Geçen her vakit aleyhimize işlemektedir. Geçen günleri geri getirme veyahut telafi etme gibi bir durumumuz yoktur. Zamanımızı çok iyi değerlendirmeliyiz, yarın çok geç olabilir. Bizler ne yaparsak yapalım zamanı durdurma gibi bir güce sahip değiliz. Bir gün bu dünyadan göç edeceğimiz kesin bir gerçektir. Yüz sene, iki yüz sene yaşasak da yine eninde sonunda zaman bitecek ve ahirete göç edeceğiz. Bizler hayattayken zamanı çok iyi değerlendirmeliyiz, muhasebemizi iyi yapmalıyız ki Rabbimizi razı edebilelim. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır” (Asr suresi).
Rabbimiz, asra yemin etmektedir. İnsanoğlu zarardadır, ziyandadır, her geçen gün aleyhinedir. Geçen zamanı Allah’a kullukta kullanmayanlar kayıptadır. Kullukta kullanansa kazanandır. Acaba kimlere kulluk ediyoruz geçen zamanda, hiç muhasebe ediyor muyuz? Allah’a mı kulluk yapıyoruz yoksa Allah’ın yarattığı kula mı kulluk yapıyoruz, hiç sorguluyor muyuz kendimizi? Allah’ın kurallarını, yasalarını dikkate alıyorsak zamanımızı Allah’ı razı edecek şekilde yaşıyorsak o zaman Allah’a kul olmuş oluyoruz. Fakat geçen zamanda Allah’ın kuralları, emirleri umurumuzda değilse Allah’ın emirlerine kulak tıkıyorsak birilerinin kurallarını, yasalarını, düzenlerini daha çok önemsiyorsak, değer veriyorsak o doğrultuda bir hayat bizi mutlu ediyorsa o zaman Allah’ın yarattığı kula kul olmuşuzdur da farkına dahi varamamışızdır. Kasetçalar gibi tekrarlayıp duralım: “Ben Allah’ın kuluyum, ben Allah’ın kuluyum.” diye kendimizi avutup duralım. Boş bir kelimeden öteye geçmeyecektir söylediğimiz bu kelime, arkamızda günahlarla dolmuş bir zaman bırakmış olacaktır. Zamana söz geçirmek, onu durdurmak mümkün değildir. Zamana söz geçiremiyorsak o halde bu gidişat, bu vurdumduymazlık nedir? Çünkü zaman bizim değildir, onu durdurmak elimizde değildir. Nasıl ki saçlarımızın beyazlamasını önleyemiyoruz, yüzümüzdeki kırışıkları engelleyemiyoruz; hiç olmazsa bu gidişata “dur” demek gerekmez mi? Kimileri Allah’ın karşısında birilerinin kurallarına daha çok değer veriyor, onları daha çok önemsiyor, birileri için bedeller ödüyor o halde o değer verdiği, yücelttiği kimseler zamanı durdursunlar, durduramıyorlarsa onlara kul olmanın, onları yüceltmenin ne gereği var? Bir adam 70-80 yaşına gelmiş hala Allah’a kulluğa, ona teslim olmaya yönelmemişse gerçekten büyük bir kayıptadır. Sermayemiz olan zamanı çok iyi değerlendirmek zorundayız. Çok iyi hesap yapmak zorundayız. Zamanımızı kahve köşelerinde, televizyon ekranlarında, gece gündüz çalışma peşinde, kumar yuvalarında, haramların peşinde, tağutların peşinde tüketmemeliyiz. Adam, kahvede oturmuş, “Ne yapıyorsun abi, nasılsın?” dediğimizde, “Zaman dolduruyorum.” diyor. Kahvede zaman dolduran bir adam, Allah’a nasıl bir kulluk yapabilir? Veya kimi işkolik olmuş, “Evde duramıyorum, sıkılıyorum.” diyor. Çünkü hayatında namaz yok, İslamî bir çalışma yok. Hayatı hep para kazanmakla geçmiş. Öyle olunca da evde sıkılıyor, evde duramıyor zamanı iyi kullanmayanlar. Bir örnek de şöyle verebiliriz geçen zamanla ilgili: Adamın birisi pazarda satmak için dondurma getirmiş. Dolabı bozuluyor. Hava sıcak, alan olmazsa eriyecek dondurmaları ve adam şöyle diyor: “Sermayem eriyor, ne olur şu dondurmalarımı alın!” Çünkü alan olmazsa sermayesi eriyecek, eve para kazanmadan gidecek. Şimdi bizler de hızla geçen zamanı durduramıyoruz, günler bir saat gibi, haftalar bir gün gibi, aylar bir hafta gibi geçiyor. Bizler de zamanı durduramıyoruz, dondurmanın erimesini durduramayan adam gibi. O yüzden zamanı çok iyi değerlendirmeliyiz. Ahir zamanda günlerin biraz daha bereketsiz olacağını şöyle anlatmakta Peygamber Efendimiz (sas):
“Zaman öyle yaklaşır, peş peşe gelir, hızlanır ki bir sene bir ay; bir ay bir hafta, bir hafta bir gün, bir gün bir saat, bir saat bir ateş kıvılcımı kadar olur” (bk. Tirmizi, Zühd, 24). Nitekim kısa günlerde yaşamaktayız. Ne zaman hafta, ne zaman ay gelmiş farkında dahi değiliz. O yüzden zamanın kıymetini bilmeliyiz, Rabbimize kulluk yapma noktasında daha çok mücadele etmeliyiz.
