Ramazanda Laiklik Üzerine
Arşiv Genel Yazarlar

Ramazanda Laiklik Üzerine

Bir ömür geldi ve hızla geçiyor, hiçbir muhasebe yapmadan mademki dünyaya bir defa geldik, o zaman hayatın tadını çıkarmaya bakalım demek, aklın kabul edebileceği hiçbir tabir ve tarif ile ifade edilemez. Böyle bir yola başvurmak için, herhangi bir gayesi olmadan sadece yemek, uyumak ve üremek için dünya sahnesine gönderilmiş hayvanattan hiçbir surette farkımızın olmaması icap eder. Oysaki hayvanatın, nebatatın dahi kendi lisanlarınca Allah’ı zikrettikleri, ilim ve akıl sahiplerinin malumudur. Öyleyse dünyayı sadece bir eğlence merkezi olarak görmek ve hayata bu minvalde devam etmek, hayvandan bile daha aşağı olmayı zorunlu kılacaktır.
Her türlü şeytanın zincirlere vurulduğu, günah ikliminin cazibesinin yok edildiği bir zaman diliminde, insanın yine de eğlenme ve günaha gark olma yollarını araması ve buna rahatlıkla ulaşması, nasipsizliğin ötesinde Allah’a karşı nankörlüğün, günahta ısrar ve inat etmenin tezahürüdür ya da küfürde şuuru kaybetmenin. Zira başka türlü bir açıklama bulmak, mantık dairesi içinde mümkün görünmüyor. Aklın, kâinatı anlamak ve Allah’ı bulmak için kullanılması gerekirken seküler camia, bu aklı Allah’ı inkâr ve küfürde sebat için kullanır durumdadır ne yazık ki. Zira şuursuz ve gayesiz bir varlık gibi, sadece yemek, eğlenmek ve dinlenmek üzerine kurulmuş bir hayatın peşinde ısrarla koşturmak, ölümden sonrası için koskoca bir hiçlikten bahsetmek, aklın pek de kabul edebileceği bir izah değildir. Düşünsenize ömrünüzün başlarında bilgisiz ve kuvvetsiz olduğunuz on beş (yaklaşık) yılı bu tarz bir hayata adayamıyorsunuz çünkü isteseniz de bunları yapamazsınız, bedeniniz izin vermez hatta ileride daha konforlu ve imkânları bol bir hayat için, bu yaşlarınızı ve daha fazla zamanınızı iyi ve geliri yüksek bir meslek için gözden çıkarırsınız. Tabii ömrünüz ve sıhhatiniz vefa ederse bu, mümkün olur. Elbette bu kadar uzun bir hazırlık döneminden sonra kapitalist, hedonist, laik elitler size bir iş imkânı sunarsa o zaman hayatı yaşamaya başlayabilirsiniz. Şairin dediği gibi yolun yarısına çoktan geldiniz bile, haydi iyi eğlenceler sizlere! Keşke bu kadar olsaydı aç gözlü ve ehl-i dünya elitler daha çok kazanmanız için sizi daha çok kamçılayıp daha çok çalıştırmaktan, daha çok sömürmekten vazgeçerlerse önünüzde böyle bir hayat yaşamınıza elverişli bir yirmi yılınız var demektir, en iyi hesapla. Bu da elbette paranızın miktarı ve sağlığınız ile sınırlıdır. Ellinci yaştan sonra vücudun artık eskisi kadar güçlü olmadığını hissetmeye başlarsınız, şanslıysanız bir on yıl daha bulabilirsiniz, değilseniz artık şansınıza küsmelisiniz. Bu arada Azrail sizi yoklamamışsa yine kendinizi şanslı hissedin. Çünkü sermaye sahipleri artık yaşam kalitemiz, sürelerimiz üzerine de hesaplamalar yapıyor. Takdir Allah’ın elindedir, yazılanı kısaltmak mümkün değil ama yaşam kalitesini düşürmek gayet de mümkün ve tercih dahilinde. İrademizi işlenmiş gıdalar tüketme noktasında kullanırsak hesap peşinde olanların işlerini daha da kolaylaştırmış oluruz elbette.
