RÖPORTAJ:
YEGİRTU-İ İSLAM-İ KÜRDİSTAN (KÜRDİSTAN İSLAM BİRLİĞİ) DIŞ İLİŞKİLER SORUMLUSU DR. MÜSENNA
Genç Birikim
DR. MÜSENNA: BİZLER IRAK KÜRDİSTANI İSLAMİ ÇALIŞMALARININ ANA GÖVDESİYİZ.
| Dergimizin sahibi İbrahim Hakkı Toprak ile Genel Yayın Yönetmeni Ali Kaçar’ın, Irak’ın Süleymaniye şehrinde, Yegirtu-i İslam-i Kürdistan (Kürdistan İslam Birliği) dış ilişkiler sorumlusu Dr. Müsenna ile gerçekleştirdiği röportaj’ın Irak Kürdistan’ında İslami davet çalışmalarının tarihi seyrini anlamaya katkısı olacağını ümid ediyoruz. |
Genç Birikim: Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Dr. Müsenna: Süleymaniye Üniversitesinde öğretim üyesiyim. Yüksek lisansımı Uluslararası ilişkiler, doktoramı da İslam Felsefesinde tamamladım. 2005 yılından bu yana Yegirtu’nun İslam ülkeleri ile ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesiyim.
Genç Birikim: Partinizin genel merkezi nerede
Dr. Müsenna: Genel merkez Erbil’de, ikinci büyük binamız da Süleymaniye’de.
Genç Birikim: Bölgesel yönetim parlamentosunda ve Bağdat’ta kaç milletvekiliniz var?
Dr. Müsenna: Yerelde 6 (Bölgesel Yönetim Parlamentosu üye sayısı 110), Bağdat’ta yani merkezi hükümette ise 4 milletvekilimiz var. Ayrıca bakanlar kurulunda göç ve ilticadan sorumlu bir bakan temsilcimiz var. Yani Bağdat’ta yönetimdeyiz fakat Kürdistan’da muhalifiz. Bu bakanlık her yerde yok sanırım. Irak’ta hem içte hem dışta insan hareketliliği çok olmuş. Kuzeyden güneye, doğudan batıya, dış ülkelere; bu sebeple bunları düzenlemekle uğraşıyoruz.
Genç Birikim: Bize Irak Kürdistan’ındaki İslami oluşumların başlangıcını anlatır mısınız?
Dr. Müsenna: İslami Hareketin Kürdistan’a gelmesi 1950’lere dayanır. İhvan aracılığı ile gelmiştir. 60 yılı aşkın bir geçmişi vardır. İhvan öncelikle insanlara sosyal hayatta, kültürde, fikirde, edebiyatta nüfuz etmeye başlayarak kök saldı. Bu söylediğim bütün Irak için geçerliydi. Kürdistan’daki İslami Hareketin gelişim tarihi Irak İhvan’ının gelişim tarihidir. İhvan 1980’lere kadar sadece insan yetiştirmeye odaklandı. Ve çok mümtaz insanlar yetiştirdi. Yegirtu’yu da bu yetişen insanlar kurdu. Doğrusu Yegirtu’nun tarihi ile İhvan’ın tarihi aynıdır. Ancak Yegirtu olarak resmi kuruluş tarihimiz, 1994’tür. 1994’ten önce yeraltındaydık ve faaliyetlerimiz gizliydi. Bu yıllar boyunca Kürdistan’daki İslami faaliyetlerin omurgasını Yegirtu’yu kuran bu insanlar teşkil ediyordu. 1994’ten önce daha çok tebliğ faaliyetleri, hayır hasenat işleri ağırlıktaydı. Yine bu zamanlar boyunca kitabın yaygınlaştırılmasını ve sevdirilmesini sağlamaya çalıştık. Bizim 1994’teki resmi açılışımızdan önce bölgede faaliyet yürüten Rabıta-i İslam vardı. Ağırlıklı mescitler yapıyordu. 1988’deki Halepçe katliamından sonra 1989’da kurulmuştu.
Genç Birikim: Bu Rabıta-i İslam’ın Suud kökenli Rabıta ile alâkası var mı?
Dr. Müsenna: Hayır, organik bir bağı yok. Bu kurum, özellikle Kürtlerin kendi içlerindeki organizasyonunu sağlıyordu. Kürt Rabıtasının başka ülkelerle ilişkisi ne kadarsa Suud ile ilişkisi de o kadardı.
