Nili Casusluk Örgütü- II
Arşiv Genel Yazarlar

Nili Casusluk Örgütü- II

 

Sarah’nın[1] istihbarat toplamadaki vasıtalarından biri, rüşvet idi. Sarah (Sara), rüşvet yoluyla çok önemli bilgiler toplamaktaydı. Bu vesileyle Osmanlı ordusunun silah depoları, askerî birliklerinin kaydırılması ve yüksek subayların adları ile maiyetleri gibi bilgilerin yanı sıra Tabariya’daki tahkimat tesislerinin planlarını ele geçirmiştir. Sarah’nın istihbarat toplamadaki bir başka aracı ise tarım istasyonunda iki haftada bir düzenlediği ve Roma saraylarında yapılanlarına benzeyen, ahlâksız partilerdi. Bunlara katılan misafirler arasında Türkiye sahil güvenliğine mensup subaylar da bulunmaktaydı. Buradaki eğlence ortamında sarhoş olan subaylar kanalıyla önemli bilgiler elde edilmekteydi.[2]

​NİLİ casusluk şebekesini farklı kılan özelliklerden biri, sadece istihbarat faaliyetleriyle yetinmemesi; aynı zamanda propaganda yürütmesiydi. Bu propaganda, genellikle yalan yanlış bilgilerle Batı kamuoyunu Osmanlı aleyhine kışkırtmak yönündeydi. Bunda başarılı da olmaktaydılar. ​Nitekim Alexander Aaronsohn; ABD’deki Yahudileri, Almanya ve Türkiye’ye karşı kışkırtmak, ABD hükümetini etkilemek için yayınlar yapmaktaydı. Alexander’ın, Amerikan kamuoyunu Osmanlıya karşı harekete geçirmek maksadıyla 1916’da yazdığı With Turks in Palestine (Türklerle Filistin’de) adlı hatıratını, İngiliz propaganda şefi Lord Northcliffe, altı dile tercüme ettirerek tarafsız devletlerde dağıttırmaktaydı. Ayrıca propaganda faaliyetleri bağlamında Amerika’nın önde gelen basın organlarında Türklerin Ermenilere katliam yaptıklarına, Almanların ise bu katliama yardımcı olduklarına dair makaleler kaleme aldığını, yine hatıratında dile getirmiştir. ​Bu tür faaliyetleri sadece Alexander yapmamış, Amerika’da ve İngiltere’de faal olan NİLİ üyeleri yapmışlardır.[3]

Nili Casusluk Örgütü Haberleşme Yöntemleri:

NİLİ casuslarının ele geçirdikleri önemli bilgiler, düzenli olarak Yafa sahillerine inen İngiliz devriye gemisi Monegam’a (casuslar Menachem diyordu) teslim edilmekteydi. Bu casusların kullandıkları iletişim, çeşitli şekillerde olmaktaydı. Casuslar, Tarım Deneme İstasyonunun balkonuna astıkları çamaşırla Monegam’a işaret vermekteydi. İstasyona asılan beyaz çamaşır, sahilin güvenli ve yolun açık olduğu anlamına gelmekteydi. Renkli çamaşırlar, sahilde Türk devriyelerinin bulunduğuna ve bir temasın olamayacağına işaretti. Geminin geldiği gecelerde Sarah, çay ve kumar partileri düzenliyor, bölgede konuşlanmış Türk birliklerinden önemli şahısları davet ederek dikkatlerini dağıtıyordu. Sahile inen casuslar, Arap botçuların yardımıyla gemiye taşınıyordu. Casuslar, bu ameliyede Arap iş birlikçilerle ortak hareket ediyordu. Gemiye taşınan casuslar, deri bir çanta içinde muhafaza ettikleri istihbaratı İngiliz yetkililere veriyordu. Karşı taraftan da değişik belge, gazete haberleri ve çalışmalarında kullanmak üzere bol miktarda altın alıyorlardı. Bu alışverişte tehlikeli anlar da yaşanıyordu. Örneğin bir defasında Alman denizaltısı komutanı, Atlith’e çıkmış, sahile dönerken uzaklaşmakta olan Monegam gemisini fark etmişti. Fakat Alman komutan, sisli havada geminin kimliğini tespit edememişti.[4]

Diğer bir iletişim şekli olarak posta güvercinleri kullanılmaktaydı. Posta güvercini, sadık bir irtibat ajanıydı. İngiltere’de, casusların kullanabileceği iletişim araçlarını engellemek amacıyla evinde güvercin besleyen insanların da tutuklandığı bilinmektedir. Haberleşme güvercinlerinin Osmanlı topraklarında da etkin bir şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir.

