşünelim. Kimler daha çok iman ediyor?
Ülkemde namaz kılan oranı 2022-2024 yılları arasında 26 ilde yapılan araştırmada şöyle çıkmıştır: Vatandaşlara “Ne sıklıkta namaz kılarsınız?” diye sorulmuş. Ankete katılanların yüzde 18,8’i “Tüm vakitleri kılarım.” yanıtını verirken yüzde 44,5’lik kesim de hiç namaz kılmadığını belirtmiştir. Yalnızca cuma, bayram, şükür namazlarını kılanların oranı ise yüzde 36,72’de kalmıştır.
Bakın Müslüman ülkenin hâline… Namaz kılma oranı günden güne düşüyor. Kitaba iman ettiklerini söyleyenler, kitabın içindeki emirlere gelince yan çiziyor. Yaşantıyla Kur’an’ın içindeki emirler kesinlikle uyuşmuyor. Günümüzde zina normal bir durum hâline geldi. Gazze’deki durumu gündemlerine dahi almayan gençlerin çoğu, zinanın haram olduğunu unutmuş durumda. Bir erkekle bir kız rahat rahat el ele tutuşabiliyor, sarmaş dolaş gezebiliyor; insanların içinde yapılmayacak hareketleri yapabiliyor. Ve hiç kimseden ses çıkmıyor.
Burada Efendimizin şu hadisini aktarmak istiyorum: “Yeryüzünde Allah’ın değer verdiği bir tek insan kaldığı sürece kıyamet kopmaz. Hatta öyle bir zaman gelecek ki yolun ve gündüzün ortasında, sokakta açıktan kadınlarla cinsi ilişkide bulunanları da hiç kimse garipsemez ve bu durumu değiştirmeye gayret etmez. Bunlara, ‘Keşke biraz yolun kenarına çekilseydiniz ya!’ diyen kimse, o devrin en muhafazakâr, en itibarlı adamıdır. Bu adamın o cemiyetteki konumu, (ey ashabım!) sizdeki Ebu Bekir ve Ömer’in konumu gibidir.” (Hâkim, el-Müstedrek, 4/495; Kenzü’l-Ummâl, h. no: 38588)
Maalesef sokaktaki durum hadiste yazan duruma çok benziyor. Görenler de ses çıkarmıyor. On üç, on dört, on beş, on altı yaşlarındaki çocukların erkek ve kız olarak ilişkileri var. İnternet ortamındaki zina da başlı başına bir sorun. Çıplaklık artık normal karşılanıyor. Sokaklar haram kokuyor, yürünmeyecek durumda maalesef.
Şimdi iman ettiklerini söyleyenler nasıl bir imana sahipler acaba? Süs, boya, cilalarına çok önem gösterenler Allah’ın emirlerine gelince umursamıyorlar, aldırış etmiyorlar. İman bu mudur?
Araba imal edenler, arabayı yapmadan “Ben yaptım.” diyebilir mi?
Pantolonu bitirmeyen terzi, “Ben bitirdim.” diyebilir mi?
Yemeği pişirmeyen bir anne, “Yemek hazır.” diyebilir mi?
Elbette diyemezler. Ama ne hikmetse Allah’ın emirlerini yapmayanlar, Allah’a iman ettiklerini söylüyor. Peygamber’i bir postacı olarak görenler, hadislerini tanımayanlar Peygamber’e iman etmiş olabilir mi?
İman etmek yaşamakla olur, amelle olur. Ve iman, kişinin hayatına yansır. Adam iman ettim diyor, namaz kılmıyor. Hatta “İslam’da namaz yok.” diyor. Diğeri “Benim kalbim temiz.” diyor. Bir başkası “Önce ahlak.” diyor. Ama bunu söyleyen ahlaksızlar, Allah’ın dinini kitabını kafalarına göre yorumlayabiliyor. Canları ne isterse o şekilde yaşıyorlar. Daha sonra da ahlaktan bahsedip akıllı olduklarını zannediyorlar.
Gerçek iman edenleri Rabbimiz nasıl tarif ediyor, bir bakalım:
“Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki zekâtı öderler. Onlar ki ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse işte onlar haddi aşanlardır. Yine onlar ki emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler. Onlar ki namazlarını kılmaya devam ederler. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Müminun, 1-11)
Nitekim Rabbimiz iman edenleri tarif ediyor, kurtuluşa erecek olanların onlar olduğunu söylüyor. Bir de “Zafer, iman edenlerindir.” Bununla ilgili de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Şayet Allah size yardım ederse sizi yenecek hiç kimse yoktur. Sizi yardımsız bırakacak olursa (Allah’a rağmen) size yardım edecek kim vardır? Müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Âl-i İmrân, 160)
“Kim de Allah’ı, Resul’ünü ve müminleri dost edinirse şüphesiz ki Allah’ın taraftarları kesinlikle üstün gelecek olanlardır.” (Mâide, 56)
“Kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, (her şeyi bilen) alim, (hüküm ve hikmet sahibi olan) hakîmdir.” (Tevbe, 15)
Zafere ulaşmak da Allah’a iman edip teslim olmakla olacaktır. Allah’a teslim olanlar kesinlikle yenilgiye uğramazlar. Gazze bunun örneğidir, Afganistan bunun örneğidir. Kâfirler kesinlikle yenileceklerdir. Zafer, inananların, iman edenlerin olacaktır.
Selam olsun iman edenlere, inananlara, tağutlardan beri olup tevhitten taviz vermeyenlere.
Emrah DOĞRU

Follow