Genç Birikim: Yegirtu’nun Mısır İhvanı ile ilişkisi nedir. Bir de Şeyh Osman’ın İslami Harekete katkısından bahseder misiniz?
Dr. Müsenna: Şeyh Osman bölgede çok sevilen, sayılan, muhterem hatip bir âlimdi. Yegirtu’nun içinden geldiği gelenek olan İhvan’ın bölgeye taşıyıcısıydı. Aynı zamanda İslami Hareket’in kurucusu ve mimarıydı (Bizutunova İslami). 1987 yılında özellikle İran’ın telkinleriyle Şeyh Osman ve İslami Hareket silahlı mücadeleye karar verince, bu yönelişe katılmayanlar daha sonraları Yegirtu’yu kuracak ekip olarak ayrı durdular. Onlar silahlı mücadeleyi tercih ederken bizler siyaseti, tebliği ve silahtan uzak bir duruşu tercih ettik. Bizler Kürdistan’a ve Kürtler’e silahın hiçbir faydasının dokunmayacağına kanaat getirmiştik.
Genç Birikim: İran, bu hareketi silaha sevk ederken Kürtlerle mücadele için mi yoksa Baas rejimine karşı savaşmalarını mı istemişti?
Dr. Müsenna: Saddam rejimine.
Genç Birikim: Bu tarih 1987 mi 1989 mu idi?
Dr. Müsenna: 1987.
Genç Birikim: Çünkü 1987’de İran’a hicret ettiklerini biliyorduk.
Dr. Müsenna: İslami Hareket “Bizitunova İslami” aynı yıl kuruldu. Onlar tamamen silahlı bir mücadele bizler de siyasi, fikri, kültürel, eğitim, sosyal alanlarda çalışmayı tercih ettiğimizden ayrışmamız bu noktada gerçekleşti.
Genç Birikim: Tamamen İhvan çizgisinde mi idiniz?
Dr. Müsenna: Evet, İhvan çizgisindeyiz. Fakat bizim Mısır’la, merkezle organik bir bağımız olmadı. Onların fikir, siyaset, eğitim tecrübelerinin bölgeye uyarlanmış şekliyiz. Onlarla kardeşlik, istişari, danışma hukukumuz var, fakat onların siyasi uzantıları değiliz.
Genç Birikim: Biz, 1940’ların sonlarında Mısır’dan rahmetli İmam Hasan el-Benna tarafından gönderilen iki kişinin çalışmaları sonucu buralarda İhvan’ın fikirlerinin yaygınlaşıp kök saldığını biliyoruz. Bu, doğru mudur?
Dr. Müsenna: Evet doğru. İşte onlar bu günkü Yegirtu’nun kurucularıdırlar.
Genç Birikim: Yine bizim bildiğimize göre rahmetli İmam Hasan El-Benna’nın görevlendirdiği iki kişiden biri Mahmut Savvaf, diğeri de Emcet Zehavi idi. Bu ikisi tarafından ihvan düşüncesi Irak’ta yayılmıştır. Bu iki Müslüman’ın da Musul Araplarından olduğunu biliyoruz. Bu doğru mu?
Dr. Müsenna: Mahmut Savvaf Arap’tır, Emcet Zehavi ise Kürt’tür, Arap değil.
Genç Birikim: Şeyh Osman, 1954’lerde Irak İhvan’ı ile yani Mahmut Savvaf ve Emcet Zehavi tanıştıktan sonra İslami düşüncesi Irak Kürdistan’ında yayıldığı söylenir. Bu konuda ne dersiniz?
Dr. Müsenna: Hayır, bu bilgi hatalı. Şeyh Osman buralarda hatırlı, sevilen, çevresi olan, hatip bir âlimdi. Kendisi İhvan’ı buraya taşımadı, buraya gelen mesajların yaygınlaştırılmasına önayak oldu, uygun bir zemin hazırladı. Kerkük’ten Molla Abidin Reşid vardı, Molla Ömer Aşari, Molla Abdulaziz Parzani. Bunlar Bağdat ve Musul’daki düşünceleri buralara taşıdılar. Zaten belirli bir altyapısı olan bir zemin de olunca hareket yaygınlaşmada zorluk çekmedi.
