Yaşamın Merkezi
Arşiv Yazarlar

Yaşamın Merkezi

İnsan farkında olsa da olmasa da hayatını yaşarken birini ya da birilerini örnek alır, yaşantısına gıpta eder, onun gibi olmayı arzu eder, en azından benzemeye çalışır. Hatta bazen öyle olur ki onun giydiğini giyer, yediğini yer, konuştuğunu konuşur, gündem ettiğini gündem eder, okuduğunu okur, düşündüğünü düşünür… Yani amacını, yalnızca o kişiye ya da kişilere bağlar; ömrünü ve hedeflerini onun yaşantısının işleyişi doğrultusunda ayarlar, düzenler.
İşte böyle devamlı kendini belli bir noktaya ve yaşam düzenine bağlayan kişi, kendini güvende hisseder. Bir şeyleri çok da dert etmez; çünkü çözümü, rehber edindiği kişidedir. Darda kalsa ona başvurur, bildiği tüm çözümler kördüğüm olsa çareyi onda arar. Yani öyle bir seçer ki örneğini, tüm sorunlarına eksiksiz bir şekilde yanıt versin ve her daim yoluna ışık tutsun ister.
Kimi insan, rehber edineceği kişiyi farkında olmadan, filleriyle ve düşünceleriyle belli eder kimisi de araştırarak, okuyarak, bilgi toplayarak, fikir farklılıklarını önüne dizerek, yaşam tarzlarını ele alarak kendisine örnek edineceği kişiyi hayatına buyur eder. İşte bu ikinci seçenek, biz Müslümanların tercih ettiği seçenek olmalıdır. Şüphesiz biz, rehberimizi Peygamberimiz (s.a.v.) edinerek ve kurtuluşumuzu onun ve bizim Rabbimiz olan Allah’da (c.c.) arayarak samimi birer mümin olma gayreti içerisinde olmalıyız. Zira bu yolu ve kılavuzlarını, okuyarak, adanmışlıkları görerek, ashabın ihlâsına şahit olarak seçtik. Neslimize dek ulaşan/değişen bilgilerle ve içeriklerle ilerlemedik inanç dünyamızda. Sorular, her daim aklımızda kalabalık ederken, Nebî’nin ve sahabenin nefislere sûkünet veren hayatı, bizlere hep birer lütuf oldular. Öğrenmeye aç olduğumuzdan, iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt edebilecek düzeye gelene kadar onların izlerini sürdük.
Ve ayırt edecektik. Dünyadaki zulümlerin hiçbirine razı olmayacak, kendi kendine yol çizenlerin yoluna çamur atacak, dinin oyuncak haline getirilmesine izin vermeyecek, beyinlerdeki paslanmış hatta kokuşmuş inançlar temizlenene dek sabredecek, susmayacak, haykırışlar toprağa değip birer tohum olana dek susmayacaktık. Bilen ve akleden bir toplum olmak için Müslümana yakışan neyse onu (Allah’ın rızası için) yapmaya, gökyüzü karanlığa boğuluncaya ve dağlar un ufak oluncaya dek sürdürecektik.
Körü körüne bilinçsiz bir bağlanışın, bünyede kalmış bir parça sağlam duvarı da etkisiz hale getirdiğini tüm çağlara ulaştırmak, iliştirmek gerek. Kime nasıl bağlandığını, seçtiği örneğin, inancını ne şekilde temsil ettiğini bilmeli her insan. Gerçekten işlerini yoluna koymasında yardımcı oluyor mu, aklına takılan ufacık bir soruyu/sıkıntıyı tereddütsüz cevaplayabiliyor/çözebiliyor mu, ayağı ve kalbi sabit mi, kısacası gerçekten örnek alınmaya layık bir beşer mi, bunları iyice muhakeme etmelidir.
Ahir zamanda herhangi bir inanca/dine sapasağlam bağlı olmak ve hükümlerini eksiksiz yerine getirmek/uygulamak kolay değildir. Bu hangi dinin kuralları olursa olsun, o dinin mensubu, gerçek anlamda kendini o dine ait hissetmez. Çünkü hissedebileceği bir ilim veya kalbini mutmain edecek bir amel yoktur ortada. Bu yüzden kendini dinine bağlı, inancı sağlam bir kimse olarak görmez. Zaten birçok insan da maalesef bunun derdine düşmez, düşecek vakti olmaz. Sonuçta da derin okyanuslarda çırpınırken, bir çıkış yolu -yani kendini kendine getirebilecek bir örnek- ararken, bulur ruhunu. Darmadağın olmuş bir hale bürünür bünyesi.
Sürekli bir şeylere muhtaç olarak ve ihtiyaçlarını artırarak yaşayan insan, hayatını ve hayatının sonunun akışını etkileyecek bir örneğe de ihtiyaç duyar; yaşamının merkezine oturtacak, hedeflerini onun vasıtasıyla şekillendirecek bir örnek bu… Vahyin bize sunduğu, sahabenin ve ulemanın kaleminin onun uğruna yanıp tutuştuğu bir örnek bu… Cebrail’in (a.s.) kanatlarının onun karşısında aciz kaldığı, şeytanın dilini kopartan bir örnek bu…
Her şeyin Mâlik’i olan, güç ve kuvvet yalnızca kendinde olan, gücü ve kuvveti yalnızca dilediğine veren, dilediğinden de alan, her bir meselenin içini ve dışını en iyi bilen, görmediklerimizi gören, bilmediklerimizi bilen, her türlü zulmü, şerri ve fesadı yerle bir edecek olan Allah, her şeyden münezzehtir. Hamd, O’nadır.
Rüveyde Bera PALA

GRUBA KATIL