Eğitim nedir?

Eğitim, bireyin kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak istendik yönde değişim meydana getirme sürecidir. Eğitimi mümkün kılan temel özellik, insanın eğitime yatkın olarak dünyaya gelmesidir. İnsan, yaratılışı gereği eğitilmeye müsait bir varlıktır. Bu özellik sayesinde eğitim, bireyi geliştirerek bilgi, beceri, tutum ve değerler olarak davranışlara dönüşmesini sağlar.

Eğitim, ilk insanla birlikte var olan ve insanın hayatını bütün boyutlarıyla kuşatan bir olgudur. Bu olgu, bir taraftan insanın kendisini tanımasına keşfetmesine ve varoluşunu gerçekleştirmesine yardımcı olurken, aynı zamanda yaşadığı benlik, aile, toplum ve dünya öz doyumunu da etkilemiş durumdadır.

İslami eğitimin tanımı:

İslam ve İslam eğitimcilerine göre eğitimin gayesi; kendini tanıyan, fıtratını koruyan, gizli özelliklerini (amel-i salih) ortaya çıkarabilen yani iyi insan yetiştirmektir. Allah (cc), yeryüzünde en güzel surette yarattığı insanın ilim ile kendini tanımasını, kabul etmesini, kendisini gerçekleştirip kişilik bütünlüğü içerisinde iyi insan olabilmesini hedeflemiştir.

İslam’da, ilim ve kültür tarihinde genellikle eğitim-öğretim faaliyetleri talim ve terbiye kavramıyla ifade edilmiştir. Talim (öğretim): Bilgi kazandırıp onu nesilden nesile aktarmayı; terbiye (eğitim) ise tutum ve davranışlara ve karakterlere kaynaklık eden tüm kabiliyet ve değerleri kazandırıp onları uygulamaya koymayı hedeflemektir.

Talim, bilgi ve zekâyı geliştirirken; terbiye ise iradeyi güçlendirip akıl ve irade arasında denge kurmaktadır. Kur’an ve sünnete dayanan talim ve eğitim metodu evrensel olup inançlı, erdemli, çalışkan birey ve toplumların inşasını amaçlamaktadır. Bizim de eğitimden kastettiğimiz asıl olgu, mayası İslam ile yoğrulmuş eğitim anlayışıdır. Nitekim bütün dünyada etkili olan eğitim sistemlerinde, eğitim nazariyelerinde ve eğitim felsefesinde fazilet namına ne kadar olumlu fikir, ilke ve iddia varsa hepsi İslamiyet’in eğitimimize getirdiği değerlerde mevcuttur.

İslami açıdan eğitimin önemi:

Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetinin “Oku” emriyle başlaması, ilk insan ve ilk peygamber olarak yaratılan Hz. Âdem’e (a.s) bütün isimlerin öğretilmesi, eğitimin dinimizdeki yerini ve önemini göstermektedir. İslam; öğrenme, öğretme, eğitme, yetiştirme ve olgunlaştırma dinidir. Çünkü Kur’an’ın bütün ayetlerinde, temel yönünden, Hz. Peygamber tarafından ve onun aracılığı ile öğretme vardır. Diğer bir açıdan Kur’an ayetlerine baktığımızda; insanın kendisini tanıyıp bileceği 350 ayetin, yeryüzünü araştırmayı teşvik eden 50 ayetin, eğitim-öğretim ve pozitif ilimlere işaret eden 750 ayetin bulunduğunu görmekteyiz. Bu durum göstermektedir ki İslam, eğitim-öğretime fazlasıyla önem vermektedir. Aynı şekilde dinimiz, ilime, öğretime önem verdiği gibi ilim elde etme görevini de kadın-erkek bütün insanlara yüklemiş; iyi Müslüman olunabilmesi için ilim sahibi olmak, doğru bilgilerle donanmak gerektiği konusunda dikkatimizi bu noktaya çekmiş ve bizlerden daima müspet yolda çalışmayı istemiştir. Nitekim Allah Teâlâ, “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alakadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini öğreten, kalemle yazmayı belleten Rabbin en büyük kerem sahibidir” (Alak, 96/1-5) buyurarak insanın daima arayış içinde olması, eğitim-öğretimle iç içe olması gerektiğini belirtmiştir. Bu sebepledir ki hakikatin göz ardı edildiği, cehaletin kol gezdiği İslam öncesi döneme, “Cahiliye Dönemi” adı verilmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (a.s), “Allah, beni bir muallim olarak gönderdi” diyerek kendisinin, insanları eğiten bir eğitimci olduğunu açıklamıştır. Ve bununla da kalmayıp 23 yıllık peygamberlik hayatı boyunca insanları eğitmek, Allah’ın emirlerini insanlara öğretme ve onları doğru yola teşvik etme yönünde büyük çaba sarf etmiştir.