Genç Birikim: 1971 yılında Saddam’ın baskısı sonucu İhvan’ın tamamen dağıtıldığı bir dönem oldu. Bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Müsenna: 1971–72 de siyaset alanındaki muhalefet boşluğunun yavaş yavaş İhvan tarafından doldurulmaya başlandığını fark etti. Ancak bu baskı sadece İhvan’a yönelik bir baskı da değildi. Diğer sol, laik v.s. bütün parti ve örgütlere de vardı. İhvan’a yapılan baskı ve yıldırma dayanılamayacak aşamaya geldiği gibi, Saddam, eğer kapatmazlarsa işkence ve tecavüzleri daha da arttırmakla tehdit etti. Bunun üzerine 1973 yılında Abdülkerim Zeydan örgüt çalışmalarını fesh ettiğini ilan etti.
Genç Birikim: Abdülkerim Zeydan o zaman cemaatin başında mı idi.
Dr. Müsenna: Evet.
Genç Birikim: Kendisi nereli?
Dr. Müsenna: Abdülkerim Zeydan Arap’tır. Ancak şu an 90’lı yaşlarda ve Yemen’de yaşıyor. Büyük bir İslam Fıkıh âlimidir.
Genç Birikim: Evet, Türkçe’de de eserleri var.
Dr. Müsenna: 1973’lerde bu duraklama devresi İhvan açısından bütün Irak’ta gerçekleşirken, Kürdistan’da 1980’lere doğru İhvan neşvünema bulup serpilmeye başladı. İran Kürdistan’ında da Molla Selahaddin Muhammed Bahaddin oradaki İhvan çalışmalarını yürütüyordu. Molla Selahaddin Irak Kürdistan’ı ile bağlantıları kuran kişi idi aynı zamanda. Aynı zamanda da Yegirtu’nun kurucusudur. Irak genelinde İhvan herhangi bir kavme atıf yapmazken, Kürdistan’da Kürtlerin özel durumları vesilesi ile Kürt vurgusu yapıldı. Kürtlerin bağımsızlığı programda özellikle yer aldı. Ve ismimiz, Yegirtu-i İslami Kürdistan (Kürdistan İslam Birliği) oldu. Bizler Kürt kavminin hakları olduğunu ve bunu Müslüman kalarak İslam Devleti hedefimizde çözebilmeyi savunduk. Çünkü Kürtler aynı zamanda Müslüman’dır. Bu sebeple silahlı mücadeleye başvurmadan, halka itici gelmeyecek, aşırılıklardan uzak, İslami, siyasi ve Kürt vurgusu olan, bize ait bir İhvan oldu.
Genç Birikim: 1987’de Şeyh Osman ile ayrıldınız. Bir de Ali Bapir var, şu anki Cemaat-i İslami (Komola İslami)’nin kurucusu. Onunla ilişkileriniz nasıl?
Dr. Müsenna: Şeyh Osman ihvan’ın ana çizgisinden ayrılıp silahlı bir cemaat kurunca, iki ayrı grup ortaya çıktı. Bu oluşan silahlı İslami Hareketin içinde, Ali Bapir, orada daha önce ulaştığı ünü ve yeteneği sayesinde kısa sürede sivrildi.
Genç Birikim: O zamana kadar İhvan ile birlikte değil miydi?
Dr. Müsenna: Hayır, o bağımsızdı. Yine şu an Norveç’te tutuklu bulunan Molla Fatih Kirekar o zaman hareketin içinde öne çıkanlardandı. Molla Kirekar’ın ihvan geçmişi vardı, fakat Ali Bapir’in yoktu. Ali Bapir İhvan’ın kitaplarını okur, görüşlerini savunurdu, fakat ihvan’ın içinden değildi. Molla, Afgan Cihadına gitmiş ve orada Cihadi fikirleri öne çıkmıştı. Fakat başta birlikte hareket eden bu üçlü Irak’a döndüklerinde ayrıldılar. Tabi bu ara Şeyh Osman’ın ölümü bu süreci hızlandırdı. Kardeşi Ali bin Abdulaziz hareketin başında kaldı. Şu an onun oğlu İrfan bin Ali hareketin başında. Bu bölünmede bir grup Ali Bapir ile birileri de Molla Kirekar ile gitti. Ali Bapir Komola İslami’yi, Molla Kirekar Ensar El İslam’ı kurdu.