Savaşın başlangıcından itibaren Osmanlı toprakları, casusların cirit attığı bir yer hâline gelmiştir. Özellikle Irak, Suriye ve Filistin cephelerinde başta İngiliz istihbarat örgütü olmak üzere, diğer istihbarat örgütlerinin casusları da haberleşme güvercini kullanmaktaydı.

Bunun en güzel örneği Filistin cephesinde yaşanmıştır. 1915-1917 yıllarında kurulan ve İngilizler lehine faaliyetlerde bulunan Yahudi casusluk örgütü NİLİ, topladığı bilgileri, İngilizlere güvenle ulaştırılabilmek için yoğun bir uğraş vermiştir.

Bu amaçla, Kahire’deki İngiliz yetkililer Atlith’e telsiz ve telgraf göndermeyi düşünmüşler fakat telsiz teknolojisi için aradaki mesafenin uzun olmasından iletişimin sağlanamayacağına karar vermişler. Bunun üzerine Monegam gemisiyle kasalar içinde güvercinler getirilerek NİLİ casus teşkilatı sorumlusu Sarah’a teslim edilmiştir. İletişim, NİLİ casusu Sarah’nın topladığı bilgileri kapsüller içine koyarak bu güvercinlerin ayaklarına bağlayıp İngilizlere uçurmasıyla olacaktı. Doğu Akdeniz Özel İstihbarat Bürosunun (EMSIB) merkezinin bulunduğu Port Said ile Atlith arası 300 milden az olduğuna göre, güvercinler bu mesafeyi rahatlıkla aşabilirlerdi. Bu vasıtanın pratikteki faydası ise NİLİ’nin temin etmiş olduğu askerî bilgileri, 2 hafta yerine, 1 günde Kahire’ye ulaştırabilmesi idi.[5]

Haberleşmede kullanılan bir başka yöntem ise denize şişeler atılmasıydı. İvedilik içermeyen bilgiler, İbranice notların bulunduğu şişelerle denize bırakılıyor ve Monegam’ın alması sağlanıyordu.[6] Feridun Kandemir[7] de hatıratında, Sarah ve diğer bölgelerdeki Yahudi casusların elde ettikleri bilgileri İngilizlere nasıl ulaştırdıklarını anlatmıştır: “Casuslardan gizlice aldıkları bilgileri, her akşam belli bir saatte, lamba ile işaret vererek kıyıdan geçen İngiliz gemisine şişe içinde gönderiyorlardı.”

Şebeke mensuplarının bir başka iletişim şekli ise gece yarısı, sahilde kibrit yakarak İngiliz gemileriyle haberleşmeleriydi. Bunların dışında Atilhan’ın zikrettiği çok farklı bir haberleşme şekli daha bulunmaktaydı. Anlattığına göre, Musa Dağı’nda bedevî kıyafetli bazı kişilerden biri, bazen sağdaki tepede ayağa kalkıyor, diğeri oturuyordu. Sağdakilerden iki kişi oturduğunda boyun noktasından iki insan ayağa kalkıyordu. Bunların bazen biri, bazen de ikisi birlikte oturuyor veya ayağa kalkıyordu. Sol tepedekiler de buna benzer hareketler yapıyorlardı.[8]

Osmanlı Devletinin Aldığı Önlemler

Osmanlı devleti, bölgeden gelen istihbarat raporları doğrultusunda Türk birliklerini bu sinsi düşmana karşı lüzumunca uyarmaktaydı. Bunlardan birinde Dahiliye Nezareti, Kudüs Mutasarrıflığına gönderdiği bir telgrafta, Filistin ve Suriye bölgelerinde faaliyet gösteren gizli örgütler hakkında uyarıda bulunmuş ve bu örgütlerin faaliyetlerinin araştırılmasını istemiştir. Aynı nezaret, “müstacel ve pek mahrem” parafıyla Suriye, Beyrut, Haleb, Adana vilayetleri ile Cebel-ü Lübnan, Teke ve Menteşe mutasarrıflıklarına gönderdiği başka bir yazıda; Mister Omblus adında bir İngiliz’in liderliğinde kurulan bir casus örgütün, Anadolu’nun güney sahilleriyle Suriye ve Filistin’de bulunan Osmanlı kuvvetleri hakkında bilgi topladığını haber vermekteydi. Bu örgüt, Mısır’da Arap ve Yahudilerden oluşan iki şubeyle diğeri Kıbrıs’ta bulunan üçüncü bir şubeye sahipti. Hususi vapurlarla sahillere bırakılan örgüt mensupları; Siyonist Museviler, Hristiyan Araplar ve hükümete muhalif Müslüman Araplardan aldıkları malumatı, Mısır’daki İngiliz istihbaratına ulaştırmaktaydı. İngilizlerin bölgede en dikkat çekici yapılanmalarından biri de Kalas’ta oluşturulan istihbarat bürosuydu. Büronun sorumlusu, Breşon adında bir İngiliz mülazım-ı evveliydi. Burada yetiştirilen casuslar, Babadağ-Köstence hattıyla İstanbul’a gelmekteydi. Buradan ya İzmir-Beyrut-Şam ya da İstanbul-Halep-Şam istikametine doğru dağılmaktaydı. Osmanlı yetkilileri, söz konusu casuslar hakkında bazı güvenlik önlemleri alma yoluna gitmiştir. Yetkililer, Filistin-Suriye hattına gelen yolcuların sıkı bir aramaya tabi tutulmasını, özellikle sahil kesiminde bu kontrollerin artırılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca kuzeyden gelecek trenlerin ve kara hattını kullanan yolcuların özenle aranmasını, özellikle seyahat varakalarının dikkatlice incelenmesini istemiştir.[9]

