Betül Kurmuş:“Cennet Annelerin Ayakları Altındadır”
Gündem Son Sayımız Yazarlar

Betül Kurmuş:“Cennet Annelerin Ayakları Altındadır”

Ne güzel söylemiş Nebi(a.s.) “Cennet annelerin ayaklarının altındadır.” diye. Annelik… Tarif edilemeyen bir his. O minik şeyin anne rahmine düştüğü andan itibaren kişiye annelik vasfını vermesi. O duyguyu hissettirdiği anda, ben buradayım dediği anda annenin yavrusunu korumak için göstermiş olduğu çaba hiçbir kelimeyle tarif edilemeyen bir duygudur. Artık her yapacağınız şeyi yavrunuza zarar vermemesi için düşünerek, daha dikkatli yapıyorsunuz. Daha yavrunuz doğmadan anne karnında başlıyor annelik. Rabbimin verdiği en büyük nimeti tadıyorsunuz. Anne için hem tatlı hem de zorlu bir yolculuk başlıyor. Cennete girmek için bir vesileyle rızıklandırılıyorsunuz. Bize verilen bu rızkı Allah’a hayırlı bir kul, bize hayırlı bir evlat olması için yetiştirecek olan da biz annelerin görevi oluyor. Ona İslam’ın en güzel meyvelerinden tattırmak, imanın güzelliklerini anlatmak ve ona yaratıcısından, Rabbinden, İlahından bahsetmek annelerin en büyük gayesi olmalı.

cen

Düşünmekle bile aklımızın almadığı küçük bir mucizedir bebek. Kimileri Rabbinden gelen bu mucizenin idrakinde olarak ve Nebi’nin zikrettiği hadise nail olabilmek için onu her türlü zorlukta büyütür ve İslam’a layık, Rabbine layık bir mü’min ve mü’mine olarak yetiştirir. Kimileri ise o masum, saf minicik kalbi şerlerle doldurur. Henüz küçük diyerek dinden, Rabbinden bihaber olarak büyütür. Büyüdüğünüzde zaten giymeyecek diyerek belli bir ölçü olmaksızın kıyafetler giydirip, kendi doğal güzelliklerinin üzerine yapay maddeler (ruj, oje, kalem vb.) sürerek dışarı çıkarırlar. Ve bu tür tavizlerle o saf kalp, büyüdüğünde İslam’dan ve Rabbinden uzak bir kalp olur. Bu konuyla ilgili Rasulullah(s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar, sonra onu terbiye eden ana-baba Yahudi iseler Yahudi ahlakıyla, Hıristiyan iseler Hıristiyan ahlakıyla, ateşperest iseler Mecusilikle ahlaklandırır.”(Buhari). Yavrularımız bizim aynalarımızlar. Onlara bir şey öğretmek istediğimizde özellikle İslami bilgilerde kızarak, yap diyerek değil de hiçbir şey söylemeden yanlarında uyguladığımızda hemen öğreneceklerdir. Bizler İslam fıtratı üzere olan anneler olursak yavrularımız da o fıtrat üzere büyürler.

Onlar henüz kalplerinde hiçbir günah tohumunun yeşermediği tertemiz çiçeklerdir. Biz anne ve babalar o çiçekleri koklamaya bile kıyamayız. Tek isteğimiz o çiçekleri soldurmadan hep temiz ve taze kalmalarını sağlamaktır. Bunu da Rabbimin bize verdiği merhamet ve sevgi duygularıyla yapmaya çalışırız. Büyüdükleri zaman bile etrafın o çiçeklere zarar vermemesi için daima onları sular, özenle bakarız. Bu çiçeklerin etrafa iman tohumları saçmaları için onları hiçbir zaman iman çizgisinden, Rabb korkusundan ayırmamalıyız. Yavrularımız büyüyüp akıl baliğ olduklarında artık yapmış olduğun hatalar senin deyip, doğru ve yanlışı anlatmadan İslam’dan bihaber olarak yaşamalarına izin vermemeliyiz. Onların yollarını aydınlatıp önlerine çıkan hatalarda hep onlara rehber olmalıyız. Çeşitli tavizlere sebep vermeden hakkı Rabbimizin emrettiği şekilde öğretmeliyiz. Kızlarımıza daha yaşları küçük, önce bir okullarını bitirsinler, ilerde nasılsa o renklerde üstler, eşarplar takamayacaklar deyip tesettürü yarım bir şekilde öğretmek annenin en büyük hatasıdır. Çünkü yarım bir tesettür yarım bir ahlakı, yarım bir iman teslimiyetini ve yarım bir hayâyı doğurur. Onlar bu şekilde yetiştiklerinde, yarının anneleri olduklarında imanı tam anlamıyla yaşayacak yavrular kalmayacak. Erkek evlatlarımıza da öğreteceğimiz en önemli şey hayâdır. Çünkü hayâlı bir erkek daima gözünü ve elini haramdan korur. Onlara daha ilkokul yaşlarında bayanların olduğu yerlerden mümkün mertebe geri tutmalıyız. Bayanların bulunduğu ortamlara girerken müsaade isteyerek girmelerini sağlamalıyız. İşte böyle hayâlı yetişen bir erkek hem annesine saygı ve sevgi gösterir hem de eşine.

Çocuklarımıza İslam bilincini aşıladığımızda karşımızda bize saygı duyan, bizi seven bir evlat buluruz. Bu göreve de en uygun olan görevi hakkıyla yerine getirdiğinde cennetin ayaklarına serildiği, hakkı ne yapılsa ödenmeyen annelerdir.

Anneler! Rabbim bize bu görevi en kolay şekilde yapmayı nasip etsin. Cennette o temiz çiçeklerimizi koklamayı nasip etsin. Bizi eşimiz ve evlatlarımızla birlikte Naim cennetlerinde, Adn cennetlerinde buluştursun bizi. İnşaallah…
“Biz insana ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü annesi onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. Önce bana, sonra da anne-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.”(Lokman/14)

NOT: Bu yazı Genç Birikim dergisinin Eylül 2013 sayısında yayımlanmıştır.