Genç Birikim: Bu ayrışma ne zaman gerçekleşti.
Dr. Müsenna: Bu ayrışma şeyh Osman’ın vefatıyla oldu. Yaklaşık 1998 de. 1999 yılında Ali Abdulaziz yeni bir oluşuma gidiyor. Şeyh Sıddık Abdulaziz 2000 yılında birleşip birleşik İslami Hareketi oluşturuyorlar. 2001’de kongre oluyor, Ali bin Abdulaziz seçilmiyor. Şeyh Sıddık’tan önce bir süre Muhammed Ömer başkanlık yapıyor. Şeyh Sıddık Abdulaziz’den sonra kongre yapılıyor ve o zamandan bu yana İslami Hareket (Bizutunova İslami)’nin başında Ali bin Abdulaziz’in oğlu İrfan bulunuyor. ABD 2003’de Irak’ı işgal ettiğinde başında Molla Kirekar’ın bulunduğu Ensar El İslam’ı vurdu. Üyelerinin çoğu öldü, kalanları Araplardan oluşan Ensar Es-Sünne’ye katıldı. Kürdistan’da Ensar El İslam kalmadı. Dolayısıyla İslami Hareket’ten Komola İslami kaldı. Şu anda Kürdistan’da silahlı veya illegal bir İslami Örgüt yok. Hepsi legal siyaset yapıyor, partileri ve parlamentoda vekilleri var. Yegirtu, Komola İslami, Bizitunova.
Genç Birikim: İslam dünyasında ayrılıklar genellikle itikadi, yöntem farklılığı veya ilkelerden kaynaklanan ayrılıklarla izah edilir. Ancak bunların çoğu yöneticilerin ahlaki yapısı ve mizaç farklılığının belirleyiciliğinden kaynaklanıyor. Burada Molla Osman vefat ediyor, bir anda üç tane hareket çıkıyor, siz bu bölünmeleri nasıl açıklıyorsunuz?
Dr. Müsenna: Doğru söylüyorsunuz. Sorunların çoğu şahsi, çok azı ilkesel ve yöntemsel meseleler. Ancak bizim İslami Hareketten ayrılma sebebimiz, fikir ve siyaset idi. Onlar silahlı mücadeleyi seçti, biz de siyaseti. Biz kimseden ayrılmadık, ancak onlar bizden ayrıldı. Çünkü ana gövde bizdik.
Genç Birikim: Diğer gruplarla itikadi yönden bir farklılığınız var mı?
Dr. Müsenna: Akidevi bir farklılık yok. Hepsi Sünni ve Şafii. Fakat sistem, yöntem ve çalışma farklılığımız var. İslam’a nasıl hizmet edeceğimiz konusunda farklılıklarımız var. Bizler daha sistemli ve organik çalışıyoruz, onlarsa dağınık ve sistemsiz.
Genç Birikim: Komola İslami de silahlı mücadele yürütmüyorsa ayrıştığınız konular nedir?
Dr. Müsenna: Geçmişte onlar da silahlı mücadeleyi yürüttüğü için ciddi farklılıklar vardı. Şimdi ise bunu bıraktıkları için farklarımız çok azaldı. Çok yakınlaştık, görüşmelerimiz çok sıklaştı, hatta birleşmeyi bile düşünüyoruz. İkimiz de İslami bir partiyiz, ikimiz de siyasetle uğraşıyoruz ve muhalefetteyiz. Şu an kardeşlik ve yakınlaşma ileri seviyede devam ediyor.
Genç Birikim: İnsan üzerine yatırım yapıyor musunuz? İnsan yetiştiriyor musunuz? Yoksa sadece bütçe ve genel siyasi konularla mı uğraşıyorsunuz?
