Tevekkül ve Endişe
Arşiv Genel Yazarlar

Tevekkül ve Endişe

Kalbin İki Yönü

İnsanın kalbinde iki kuvvet vardır: biri huzur getirir, diğeri endişe. Endişe, geleceği kontrol edememe korkusudur; tevekkül ise o geleceği Allah’a teslim etmenin huzurudur. Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyurur: “Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter” (et-Talâk, 65/3). Bu ayet, iman eden kalbe, bir emniyet kalkanı gibidir. Çünkü kul bilir ki, elinden geleni yaptıktan sonra sonuç Allah’ın ilmindedir. O dilerse kolaylaştırır, dilerse geciktirir; ama asla kulunu unutmaz. Endişe, Allah’ı unutmanın, tevekkül ise Allah’ı hatırlamanın sonucudur.

Tevekkül, Pasiflik Değil Teslimiyettir

Tevekkül, bazı insanların sandığı gibi hiçbir şey yapmadan beklemek değildir. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Önce deveni bağla, sonra tevekkül et” (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 60). Bu hadis, bize, tevekkülün tedbirle başlayan bir teslimiyet olduğunu öğretir. Yani kul gayret eder, sebeplere sarılır; sonra sonucu Allah’a bırakır. Çünkü bilir ki, sebepler sadece perdedir, hakiki tesir sahibi yalnızca Allah’tır.

Endişe: Kalbin Sessiz Fırtınası

Endişe, çoğu zaman kaderin önüne geçme çabasıdır. İnsan geleceği bilmediği için korkar, “ya olmazsa” diye düşünür. Oysa Rabbimiz şöyle buyurur: “De ki: Bize ancak Allah’ın bizim için yazdığı şey ulaşır” (Tevbe, 9/51). Bu ayet, kalbi teskin eden bir ilaç gibidir. Mümin bilir ki, başına gelen hiçbir şey tesadüf değildir. Her şey, Allah’ın ilminde hikmetle yazılmıştır. O hâlde neden kaygılanırız? Çünkü bazen Allah’ın planına değil, kendi planımıza güveniriz. Tevekkül, bu bağımlılığı kırıp yeniden Allah’a yönelmektir.

Tevekkülün Meyvesi: Huzur

Tevekkül, sadece bir iman hali değil, bir kalp terbiyesidir. Kul tevekkül ettikçe, yüreğine huzur iner; çünkü artık kontrolün kendisinde değil, Allah’ta olduğunu bilir. Bu bilinç, bütün korkuların panzehiridir. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, O sizi kuşları rızıklandırdığı gibi rızıklandırırdı. Kuşlar sabah aç çıkar, akşam tok döner” (Tirmizî, Zühd, 33). Kuş sabah aç çıkar ama endişesizdir. Çünkü bilir ki rızık, kanatlarından değil, Rezzâk’tandır. Mümin de böyledir; kalbiyle Allah’a yönelir, elinden geleni yapar ve sonunda tevekkül eder. İşte bu hâl, imanın kemalidir.

Sonuç: Endişeden Tevekküle

Hayat, kontrolümüz dışında gelişen olaylarla doludur. Ama kalbimizde iki ses vardır: biri “ya olmazsa” der, diğeri “Allah dilerse olur” der. İlkini dinlediğimizde endişe büyür, ikincisini dinlediğimizde huzur doğar. O hâlde tevekkül eden bir kalp, Allah’ın kudretine dayanır; endişeye teslim olan kalp ise kendi acizliğine…

Rabbim, bize, tevekkül edenlerin sabrını, endişesiz kalplerin huzurunu ve “Hasbiyallâhu ve ni‘me’l-vekîl” diyebilen bir teslimiyet nasip etsin.

Mehmet Can GİYİK

 

GRUBA KATIL