Osmanlı devleti için, savaştan önce yakalanan casusların hangi kanun gereği yargılanacakları büyük bir sorun teşkil etmişti. Ayrıca, savaşlarda uyulması gereken uluslararası kuralları kapsayan 1907 Lahey Sözleşmesine uyma mecburiyeti de vardı. Şura-yı Devlet ve Meclis-i Vükela’nın çalışmaları sonucunda 29 Ekim 1914’te Esrar-ı Askeriyeyi İfşa ve Casusluk ve Hıyanet-i Harbiye Hakkında Muvakkat Kanun yayımlanmıştır. 21 maddeden oluşan Muvakkat Kanun, Bahriye Nazırı Ahmet Cemal Paşa, Adliye Nazırı İbrahim Bey, Harbiye Nazırı Enver Paşa ve Sadrazam Mehmet Said Paşa’nın imzalarını taşımaktadır.

Muvakkat Kanun, casusluğun hangi durumlarda ortaya çıkacağını ve karşılığında uygulanacak idam, sürgün, hapis, kürek ve para cezalarını ayrıntılı olarak açıklamaktaydı. Kanunun idam cezasını tarif eden ve 15 fıkradan oluşan 14. Maddesinin, casuslukla ilgili 5. fıkrası şöyleydi: “Casusluk etmek, yani düşmanın gücünü artırmak maksadıyla onunla muhabere ve münasebette bulunmak veya düşmanın faydası için malumat elde etmek teşebbüsünde bulunmak ya da casusu bilerek kabul edip kullanmak.”

Kanun-ı Muvakkat’ın dikkat çeken diğer bir husus ise on sekizinci madde de yer alan, askerî mensuplar da dâhil olmak üzere, her kim tarafından olursa olsun seferberlik esnasında işlenecek bir suçun faillerinin Divan-ı Harplerde yargılanacak olmasıdır.[10] Kanunun yayımlanmasından sonra Osmanlı coğrafyasında yakalanan casuslar, savaş gibi olağanüstü hâllerde oluşturulan ve askerî mahkemeler olarak da bilinen divan-ı harplerde yargılanmaya başlamıştır.

Savaş döneminde oluşturulan divan-ı harplerde idam, hapis, kalebentlik ve prangabentlik dışında, yine casusluk yaptıkları düşünülen bazı şahıslar için harp mıntıkası haricine gönderilmek ya da güvenli bölgelere sevk edilmek şeklinde kararlar alınmıştır.[11]

Osmanlı devleti, casuslukla ilgili kanunları çıkarttıktan sonra, bir taraftan da Osmanlı topraklarındaki casusluk faaliyetlerini önlemek amacıyla çeşitli tedbirler almıştır. 7 maddelik bu tedbir kararı, uygulanmak üzere vilayetlere gönderilmiştir.[12]

Filistin’de yabancı devletlerin tabiiyetinde kalarak dokunulmazlık kazanan Yahudiler, Osmanlı nizamlarını çiğneyerek çeşitli casusluk faaliyetlerinde bulunmaktaydı. Bu yönde istihbarat alan IV. Ordu komutanı Cemal Paşa, 1916’nın sonlarında Filistin’de Yahudi kolonilerinde yaşayan birçok kişinin silahlarına el koymuştur. Fakat Yahudiler, silahların büyük bir kısmını toprağa gömerek yetkililerden kaçırmayı başarmıştır. Türk yetkililer, Yahudilerin Osmanlı vatandaşlığına geçerek Türk kanunlarına tabi olmalarını, aksi takdirde ülke topraklarından çıkarılacağını deklare etmiştir. Buna rağmen yabancı tabiiyetinde kalmada ısrar eden Yahudiler, Filistin’den çıkarılmıştır.