Dr. Müsenna: Bu soru önemli ve dikkatli bir soru. Yegirtu tek başına siyasi bir oluşum değildir. Bizim davet, eğitim, tebliğ çalışmalarımız, ders halkalarımız devam ediyor. Bunlar bizim toplamımızın yarısını oluşturuyor. Diğer yarısını da siyaset ve güncel sorunların takip edildiği parti çalışması. Ders halkalarında fıkıh, tefsir, hadis, siyer dersleri devam ediyor. Biz bu konuda değişik tecrübeler olduğunu düşünüyoruz. Mesela sizde siyaseti AK Parti, cemaat işlerini de Nur Hareketi yapıyor. Bizde ikisi birlikte yürüyor. Biz siyasi çalışmayı bir hizmet çalışması olarak görüyoruz. Bizim için eğitim birinci öncelik, ancak siyaseti de bunun önünü açacak bir araç olarak görüyoruz. Burada bir çiftçi örneği verebilirim. Nasıl ki bir eliyle toprağı düzeltip öbür eli ile dikeceği fidanın yerleşmesine müsait bir hale getiriyorsa, biz de siyaset aracılığı ile yetiştireceğimiz insanlara zemiz hazırlıyoruz. Irak genelinde başarısız tecrübelerin şahidiyiz. Şöyle ki, kurulu İslami partiler, insanı, eğitimi daveti terk edip, sadece güncel siyasetle uğraşınca uzun soluklu olamadılar. Biz bunu gördüğümüz için, esas mesele olan insan yetiştirmeyi ihmal etmemeye gayret ediyoruz. Mesela Sudan’da, Cezayir’de, Fas’ta hep farklı tecrübeler var. Mesela Fas’ta Adalet ve Kalkınma Partisi ve Et-Tevhid hareketi arasında paralel hareket etmek için bir protokol imzalandı. Bu tamamen yerel şartlara ve coğrafyaya göre farklılık arz edebilir. Hiç birisine %100 doğru diyemezsiniz.
Genç Birikim: Ocak ayında biz de Tunus’taydık. Gannuşi ile görüştük. Orada da farklı tecrübeler var, Fakat Suriye, Mısır, Cezayir… buralardaki güç ve birikimler nasıl bir araya getirilip güce dönüştürülecek? Aksi takdirde emperyal devletler, Müslüman ülkeleri tek tek işgal ve ifsad ediyorlar.
Dr. Müsenna: Biz burada yapmaya çalışıyoruz. Komola İslami ile aramızda protokol görüşmeleri var.
Genç Birikim: Bu, ne zamandan beri var?
Dr. Müsenna: Yaklaşık 1,5 yıldır var.
Genç Birikim: Medya, İslam dünyasındaki İslami hareketleri daima karalıyor. Buralarda da muhakkak aynı şey oluyordur. Ancak burada yani Erbil’de, Süleymaniye’de halkın arasında gezdiğimizde, İslami partileri fazlaca para düşkünü olduğu çokça gündeme getirilmektedir. İslami partilerin saygınlığı yaygın değil. Bu, parti ve İslami çalışmaların birlikte yürütülmesinden kaynaklanmış olabilir mi?
Dr. Müsenna: Halkın arasında böyle yaygın bir kanaat olduğuna inanmıyorum. Tabi burada da düşmanlarımız, İslam’ı sevmeyenler var. Biliyorsunuz Efendimize (s.a.v.) de çok iftira atıldı. Ona sihirbaz, şair, mecnun dediler. Bizi beğenmeyenler nasıl iftira atacaklarını şaşırıyorlar. Irak Kürdistanı’nda halk genelde ya dindardır ya da katı laiktir. Bunlar da daha çok dini siyasete alet etmekle itham ediyorlar, bu da bir iftiradan başka bir şey değil.
Genç Birikim: Ali Bapir ile yaptığınız görüşme ve protokolü İslami Hareket için de düşünüyor musunuz?
Dr. Müsenna: Aramız onlarla da çok iyi. Fakat Komola ile yaptığımız gibi bir protokol yok. Burada bizden sonra 2. Parti Komola İslamidir.
Genç Birikim: Arap baharı ile birlikte, diktatörlüklerin devrildikleri ülkelerde birbirinden farklı birçok yöntem vardır. Mısır’da İhvan örneği, Tunus’ta laiklerle işbirliği yapılıyor. Siz kendinizi hangi sisteme yakın görüyorsunuz.
Dr. Müsenna: Bizim halkımız Müslüman’dır ve biz demokratik bir mücadeleyi öngörüyoruz.