Hicretten önce Mekke’nin eziyet ve işkence devri olmasına rağmen Hz. Peygamber (s.a), eğitim-öğretim faaliyetlerine, çoğu zaman gizlice evlerde toplanıp devam etmiştir. Hicretle Medine’ye varır varmaz burada bir mescid inşa ettirmiştir. Bu mescidde; namaz için bir bölüm, eğitim-öğretim faaliyetleri için “Suffa” denilen ayrı bir bölüm yaptırmıştı. Eğitim-öğretim hizmetlerine ayrılan Suffa bölümünde, bizzat Peygamberimiz dersler veriyordu. Okuma-yazma öğretmesi için de Ubade b. Samit gibi sahabileri görevlendirmişti.

Bedir savaşında esir olarak karşı taraftan ele geçen her bir kimse için 4.000 dirhem kurtuluş akçesi takdir edilmiş iken; okuma yazma bilenlerden her biri, Medineli 10 Müslümana okuma yazma karşılığında hürriyetlerine kavuşmuşlardır.

İslam eğitim-öğretim anlayışını benimsetirken kadın erkek ayrımı yapmaksızın Müslüman ferd olarak her iki bireyin de benimsemesini istemiş ve bizzat bu konuda, “İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslümana farzdır” buyurmuştur.

İslam tarihini incelediğimizde, eğitim alanında birçok kadının çalışmalarını görürüz. Örneğin, Hz. Aişe validemiz; fıkıhta, tıpta, şiir ve Arap tarihinde öne çıkmış, özellikle de hadis ilmi içerisinde bakıldığında, bizzat Peygamberimizden 2210 hadis rivayet ettiği bilinmektedir. Kasım b. Muhammed Abdurrahman b. Avf’ın oğlu Ebu Seleme de Hz. Aişe’nin yetiştirdiği âlimlerdendir.

Hz. Hafsa da Adiyoğullarından Hz. Ömer’in kızı olup okuma yazma bilen zeki ve bilgili bir kadındı. Bunun gibi örneklerini çoğaltacağımız bilgin, ilim sahibi, muhaddis ve fukaha hanım çoktur.

İslami eğitimin amacı:

İslami perspektiften eğitimin asıl gayesi; İslam dini esaslarına uygun olarak insan fikrinin gelişmesi, davranış ve duygularının düzenlenmesi, fikir ve düşüncede, söz ve fiilde, usul ve nizamda, doğru yolu gösterme, dünya ve ahiret saadetine nail olacak iyi insanı yetiştirmektir. Bu amaçla İslami eğitim, bünyesinde birtakım hedefler barındırır. İlk olarak İslami eğitim, bir ahlak sistemi kurmayı hedefler. Bir toplumda iyi, güzel ve sevap olan her şeyin tesis edilerek yaygınlaştırılması gereklidir. Çünkü insanı olgunlaştıran, Allah’a yaklaştıran ve kendi faydasına olan her şey, her amel, her düşünce ve inanç, iyiliği temsil eder. Ahlak, iyiliği temel alırken din de ahlakı temel almaktadır. “Hiç şüphesiz sen, büyük ahlak üzerindesin” (Kalem, 68/4) buyuran Allahu Teâlâ, Peygamberimizin alanını belirlemiştir.

