Ne’yi sorar isek o başımıza gelir.

Sorduğumuz sorular, hayatımızın şekillenmesinde en önemli etkenlerden birisidir. O açıdan sorduğumuz sorulara dikkat etmemiz gerekir. Yaşadığımız olaylarda başımıza gelen olayların kaynağını iyi tesbit edip onu “dönüştürmenin” yoluna gitmek ve ilerlemek tercihimiz olmalıdır. Bunu yapmaz ve “niçin ben” der isek bunu tekrar tekrar yaşarız. Ta ki orada verilen mesajı görüp, fark edip onu idrak edinceye kadar. Bu idrak gerçekleşmediği sürece yaşanan olay, farklı olay ve isimler ol’arak karşımıza çıkmaya devam eder.

Yaşadığımız her olay, hâl, durum, vaka vb. her şey bizim kendi tercihlerimizdir. Bizim O’nunla yaptığımız akidleşmenin sonucudur. Ne ile tekâmülümüzü tamamlamak istemiş isek onun açığa çıkmış hâlidir. Her şey bizim istediğimiz gibi ol’uyor. O kimseye zulmetmez/zulmetmiyor.

Bunu dönüştürme yolunda sorulması gereken doğru soru “niçin” değil “nasıl”dır. Yaşadığım bu olaylar “neden beni buldu? Neden benim başıma geldi/geliyor?” yerine “bunları nasıl dönüştürebilirim?” olmalıdır. O zaman nefsi temizlemeye başlarız. Ve nefsini arındıran kurtuluşa erer.

Nefsimizde takva ve fucur “yükü” ile yol’a devam eden bizler, fucur’dan ne kadarını, takva’dan ne kadarını tercih ettik? Ve bu tercihlerimizden olan fucur’un ne kadarını takva’ya dönüştüreceğiz? Biz mi “şeytan”ımızı yoksa “şeytan” mı bizi teslim alacak?

Ne zaman nefis itminana/mutmaine ulaşıp cennet’e yükselir ise orada “korku” bitecek ve arınma gerçekleşmiş ol’acaktır. Korkularından arınamayan ise cennete giremeyecektir.

Bu seçimlerin yapıldığı, tercih edildiği boyutlar farklı olabilir. Bu seçimlerin hangi boyutlarda olduklarını tesbit ederek dönüşümler yapılabilir. Bu tercihlerin bize gösterildiği “kalem”lerden birisi de çocuklarımızdır. Allah, Enfal Suresi ayat 28, Teğabun ayat 15’te bunu açık bir şekilde bildirir. Burada, mallarımızın ve çocuklarımızın bir “fitne” ol’duğundan bahseder. Fitne’nin anlamlarından birisi de “arınma”dır. Allah, bizlere iç dünyamızı, bu dünyamızdaki duygularımızı, düşüncelerimizi, seçimlerimizi, çocuklarımızın davranışları ve yaklaşımları ile bize gösterir. Bunları oku’yanlar, kendini görebilirler. Bunları dönüştürüp kendilerini arındırırlar. Bu “yansıma”larda, çocuklarımızda aynı paralelde seçimler yaparak geldiği/açığa çıktığı ve aynı zamanda birbirlerini tamamlayanlar seçimler ol’duğu için birbirlerini bulur ve seçerler. Yani “çocuk” da, “anne-baba” da tercihlerinin sonucunu yaşarlar. Bu bağlamda doğum öncesinde anne-baba da çocuklarını seçer; çocuk da anne-babasını seçerek bu dünyada deneyimini gerçekleştirir. Bu deneyim birbiri ile bağlantılı olması hasebiyle bir araya gelirler…

Bu seçimleri kişi tecrübe ederek görebilir ya da daha hayata yansımadan yani bu boyutta açığa çıkmadan da elbisesini temizleyerek yol alabilir. Bu arınma sonucunda “altun”un sahte olandan ayrışıp saf’lığının ortaya çıkışı gibi “öz”ünü ortaya çıkarır.

Bizler, çocuklarımızın davranışlarını, duygularını, yaklaşımlarını vb. dikkat etmeli ve bize gönderilen bu “ayna”yı -ki bir anlamda desteği- fark ederek dönüştürmeli ve bunu idrak durumuna yükseltmeliyiz. Onları ziynet haline dönüştürmeliyiz. Bunu yapalım ki ilerleyip tekâmülümüzü tamamlayabilelim. Ve bu arınmanın sonucunda ise Allah katında(n) büyük bir ecir ile karşılaşalım.

Ve hatırlayalım ki herkes, kendi seçiminin sonuçlarını yaşar. Bu seçimlerini dönüştürüp dönüştürmemek de kendi seçimidir.

Allah, bu durumu, sadece çocuklarımız ile sınırlı olmadığını Tegabun suresinde, ayat 14’te ‘ezvac’ kelimesini kullanarak bizlere gösterir, haber verir. Bizlerin “dışarıda” karşılaştığımız, yaşadığımız her şeyin aslında bizim “içimizdeki” tercihlerimiz ol’duğunu bize gösterir. Bunlar “zor(lu)” seçimler ise onları dönüştürmemiz hususunda bizlere mesaj vererek “kolay”! seçimlere dönüştürebilmenin yollarını öğretir. Bunun devamının nasıl olacağının bilgisi ise bunların idrak edilmesinden sonra gelir. Kişi bu mesajlarda verilenleri yani öğrenmesi gerekenleri öğrenmediği sürece ve dönüşümler gerçekleşmediği sürece farklı isim, olaylar vb. şeklinde karşısına çıkmaya devam eder. Hem de şiddeti artarak.

Kişi, kendini arındırdığında bunların nasıl da dönüştüğünü görebilir. Hem kendisinin hem de kendisine “ayna” ol’anların…

Allah’ın, bizleri kolay fark edip, bu farkındalığın sonucunda idrak edip, arınıp dönüşmeyi/dönüştürmeyi başaranlardan kılması duasıyla…