Siz Mi Daha İyi Bilirsiniz Yoksa Allah Mı?
Arşiv Genel Yazarlar

Siz Mi Daha İyi Bilirsiniz Yoksa Allah Mı?

 

Bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu göstermesi, saatin bozukluğunu örter mi? İdeolojilerde birtakım doğruların olması ideolojileri meşrulaştırır mı? Beşerî hükümlerin insanlığa faydası olmuş mu? Bu soruları çoğaltabiliriz. Soruların cevapları insanlığı karanlığa mahkum etmekten başka bir şey olmayacak. Karanlıkta ancak önünüze ışık tutarak yönünüzü bulabilirsiniz. Işığı, gözünüze ya da havaya tutmakla yönünüzü bulamazsınız. İşte sizi karanlıktan kurtaracak o ilahi ışık (nur), Allah’ın hükümleridir. İlahi hükümler, anne şefkati gibidir. Kucağında büyütür seni. En güzel şekilde büyütmek ister. Baba merhameti gibidir. Kale gibi içine alır. Korur seni.

Hastaya reçeteyi, öğretmenin yazması mümkün mü? Peki ya ameliyat masasında neşteri kasabın vurması? Kime sorsanız size gülerek cevap verir:

– Olur mu böyle bir şey. Bu doktorun işidir, der. İşte insanlığın kurtuluş reçetesi, kendi heva ve hevesinden hükümler uyduran hükümdarın değil, Allah’ın peygamberlerin aracılığıyla insanlığa iletmiş olduğu hükümlerdir. Yaratan, yarattığını bilmez mi?

Allah, yarattığının ne ile ve nasıl yola geleceğini bildiği için, ona göre hükümler indirmiştir. Son peygambere kadar gelen yaklaşık 124 bin peygamberin amacı, kendi kavimlerini Allah’ın hükümleri ile ıslah etmekti. İlahi hükümlerin ışığında adil bir düzen, dünya ve ahiret dengesini kurmaktı.

Kendi çıkarlarına göre düzeni oluşturan müstekbirler, mankurtlaştırdıkları ruhsuz toplumların hakkı görmelerinin önünde en büyük engel olmuşlardı. Çünkü en büyük sermayeleri,  sömürülmüş insan yığınlarıydı. Ellerindeki güç nedeniyle Allah’a bile kafa tutacak şımarıklığa gelmişlerdir. Hatırlayın Firavun’u, Nemrut’u ve Bahtunnasr’ı. Günümüzde de insanlar uyuşturulmuş hatta narkoz verilmiş hasta gibiler. Sadece ilayıkelimetullahın savunucuları, bu şeytani düzene karşı mücadele etmektedir.

Yaldızlı sözler ile koyun postuna bürünmüş kurtlar (münafıklar) ve hümanizmin dibine vurmuş nutuklar atanların asıl zalimliklerini gizlediklerine insanların karşısında pişkince yalan konuştuklarına, biz ıslah edicileriz deyişlerine ve kendi ideolojilerinin sarhoşluğundaki zırvalamalarına şahit oluyoruz. Günümüzde de böyle, önceki milletlerde de durum böyleydi. Tarih tekerrür ediyor. Sadece zaman, mekân ve insanlar değişti.

İslam’ın çözemeyeceği hiçbir şey yok. Diriliğini koruyor ve kıyamete kadar da koruyacak eşsiz hükümlere sahip. Çünkü bu hükümler, bir beşerin kaleminden çıkmadı. Bu hükümler; kâinatın sahibi, yokluktan var eden, sultanlar sultanı, hâkimler hâkimi Allah’ın buyruklarıdır.

Kıyamete kadar sürecek olan hak ile batılın savaşında hakkın tarafında olanlar ilayıkelimetullah uğrunda canlarını seve seve vermişlerdir. Yeryüzünde Allah’ın dediği olsun, diye çok bedeller ödendi. Allah ayetinde; “Hiçbir fitne kalmayınca ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Bakara 193) buyurmaktadır. Yeryüzünde fesadı, zulmü ve adaletsizliği kaldırmak için mücadele verilmiştir.

İslami hükümlerin gayesi, 5 temel esası korumaktır. Bunlar, sırasıyla;

1) Canın Korunması: İslam, insan hayatına değer vermiş ve onu korumaya almıştır. Haksız yere birini öldürmek, kısası gerektiriyor. İdam ya da ağır cezalar bulunuyor. Bu, toplumsal yapıyı korumak ve insanların güven içinde yaşaması içindir.

2) Malın Korunması: İslam, insanın mülkiyet hakkına özen göstermiş ve hiçbir haksızlığa müsaade etmemiştir. Faiz, kumar gibi eylemleri yasaklamış, alın teri ile kazanmayı makbul kılmıştır.

3) Aklın Korunması: Toplumu ifsat edecek ne varsa yasaklanmıştır. Alkol, uyuşturucu gibi bağımlılıklar aklın muhakeme gücünü elinden alır. İslam, aklı ifsat edecek bütün oluşumlara karşıdır.

4) Neslin/Ailenin Korunması: Ancak nikah ile evlenmenin  olabileceği; zinanın, fuhşiyatın ve gayrimeşru ilişkilerin yasaklandığı bir düzen oluşturur İslam.

5) Dinin/İnancın Korunması: Dinini rahat bir şekilde yaşayabileceği temel tevhid akidesini korur. Aynı zamanda gayrimüslimlerin de inançlarını rahat bir şekilde yaşamalarına olanak sağlar.

Bu beş esas, ideal bir devletin nasıl olabileceğinin delilidir. Beşerî hükümlerin hiçbiri insanlığa fayda sağlamamıştır ve sağlamıyor. Aksine insanlığa cehennemi yaşatıyor. İnsanı, insana kul ediyor. Kendi düzenlerini kuruyor ve insanları da ikna ederek gönüllü köleler yapıyorlar ve maalesef ki insanların çoğu da buna razı oluyor.

Canın, malın, aklın, neslin ve dinin korunmasını istiyorsak İslami bir düzen kurmalıyız. Bu da canımızla, malımızla, aklımızla, neslimizle ve dinimizin emrettiği şekilde yaşamakla mümkün olur. Rabbim, tevhid sancağı altında yaşamayı nasip etsin. Âmin.

Rüstem AYILMAZDIR

GRUBA KATIL