Ahlak, insana özgü bir nitelik olarak hayatının her aşamasında onu kuşatmakta ve insan, bir ahlak varlığı olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan geçmiş dönemlere kıyasla çok büyük ve hızlı değişimlerin yaşandığı günümüzde, hayat tarzlarının değerlendirilip ölçülmesinde büyük öneme sahiptir. Bu önem, yaşadığı çağın problemleriyle yüz yüze kalan insanın, benimsediği ahlak ilkelerini hayata geçirmesinde dinamik bir yapıyı da beraberinde taşımaktadır. Savaşların, adaletsizliklerin, hoşgörüsüzlüğün ve sevgisizliğin öne çıktığı dönemlerde ahlakın öznesi olan insan; toplumsal değerler, ahlaki ilkeler, iyi ve kötü gibi değerlerin çözümünde, onlara muhteva kazandırılmasında, birtakım sıkıntılara, değerler bunalımına düşebilir. Kişi, karşı karşıya kaldığı bu sıkıntıların çözüme kavuşturulmasında, İslami eğitimi kuşanarak insan-ı kâmil olma çabasıyla etkin rol üstlenir.

İslami eğitim, kişiye kimlik kazandırmayı hedefler. Bir eğitim sisteminin başarılı olabilmesi, hedef kitle olan bireylerin kendilerini ne derece tanıdığıyla orantılıdır. Çünkü insan, kendisini bildiği sürece varlık gösterir. Kendini ve kimliğini tanımayıp inkâr eden insan, artık insan değildir. Eşref-i mahlûkat iken, esfel-i safilin derecesine düşer. Düşünüp araştıran insan ise hem kendini hem de yaratanını bulur. Çünkü kendini tanımak, kişinin niçin yaratıldığının şuuruna varması, dünyaya niçin geldiğini düşünmesi, hayatın maksadını anlaması, gideceği, döneceği yeri bilmesi demektir.

İslami eğitim ve Allah’a teslimiyet, her alanda doğru bilgilere ulaşmanın adıdır. İslam’ın bütün kuralları; iman, ibadet ve ahlak esasları sayesinde dünyayı düzenlemek olup kendimizi doğru anlamayı gerekli kılar.

 İslami eğitim, ideal insan (insan-ı kâmil) yetiştirmeyi hedefler. İslam, her yönüyle tutarlı, kendisini bilen, yaratıcısını hedef alan nefsinin değil, kalbinin ve aklının sesini dinleyen vicdan sahibi, kişisel ve manevi işlerini düzene koyan insanı hedefler. Yani gerektiğinde başkasını kendisine tercih eden, insanlara karşı hüsn-ü zan besleyen, herkesle güzel geçinen, insanların kusurlarını örten ve kendine karşı kötü muamele yapanı affeden, kendisine verilen hayat sermayesini en doğru şekilde kullanan, dünya malına meyletmeyip Allah yolunda harcama yapmaya gayret gösteren, ibadetlerinde ihlâsı gözeten, arkadaş seçiminde hassas davranan (çünkü insanların iyilikleri ve güzel ahlakı, insanın kalbine tesir eder) yumuşak huylu, öfkesine hâkim olan hikmet ehli bireyler yetiştirmektir.

İslami eğitimin amacı, kişiyi Allah rızasına kavuşturup ebedi saadete ulaştırmaktır. “Rabbim! İlmimi artır” (Taha, 20/114). Faydasız ilimden Allah’a sığınırım.

Mümine KARAKUŞOĞLU

Kaynakça:

  1. Prof. Dr. Fahri KAYADİBİ, İslam Dini’nin Eğitim ve Öğretime Verdiği Önem, Rahle Dergisi.
  2. Cemil ORUÇ, Din Eğitiminin Hedefleri, İlahiyat Fakültesi Dergisi.