Yabancı ülkelerden zaman zaman Filistin’e gelen Yahudiler de Osmanlı aleyhtarı casusluğun bir parçası durumundaydı. Osmanlı devleti, İstanbul üzerinden Avrupa’ya gidip gelen Yahudilere karşı da sıkı güvenlik önlemleri getirmiştir. Kudüs’ten Avusturya’ya dönmekte olan 30 kişilik bir Yahudi kafilesi, casusluk şüphesiyle İstanbul’da alıkonulmuştur. Sıkı güvenlik önlemleri altında sorgulanan bu ailelerin gitmeleri 30 gün geciktirilmiştir. Ayrıca yabancı ülkelerde yaşayıp da aileleri Filistin’de ikamet eden bazı Yahudiler, casusluk şüphesiyle Filistin’den sınır dışı edilmiştir.[13]

NİLİ, tahliyeler sırasında Yahudilerin zulüm gördüğüne, Ermeniler gibi bir kıyımın eşiğinde bulunduğuna ve geride kalan mallarının Araplar tarafından yağma edildiğine dair dünya kamuoyuna düzmece haberler servis etmiştir. Bu haberler, Londra’da Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Lord Bryce ve genç asistanı Arnold Toynbee idaresindeki “Gizli Savaş Propagandası” tarafından Osmanlı aleyhinde kullanılmıştır.

Bu iddiaları sadece Osmanlı yalanlamamış, aynı zamanda Filistin’de ikamet eden, başta Yahudiler olmak üzere, diğer din mensupları ve ruhani liderleri tarafından da yalanlanmıştır. Frankfurt ve Berlin’de etkin olan Filistin Dostları Cemiyetinin Kudüs temsilcisi ve Avrupaca tanınan önemli şahıslarından bir Yahudi; Frankfurt, Budapeşte ve Amsterdam gazetelerine Yahudilere zulüm yapıldığına dair haberleri yalanlayan bir tekzip telgrafı çekmiştir.[14] (Devam Edecek…)

Ali KAÇAR

 

 

[1] Bazı kitaplarda (Yüzbaşı C. Rifat Bey’in günlüklerinde Filistin Cephesinde Nili Casusları kitabında s. 75-76) Sara, bazılarında ise (Celil Bozkurt, İmparatorluğu Yıkan Örgüt NİLİ kitabında s. 68-71 ve Necmettin Alkan, Ortadoğu’da Casuslar Savaşı NİLİ kitabında s.  52) Sarah olarak geçiyor.

[2] Alkan, s. 78

[3] Alkan, age. 82-83

[4] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/675909; https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/54/tur

[5] Necmettin Alkan, s. 75

[6] Dipnot, 29: Filistin Cephesi’nde 32. Alay 1. Tabur 2. Bölük kumandanlığı vazifesinde bulunan muallim Fuat Gücüyener, bu türden bir olaya bizzat şahitlik etmiştir. Yazdığına göre, Yafa sahilinde dürbünle tarassut ederken sahilin 500 metre açığında dalgalar arasında parlayan bir şişe dikkatini çeker. Şişeyi, 1. Hecinsüvar Bölüğü kumandanı Mülazım-ı Sani Halet Bey yüzerek çıkartır. Şişenin içinde İbranice yazılmış bir şerit kâğıt çıkar. Sonra bu belge, deşifre edilmek üzere Al-Ariş’te alay kumandanı Kaymakam Hasan Basri Bey’e gönderilir. Bkz. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/675909;https://www.konyayenigun.com/birinci-dunya-savasinda-nili-istihbarat-orgutu-ve-konyada-bir-yahudi-casus-simi-simon

[7] Gazeteci, yazar. Mustafa Kemal’in isteği üzerine Ankara’da ilk Büyük Millet Meclisi basımevinin kurulmasında hizmet vermiş, daha sonra bu basımevinin müdürlüğü görevine getirilmiştir. Cumhuriyet döneminde ilk kurulan hükümetler döneminde ilk istihbarat müdürü olarak Trabzon, Batum ve Tiflis’te hizmet görmüştür. Hicaz ve İran’da da çalışmıştır. Çeşitli konularda eserleri bulunmaktadır.

[8] Alkan, age. s. 77-78

[9] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/675909

[10] Daha geniş bilgi için Abdullah Lüleci’nin “I. Dünya Savaşı Yıllarında Osmanlı Devletinde Casusluk Faaliyetleri” (1914 – 1918) – isimli doktora tezi, s. 1191-192. bkz. file:///C:/Users/EtSisTeM/Downloads/T06023.pdf; https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/675909

[11] Osmanlı Devletinin farklı bölgelerinde kurulan divan-ı harplerde, haklarında sürgün cezası verilen casusların isim listesi için bkz. Lüleci, agdt. s. 196

[12] Osmanlının belirlediği 7 maddelik tedbirler için bkz. Lüleci, agdt. s. 199-200

[13] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/675909

[14] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/675909

GRUBA KATIL