Genç Birikim: Demokratik mücadeleyi İslami mi buluyorsunuz? Oysa ABD ve İngiltere başta olmak üzere batılı emperyal devletler, Irak’a demokrasi getirmek için yüz binlerce masum insanı katletmişlerdir. Bunu en iyi yaşayan sizlersiniz. Hâlâ niçin demokratik bir mücadeleyi bir yöntem olarak kabul ediyorsunuz?
Dr. Müsenna: Bizim için demokrasi suyun kabı gibidir. Bu kap bir araçtır. Bunun içine ne koyacağınız önemlidir. Nasıl ki mutezilenin haricilerin yaptıklarından İslam sorumlu değilse, demokrasi de, adına yapılanlardan mesul değildir. Biz hükümetlerin yaptığı yanlışları hükümete geldiğimizde düzelteceğimizi umuyoruz. Biz İslam’ın öngördüğü hükümetin bütün insanların hak ve hürriyetlerini koruyan bir hükümet, adaleti önceleyen bir hükümet olduğuna inanıyoruz. İslami yönetimden direk el kesmeyi anlamıyoruz. Bunlar İslam’ın hadleridir. İslam’ın isteği sadece bu değildir. İslami hükümet her şeyden önce adaleti getirir. İnsan hak ve onurunu korur, adaleti sağlar, demokratik özgürlükleri sağlar.
Genç Birikim: Demokratiklikle neyi kastediyorsunuz?
Dr. Müsenna: İktidarı getirecek ve indirecek seçimleri anlıyorum. Adaleti anlıyorum, halkın istediği yönetimi işbaşına getirmesini anlıyorum.
Genç Birikim: Adalet ve özgürlük, ancak ve sadece İslami hükümlerle yönetilen ülkelerde söz konusu olur. Demokrasi, emperyal devletlerin işgal ve katliamlarını meşrulaştırıcı bir araçtır. Dolayısıyla adalet yerine zulüm, kan ve gözyaşını getirir. Demokrasi batıya ait bir kavram olup, İslam’la hiç bir ilgisi yoktur.
Dr. Müsenna: Biz demokrasiden özgürlük ve kurtuluşu (azadi) anlıyoruz. Demokrasi liberalizm, Makyavelizm, pragmatizmden farklı bir şeydir. Demokrasi ve İslam arasında bir problem yok. Bir araçtır, bir sistemdir. Bu sisteme neyi koyarsam onu işletir. Seçimin bir sıkıntısı var mı?
Genç Birikim: Peki bizler kendimize ait kavramları kullanarak yol alamaz mıyız?
Dr. Müsenna: Şu an zorlayarak bir şeylerin yapılabileceğine inanmıyorum. Siz iktidara gelir gelmez içkiyi yasaklayamayacağınıza göre sizler de demokrasiye inanıyorsunuz.
Genç Birikim: Bizler demokrasiye karşı çıkarken, vahyin mesajına susamış ve ıstıraplarla kıvranan bu yer küresine mesajın bir an önce, bulandırılmadan ve sulandırılmadan ulaştırılması zarureti ile karşı çıkıyoruz ve vahyin beşeri ideolojilerle aynı kulvarda yarıştırılamayacak farklı iki unsur olduğuna inanıyoruz.
Dr. Müsenna: Bizler İslam tarihine baktığımızda, sahabe ve tabiinin, dışarıdaki medeniyetlerden bazı yönetimsel enstrümanları aldıklarını görüyoruz. Söz gelimi vezirlik, askeri bazı şablon ve organizasyonlar, mühür, v.s. dolayısıyla niyet ve hedef önemli. Ve bir araç mesabesinde gördüğümüz bu olguların içinin doldurulma şekli önemli.
Genç Birikim: Biz, yine de kendi kavramlarımızı kullanmanın zorunluluğuna inanıyoruz. Bizde şûra var, ehlu’l hall ve’l akd var, istişare var vs. Üstelik demokrasi basit bir kavram ithali olmayıp, bir felsefesi ve dünya görüşü olan bir kavramdır. Bunu anlamak için bugünkü İslam dünyasına bakmak yeterli olacaktır. Dr. Müsenna yoğun işleriniz arasında bizlere vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Dr. Müsenna: Ben de çok teşekkür ediyorum.
NOT: Bu yazı Genç Birikim Dergisinin Mayıs-2013 sayısında yayımlanmıştır.


Follow