Peki, Laiklik bu işin neresinde duruyor? Hayatının hiçbir yerine ilahi bir kudreti oturtmak istemeyenlerin sığındıkları koca bir yalan, sığınaktır Laiklik. Eğer ki Allah’a, hayatlarına karışma hakkı verirlerse işte o zaman, hayalini kurdukları o sefih hayatı yaşamaları zora girecektir hatta imkânsız bir hâl alacaktır. İşte sırf bu yüzden Allah ile aralarına mesafe koymayı ve hadlerini aşarak Allah’a, sen bizim işimize karışma, demeyi tercih ederler. Ramazan geldiğinde etraflarında kocaman, manevi bir atmosfer oluşunca âdeta nefes alamaz duruma gelirler ve pek çok hezeyana imza atarlar. Ataklar geçirirler, akla zarar sözler sarf ederler. Öcü görmüş bir çocuğun şaşkınlığı ve acziyeti içerisinde debelenip dururlar. İnanç adına ortaya konan her bir uygulama, aslında düşüncelerinin ne kadar mesnetsiz olduğunun farkına varmalarına bir vesile olur ama görmek de nasip iledir, dayakta olduğu gibi. Nasibin yoksa görmen de mümkün olmuyor tabii.
Bir an için kendimi onlar gibi düşünmeye zorluyorum. Ölümden sonrası yok. Tanrı yerine bazen nefsi, bazen gücü, bazen bir kişiyi koyduğumu varsayalım diyorum. Ölümden sonrası, hiçlik. Cennet de cehennem de yok, diyelim. Kısa çöpün, uzun çöpten hak isteyeceği bir yer de yok, ne varsa bu dünyada var. Adalet, güç, zenginlik, eğlence… Hepsi bu dünyada. Paran, makamın, gücün varsa oh ne âlâ! Hayat sana güzel! Peki ya bunlar yoksa diyorum, cevap? Cevap, koca bir sessizlik oluyor. Ya sağlık problemleri yaşayanlar, sakat kalanlar, haksızlığa uğrayanlar, psikopat birileri tarafından teker teker ya da toplu hâlde öldürülenler? Soykırıma kurban edilenler, açlıkla cezalandırılanlar, zindanlarda işkence ile yok edilenler? Ya rahat bir hayat sürmek için dişinden, tırnağından arttıranların emeklerini bir seferde çalanlar? Daha çok zengin olmak uğruna gencecik bedenleri uyuşturucuya müptela edenler, hayatları ve hayalleri çalanlar? Halkın vergilerini, hizmet yerine kılıfına uydurarak ceplerine indirenler? Allah’ın adaletini beğenmeyip kendilerini ilahi kudretin yerine koyanlar hatta o kudretin üstünde görenler, çözümünüz nedir? Beşeri kanunlarınız mı, hani o para babaları için, elitleriniz için işlemeyen, rafa kaldırdığınız, garibanın tepesinde Demokles’in kılıcı gibi salladığınız? Cezaevleriniz mi? En azılı suçluların bile nasıl olduğunu anlamadığımız bir biçimde çıkmanın yolunu bulduğu… Uzun lafın kısası, yolunu bulanın yaşadığı, bulamayanın ise mahkum edildiği bir hayatı, her türlü adaletsizliğin hesabının sorulduğu, suçun cezasının verildiği bir güce iman, önerdiğiniz sefih ve adaletsiz hayattan bin kat daha müreccehtir. İnancı özgürlüklerin önünde bir engel olarak görenlerin, kimlerin özgürlüğünden bahsettiğini anlamak çok zor olmasa gerek. Güçlünün, elitin (!), hırsızın, ahlaksızın, katilin özgürlüklerini sınırlıyor inanç ama mazlumun bütün özgürlüklerini sonuna kadar destekliyor. Ahlak, hak, adalet, huzur, saadet, geçim, saygı, merhamet, sevgi ve daha nice özgürlüğe sonuna kadar müsaade. Çocuk bedenlerini istismar eden, etleri ve kanlarıyla beslenen, kadın bedeni üzerinde her türlü ahlaksızlığı hak kabul eden sefihlerin elbette özgürlüklerini ellerinden alacaktır, zalimler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
Taşkın ÖNEL
01.03.2026
Akhisar

GRUBA KATIL