Allah’tan başka varlıkların korumasına sığınanların durumu, örümceğin durumuna benzer: Örümcek, (ağını) kendine bir yuva edinir ama yuvaların en çürüğü de örümceğin yuvasıdır. Keşke bilselerdi. (Ankebut 41)
Allah, onların kendisini bırakıp da ne türlü şeylere yalvarıp yakardıklarını şüphesiz bilmektedir. O, azizdir, hakîmdir. (Ankebut 42)
Ayetin Birinci Yorumu Örümceğin Evi
Kemeselil ankebut, ittehazet beyta ve inne evhene’l-buyuti le beytü’l-ankebut lev kanu ya’lemun.
Surede “beytü’l-ankebut” örümceğin evi geçmektedir.
Tatillere gideriz kendimizi dış tehlikelerden korumak için, en kolay ev, çadır kurmaktır. Rüzgârdan, yağmurdan, güneşten, mahremiyeti sağlamak, gözlerden korunmak için, en basit evdir. Lakin can güvenliği sağlamaz.
Kerpiçten, tuğladan, betondan evler yaparız. Komşulara karşı can güvenliği sağlasa da dış düşmanlara karşı can güvenliği sağlamaz.
Kaleler yapmışlar, surlar içinde evler yapmışlar, dağların tepesinde şatolar kurmuşlar, sırf güvenlik için.
Örümcek de kendine ev yapar, evler içinde en çürüğü, örümceğin evidir. Kolayca bozulur, can güvenliği sağlamaz. Ev, dış tehditler için yapılır ve örümcek ağı, dış tehditlere karşı en kötüsüdür.
Allah’tan (cc) başka ilahlar edinenlerin, İzmlerin peşinden gidenlerin, inançlarının anlamsızlığını, çürüklüğünü, onların ilah diye inanıp bağlandıkları, sığınıp güvendiklerinin, yarın ahirete fayda vermeyeceğini anlatmaktadır.
Açıkça olmasa da davranışlarıyla bir ölümlüye, mülklerine, makamına, kabilesine cemaatine veya kıtalar ötesindeki devletlere bel bağlayan kimselerin durumu, çürük eve bel bağlayan örümceğin durumuna benzetilmektedir.
- ayetten itibaren 40. ayete kadar, Medyen, Ad, Semud halkları ayrıca Karun zenginliğin, Haman bürokrasinin, Firavun krallığın, gücün sembolüdür, başlarına gelen helaklerinden bahseder ve güç, kuvvet, mevki ve makamlarının kendilerine fayda vermediğinden bahseder. Ankebut suresi ile Allah’ın (cc) dışında hiçbir koruyucunun, faydasının olmayacağı anlatılmaktadır.
Ayetin İkinci Yorumu, Örümceğin Yuvası
Meallerde genellikle örümcek evi, (ağı) dış tehditlere karşı güvensiz, çürüktür anlamı verilmiştir. Ağ kelimesi Kur’an’da geçmemektedir. Beyt kelimesi ev, yuva manasına gelmektedir. Ayette “beyt” kelimesine “yuva” manasını verirsek sevgi, saygı, güven, dayanışma, birliktelik, yardımlaşma, muhabbet akla gelir.
Ankebut kelime manası olarak örümcek veya dişi örümcek manasına gelmektedir. Meallerde genellikle örümcek manası verilmiştir. Yeni tefsir ve meallerde dişi örümcek manası verilmektedir. Ümit şimşek meali, Mehmet Okuyan meali, Kadri Çelik meali, İsmail Yakıt meali, Erhan Aktaş meali, İhsan Aktaş meali ve ismini söylemek istemediğimiz birkaç meal daha var. Rabbimiz neden dişi örümceği bizlere misal verir ki? Dişi örümceğin farklı ne özelliği var ki Rabbim bizlere misal olarak söylüyor.
Latrodectus Mactans (Bilinen Adıyla Karadul)
Örümcek, (ağını) kendine bir yuva edinir (Ankebut 41.) ayette ağını kelimesi parantez içerisine alınmıştır. Yani mealde yoktur ama kolay anlaşılsın diye örümcek ağını kastediyor denilmektedir.
Meali yalın halinde ele alırsak “Örümcek kendine bir yuva edinir, yuvaların en çürüğü de örümceğin yuvasıdır.” manasını alırsak yuvanın çürüklüğü farklı manaları da çağrıştırıyor. Birbirine sevgisi saygısı olmayan, aile bireylerinin birbirine güvenmediği, çıkar menfaat esaslı eve de yuva denmez.
Ayetin ikinci manasında aile içinde güvensiz, sevgisiz, sırtını yaslayamayacağın bireyler topluluğuna aile veya yuva denemez. Menfaatin bittiği yerde düşmanlığın başladığı, aynı konutu paylaşanların birlikteliği olabilir. Üniversitelerde iki üç arkadaş birlikte daire kiralar, oda arkadaşlığı yaparlar. Onlarda menfaat birlikteliği vardır. Fakat düşmanlık yoktur.
Peki Neden Dişi Örümcek?
Karadul kendine yuva yapar. Erkek örümcek, dişi örümcek ile yuva kurmak gayesi ile ona yanaşır. Fakat işin ucunda ölüm vardır.
Muhabbetin sonunda, dişiye yem olmak vardır.
