Okumayan Toplum Esir Olmuştur
Arşiv Genel Yazarlar

Okumayan Toplum Esir Olmuştur

Allah’ın ilk emri “oku”maktır. Bilgisizce hareket etmememiz Rabbimiz tarafından istenmektedir. Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren Rabbin, sonsuz kerem sahibidir.”
Okumanın ne kadar değerli ve önemli olduğunu Rabbimiz açıkça beyan etmiştir.
Okumak diyoruz, evet ama bunu iki türlü değerlendirebiliriz. İlk olarak vahiy kaynaklı okumak, yani Kur’an ve sünnete dayalı bir okuma… İkinci olarak da dünyalık, Kur’an ve sünnetten habersiz bir okuma… Yani hayatının hiçbir alanına Allah’ı karıştırmamak… Hayatımıza Allah’ı karıştırmadan yaşamak, fen okumak, tarih okumak, matematik, biyoloji okumak, hikâye ve masal okumak; doğru bir okuma değildir. Allah’ın karıştırılmadığı okuma biçimleri, yanlıştır.
Nitekim fen okunur, sosyal okunur, matematik okunur, Türkçe okunur, tarih vs. okunur ama bunları Kur’an ve sünnetle bağdaştırmadan okursak kesinlikle hata işlemiş oluruz. Doğruyu ve yanlışı bulmak için, Kur’an ve sünnete başvurmalıyız. Çünkü kâfirler ve zalimler; İslam unutulsun, İslam’ın kuralları kötü bilinsin, İslam’dan herkes nefret etsin, diye var güçleriyle çalışıyorlar.
Yukarıda söylediklerimi bazı kesimler yanlış anlamasın diye tekrar vurguluyorum: Fen bilgisi, matematik, tarih, Türkçe vs. okunmaz demiyorum, elbette okunur. Müslüman her konuda bilgili olmalıdır. Ama bunları okurken Kur’an ve sünnetten habersiz olmayalım diyorum.
Günümüzde maalesef okuma eylemi yok denecek kadar az.
Uzmanlara göre Türkiye’de kitap okuma oranı her geçen gün düşüyor. Uzmanlar, kitap okuma oranlarının düşmesiyle birlikte özellikle gençlerin zihinsel sağlık ve yeteneklerinin de tehlike altına girdiğine dikkat çekiyor.
Yapılan araştırmalar, gençlerin zihinsel yeteneğini ve sağlığını olumsuz etkileyen akıllı telefon ve sosyal medyanın, kitap okumaya ilgiyi azalttığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de televizyon ve internete saatlerce vakit ayrılırken kitap okumaya kişi başı ayrılan süre günde yalnızca bir dakikadır. Yine Türkiye, dünyada %0,1’lik kitap okuma oranıyla 86. sırada yer almaktadır. Japonya’da kişi başına 25, Fransa’da 7 kitap düşerken, Türkiye’de 12 bin kişiye bir kitap düşüyor.
Müslümanlar okuma eylemini gerçekleştirmiyor. Telefonlar, tabletler okumanın önüne geçmiş durumda. Zaten kâfirlerin istediği de buydu: Okumasın, araştırmasın, düşünmesin; biz yapalım, onlar uygulasın, onlar yaşasın mantığını empoze ettiler. Başarılı da oldular. Müslümanlar okumuyor, düşünmüyor, üretmiyor; sadece yiyor, içiyor, geziyor, tüketiyor. Az bir şey düşünmeye başladıklarında ise hemen tepesine vuruyorlar: “Sen düşünme, biz senin yerine düşünürüz, biz senin yerine yaparız.” diyorlar.
Baksanıza İslam âlemine, iki milyar Müslüman var ama kâfirlerin gözetimi altında yaşıyorlar. Kâfirler ne derse, nasıl yönlendirirse o şekilde bir hayat sürüyorlar.
Nitekim başlığımızda da dediğimiz gibi, “Okumayan toplum, esir olmuştur.” O yüzden okumalıyız ve düşünmeliyiz. Kur’an’la irtibatımız hiç kesilmemeli. Bakara, Âl-i İmran, A’râf, En’âm surelerinden haberimiz olmalı. Daha sonra da dünyalık işlere koşmalıyız.
Bakın, Efendimiz Bakara suresi hakkında ne diyor:
“Bu sure, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hadislerinde en çok zikrettiği ve övdüğü suredir.” Nebi şöyle buyurmuştur:
“Evlerinizi (taat, zikir ve Kur’an’ı terk ederek) kabirlere çevirmeyin. Muhakkak ki şeytan, içinde Bakara suresi okunan evden kaçar.” (Müslim 780)
“Bakara suresini okuyun çünkü onu almak (okumak, tedebbür etmek, onunla amel etmek) berekettir. Onu terk etmek ise hüsran ve pişmanlıktır.” (Müslim 804)
Nitekim Kur’an-ı Kerim bazılarının sadece zor anlarda, ölüm ya da hastalık anında akıllarına geliyor. Hâlbuki bu şekilde olmamalı. Kur’an, her daim gündemimizde olmalıdır.
Kur’an-ı Kerim’i gündemine almayanların, günümüzde ne hâlde olduklarını açıkça görmekteyiz. Kur’an’ı gündemine almayanlarda; haksızlık, hırsızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık, fuhuş, zina, çıplaklık, faiz, şirk, edepsizlik, kin, nefret gibi şeyler olur. Bunlar da öldüğümüzde ebedi hayattaki sonumuz olacaktır.
Efendimiz bizlere yine uyarıda bulunmaktadır:
“Kur’an-ı Kerim’i okuyun. Zira Kur’an, kendini okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir. Zehraveyn’i yani Bakara ve Âl-i İmran surelerini okuyun. Çünkü onlar kıyamet günü, iki bulut veya iki gölge veya saf tutmuş iki grup kuş gibi gelecek, okuyucularını müdafaa edeceklerdir. Bakara suresini okuyun. Zira onu okumak, berekettir. Terki ise pişmanlıktır. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar.”
(Müslim, Müsâfirîn 252)
Şu da unutulmamalıdır: Okuduğumuzu hayatımıza geçirmeliyiz, yaşamalıyız. Okuduğumuzu hayatımıza geçirmezsek bizlere pek bir faydası olmayacaktır.
Okumayı bırakmayan Gazze’yi örnek almalıyız. İki yılı aşkındır zor şartlarda Siyonistlere karşı mücadele veriyorlar ama isyan etmiyorlar. Müslümanların onları yalnız bırakmalarına kızıyorlar, Allah’a şikâyet ediyorlar. Beklentileri doğru, şikâyetleri doğru. Fakat Gazze’deki kardeşlerim, dünyadaki Müslümanlar bitik hâlde. Hepsi kâfirlerin esiri olmuş. Okumayı bıraktıkları için hiçbiri düşünemiyor, hiçbiri akledemiyor. Çünkü Kur’an’la irtibatları yok, Peygamber’in yaşantısına vâkıf değiller.
Sizler mücadele ediyorsunuz Allah için, o zor ortamda dahi Kur’an’la irtibatınız devam ediyor. Maalesef tüm Müslümanlar esir olmuş durumdalar. Rabbim sizlere zafer nasip etsin. İslam âlemine de Kur’an’ı ve Peygamber’i anlamayı, esir olmaktan kurtulmayı nasip etsin. Âmin.
• Emrah Doğru

GRUBA KATIL