Çocuklarımız altı yaşında okula başlıyor. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite derken yaş neredeyse otuz oluyor. İsteseler 3-5 senede otuz yıllık eğitimi verebilirler. Zamanı iyi kullansalar, ne yazık ki zamanı iyi kullanmıyorlar ve geçen günler hep aleyhimize işliyor. Kimileri de zamanını şu şekilde tüketiyor: Düzgün iş yapıyor, sağlam iş yapıyor, kaliteli iş yapıyor; tamam, bunlar olması gerekenler ama bunları yaparken Allah’ın emirleri, kuralları umurunda olmuyor. Kredi çekip makineleşiyor, faiz kurumlarından hiç çekinmiyor, insanların hakkını vermiyor, Allah’a kulluk etmiyor, hep iş kaliteli iş yapıyor ki daha çok müşteri toplayıp daha çok para kazanma hırsı Allah’ın emirlerine uymaktan alıkoyuyor. Zamanı hep dünyalık tüketiyor. Vefat ettiği zaman bakacak ki kasa boş. Hiçbir şey kazanamadığının farkına, mezara inince varacak. Rabbim, bizleri bunlardan eylemesin. Yaşarken dengeli ve akıllı gitmeliyiz. Ne iş yaparsak yapalım düzgün ve kaliteli yapacağız fakat Allah’a kul olmayı, onun emirlerine göre yaşamayı unutmayacağız.
Rasulullah Efendimiz (sas) başka bir hadislerinde ashabından şöyle bahseder: “Ümmetimin en hayırlıları, benim aralarında peygamber olarak gönderildiğim bu nesildir. Sonra onlardan sonra gelecek olanlar, sonra onlardan sonra gelecek olanlardır.” Râvi diyor ki, “Üçüncü nesil zikredildi mi, edilmedi mi bunu en iyi bilen Allah’tır.” Sonra şöyle buyurdu: “Sonra onların yerine şişmanlığı seven ve şâhitlik etmeleri istenmeden önce şâhitliğe koşan bir topluluk gelecektir” (Müslim, Fezailü’s-Sahâbe 214).
Abdullah bin Ömer efendimiz de (Allah onlardan razı olsun) der ki: “Her kim birilerine uymak isterse Muhammed’in (sas) ashabına uymaya baksın. Çünkü onlar, bu ümmetin en hayırlıları idi. Kalpleri en iyi, ilimleri en derin, buna karşılık kendilerini gereksiz külfete sokmaktan en uzak kimselerdi. Rabbimizin peygamberinin sohbetine seçtiği bir topluluktu onlar. Kâbe’nin Rabbi olan Allah hakkı için onlar dosdoğru bir hidâyet üzere yürüyorlardı.” Bizler de ashab gibi olabiliriz ne güzel örneklik, ne güzel topluluk… Maalesef günümüzde insanlar zamanlarını boş şeylerle tüketmekteler, örnek aldıkları kişilerse topçu, şarkıcı, Allah’a asi olmuş kişiler…
Başka bir hadisinde Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır: “İki nîmet vardır ki insanların pek çoğu onların kadrini, kıymetini bilme noktasında aldanıyorlar. Bunlardan birisi sağlık, ötekisi de boş vakittir” (Buhârî, Rikak: 1. R. Salihin 99 nolu hadis). Öyleyse bir günlük hayatımızı bir düşünelim. Veya bir ömür boyu yaptıklarımızı bir düşünelim. Ne kadarını kulluğa harcayıp değerlendirebildik? Ne kadarı dolu, ne kadarı boş bir düşünelim. Umarım herkes cevabını bulacaktır.
Rabbimiz, şöyle buyurmaktadır: “İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne kalır? O halde nasıl (sapıklığa) döndürülüyorsunuz?” (Yunus, 32). Rabbimize kulluk etmekten ayrılmak, bizleri sapıklığa götürecektir ve kaybettiğimiz günlerin hesabını vermekse bizleri zorlayacaktır.
Rabbimiz başka bir ayetinde de şöyle buyurmaktadır: “Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helak eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar” (Casiye, 24). Zamanlarını boş geçirenlerin bir kısmı da bu şekilde kendilerini avutmaktadırlar, o geçen zaman onlara neyi kaybettiklerini haber verecektir.
Rabbimiz, zamanı iyi değerlendiren asr-ı saadet insanlarından şu şekilde bahsetmektedir: “(İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah, onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur” (Tevbe, 100). Zamanı iyi kullanan asr-ı saadet ehlini bizler de örnek alabiliriz. Rabbim, bizleri, geçen günlerin muhasebesini yapan, günahlarına tövbe edip pişman olan ve doğru yolu bulanlardan eylesin. Âmin.
Emrah DOĞRU
Faydalanılan Kaynaklar:
* Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim
* Besairu’l-Kur’an, Ali Küçük
Arşiv
Genel
Yazarlar
Geçen Zamanda Kaybettiklerimiz
- by Emrah Dogru
- 16 Haziran 2025
- 0 Comments
- 0 Views

Follow