Muhabbetin sonunda kaçabilirse kurtulur, yakalanırsa dişi onu kendisi için veya yavrularını beslemek için yem olarak kullanacaktır.
Erkek örümceği kaderine terk edelim.
Biz örümcek yuvasının diğerlerine bakalım.
Yeterince yiyecek bulamayan yavrular, aç kalınca henüz yumurtadan çıkmamış kardeşlerini yemeye başlarlar. (Yuvada yamyamlık başlar, zaten anneleri babalarını yiyerek yamyamlığı başlatmıştır.)
Nasıl bir yuva ki korku tüneli gibi!
Üniversite öğrencilerinin oda arkadaşlığında menfaat birlikteliği vardır fakat düşmanlık yoktur. Örümceğin yuvasında düşmanlık, katliam, zulüm, bencillik vardır.
Ayette “yuvaların en çürüğü” manası; aile içi ilişkilerde sevgisiz, saygısız, güvensiz, menfaat ilişkilerine bağlı, psikolojik ve sosyolojik çürüklük kastedilmektedir.
Bugün, Ankebut suresinin bizlere vermek istediği mesaj nedir, diye kendimize sorarsak.
İslam coğrafyasının karşısında, Yahudiler, Siyonizm, Hristiyan âlemi, Anglikan mezhebi Yahudiliğe hizmet etmektedir. İslam’a karşı yekvücut hareket etmektedirler. Sağlam bir duvar gibi, Müslümanlara karşı topyekun hareket etmektedirler.
Bilinmelidir ki bunların birliktelikleri karadulun yuvası gibi menfaat, zevk üzerinedir. Birbirlerine güvenleri yoktur. Menfaatleri bitince birliktelikleri dağılır. Bunların yuvaları çürüktür. Bunlara bel bağlayanlar, bu dünyada ya da ahirette yüzüstü bırakılacaktır. Gazze konusunda önde gelen devletlere bakarsak Amerika ve İngiltere Epstein dosyalarıyla Siyonistler tarafından şantaj yapılarak Gazze’nin işgaline destek vermişlerdir. Amerika başkanının Epstein dosyası olduğunu, başkan seçilmesinde payı olan Elon Musk söylemiştir. İngiliz kraliyet ailesinin kuzeninin Epstein dosyalarında ismi geçmektedir. Bu iki ülkenin Gazze’yi işgal planında ön safta olmaları rastlantı olamaz.
Siyonist uluslararası bankerler ülkeleri esir almışlar. Tehdit, şantaj, unvan, şöhret ve rüşvet ile liderleri boyunduruk altına almış durumdalar.
Allah, onların kendisini bırakıp da ne türlü şeylere yalvarıp yakardıklarını şüphesiz bilmektedir. O; azizdir, hakîmdir. (Ankebut 42) Rabbimiz bizlere, bu şer odaklarına bel bağlayıp sırtını yaslayanların, onlardan medet umanların akıbetini yüce Kur’an-ı Kerim’imizde anlatmaktadır.
Rabbimiz surenin başında, Nuh (as), İbrahim (as), Lut (as), Şuayb (as) ve kavimlerinden, onların neden helak olduklarından bahseder ve dün Nemrut, Firavun, ilahlık taslamışlardı. Karun, Haman, para ve otoritenin hâkimi idiler. Onlara helak geldi mi hiçbiri kendini koruyamadı, onların arkasına sığınanlar da korunamadı. Helak olup gittiler, demektedir. Rabbimiz ufacık bir temasıyla yuvalarını düzenlerini bozuverdi. Zaten yuvaları çürüktü. Bugün güçlü görünen Siyonizm ve destekçilerinin düzenleri de çok yakında bozulup gidecektir.
Rabbimiz Ankebut suresinin başında, ilahlık taslayanların akıbetini anlatıyor, neden helak olduklarından bahsediyor, dünya malına düşkünlüğün, şeytanın insana kötü fiilleri süslü gösterdiğinden bahseder ve para, iktidar, şöhret, izmler, din tüccarlarının arkasına sığınanların akıbetini bizlere 42. ayette aktarır.
Allah, onların kendisini bırakıp da ne türlü şeylere yalvarıp yakardıklarını şüphesiz bilmektedir. O; azîzdir, hakîmdir. (Ankebut 42)
Bugün güç odaklarının (ABD, RUSYA, ÇİN) arkasına saklanıp gücü onlarda arayanlar; para, altın gibi gücü maddiyatta arayanlar; şan, şöhret, sosyal medyada takipçi sayısında arayanlar… Din adamı kisvesindeki kimseleri kendisine kurtarıcı kabul edenler. Rabbimiz gücün, iktidarın kimin elinde olduğunu yakında onlara bildirecektir.
Yeryüzüne nice krallar, imparatorlar, beyler gelip geçmiştir. Nice krallıklar, İmparatorluklar, düzenler, İzmler, yıkılıp gitmiştir. Gelip geçmeyen, bir tek Allah’ın (cc) kendisidir. Dünyanın yaşının yaklaşık 4,5 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir. Nice insanlar geldi geçti, nice kavimler geldi geçti. Nice imparatorluklar geldi geçti. Bunların düzeni de geçecek, tarihin eski yapraklarında yerini alacaktır.
Baki kalan, yalnızca ALLAH’tır. (cc)
Cefai DEMİREL

Follow