Harf Devriminin Arka Planı – Muhammmed Mahi Münir
Genel Gündem Son Sayımız Yazarlar

Harf Devriminin Arka Planı – Muhammmed Mahi Münir

Bilindiği üzere İslam düşmanları, kirli emellerini gerçekleştirebilmek için, her türlü oyunları oynamışlardır. İslam coğrafyasında, bu mel’un planlarını gerçekleştirmek amacıyla, o ülkelerde bulunan ve beyinleri, yürekleri satın alınmış; makam, mevki, kadın vb. düşkünü zalimlerle işbirliği yapmışlardır. Yaşadığımız bu topraklarda da, -her türlü kusuruna rağmen- son İslam devleti olan Osmanlı Devleti parçalanmış ve işbirlikçi zalimlerin katkısı ile yıkılmıştır. Yerine ikame edilen Türkiye Cumhuriyeti, geçmişini reddetmiş, İslam’a sırt çevirmiş ve yüzünü Batı(l)a döndürmüştür. Bu dönüşün gereklerini ve kendine biçilen rolü gerçekleştirmiş, bu uğurda  bir çok cana kıymaktan çekinmemiştir. -İskilipli Atıf Hoca, Şeyh Said ve daha niceleri. Rabbimiz hepsine rahmetiyle muamele etsin.

-Devrin süper gücü İngiltere ile yapılan Lozan Antlaşması sonrasında, İslam’a ait ne varsa birer birer kaldırılmış ve efendilerine verilen sözü gerçekleştirmek için bu topraklarda terör estirilmiştir. -İstiklal Mahkemelerini hatırlayalım-

Ne hazindir ki kardeşlerim, yüzlerce yıllık irfan ve medeniyetimizin temel taşları olan ve tüm Müslümanları birbirine bağlayan bir köprü derecesinde olan İslam harfleri, ecnebi hurufu olarak da biline Latin harfleri ile 1 Kasım 1928 tarihinde değiştirilmiş ve İslam harfleri yasaklanmıştır. İnkılaplar içerisinde en radikali ve günlük hayat üzerinde en etkilisi olduğu halde yeterince tartışıl(a)mamıştır. Avram Galanti ve Fuat Köprülü gibi itiraza kalkanlar da kısa sürede muma çevrilmişlerdir.

Cemil Meriç’in dediği gibi 3 Kasım 1928’den itibaren kütüphaneler birer “tuğla yığını”na dönmüş, 900 yıllık birikimin üzerinden asfalt geçirilmiştir. Bir gün önce âlim olanlar ertesi gün ilkokula başlayan birer öğrenci haline gelmiş, Mahir İz’in hatıralarında geçtiği üzere Latin harflerini kazara önceden öğrenmiş öğrenciler, hocalarının hocaları olacaklardı! Bu köklü değişimden etkilenmeyen ‘mutlu azınlık’ ise yabancı okullardan mezun olanlardı. Onlar yarışa bir adım önde başlayacak ve yeni oluşturulan bürokrasinin çekirdeğini oluşturacaklardı. İslam düşmanı Kemalist zalimlerin bu devrimi yaparken kendilerine göre birçok gerekçeleri vardı fakat bunların tutarlı hiçbir gerekçesi yoktu. Bu argümanlardan en çok kullanılanı belki de “Arap harflerinin öğrenilmesi çok zor!” tezi idi. Halbuki Müslümanlar Arap alfabesiyle dünyanın en görkemli medeniyetlerinden birini inşa ederken aynı dönemde Latin alfabesi kullanan Avrupa karanlık çağda yaşıyordu. Demek ki keramet alfabede değil, onu kullananın maharetindedir. Japonlar binlerce yıldır aynı dili kullanmaktadırlar ve 5 binin üzerinde karakterden oluşmaktadır. Ve bir Japon çocuğu binlerce yıl önceki dedesinin yazdığı kitabı okuyup anlayabilmektedir. Veya bir İngiliz Shaskpere’in Yazdığı bir kitabı anlamakta zorlanmamaktadır. Ya biz? Ya bizim çocuklarımız?!!! Mehmed Akif’in “Safahat”ını kaç öğrenci anlayabilir? Bırakın öğrencileri kaç öğretmen  okuyup izah edebilir?

Kemalist Harf Devrimi’nin gerçek yüzünü birinci elden dinleyelim; Kemalizm’in başbakanı Milli Şef İsmet İnönü:”Harf Devriminin en büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. Türk halkını bir kültür aleminden(İslam Kültüründen) bir başkasına(Batı/l Kültürüne) nakletmiştir.” İtirafında bulunmuştur. Bir başka “itirafçı” Yakup Kadri:”Biz Latin alfabesiyle-Yeni Türk Alfabesi dedikleri şey- Batı/l camiasına arka kapıdan değil, ön kapıdan girme imkanı bulabildik. ”Ne gariptir ki, efendilerinin arzularını gerçekleştirebilmek için bunca zulmü yaptıkları halde, AB kapısında on yıllardır köpek gibi bekletilmektedirler. Harf Devriminin mimarlarından-siz bunu müfsit diye okuyunuz- A. Cevat Emre “Arap yazısıyla Batı/l kültürünü benimsemek imkansızdı. ” Diyerek gerçek niyetlerinin ne olduğunu ortaya koymuştur. Demek ki gerçek amaçları halkın daha eğitimli olması, kültür seviyesinin artması vb değil; Batı medeniyet(sizliğ)ine geçmekti. İslam’ı, Kur’an’ı ve yüz yılardır oluşmuş İslam müktesebatını yok etmekti. Osmanlı’yı, İslam’ı ve Kur’an’ı temsil eden bir yazıyla yollarına devam edemezlerdi. Halkın İslam ile arasına aşılması güç duvarlar örmekti. Maalesef bu konuda ciddi mesafe kat etmiş ve halkın cahil kalmasına sebep olmuşlardır.

Eski zamanlarda harf devrimini sadece Mısır’da Firavun Ahthanon yapmıştır. ”Modern zamanlarda ise işgalci Fransızların Haiti ve Vietnam’da yaptıkları gibi dışarıdan değil de kendi iradesiyle Harf Devrimi yapan iki ülke vardır. Malum biri Türkiye. İkincisi hangisi dersiniz? İsrail! Ancak aralarında çok mühim bir fark  var. Türkiye Arap/İslam harflerini geri bıraktırıyor diye terk ederken; İsrail, hemen bütün vatandaşları Latin harflerini bildiği halde tersinden bir devrimi yaptı ve 2 bin yıl önceki ölü ve öğretilmesi çok zor olan İbrani alfabesini diriltti. -Antalya kadar toprağı olmadığı halde-Eh, sofranıza koyduğunuz köpek balığı geni aşılanmış domatesin tohumlarını, bu mürteci devletten aldığımıza göre pek de geriye gitmiş sayılmazlar değil mi?-

Peki Harf İnkılabının ilham kaynakları ne/nelerdi? Bakü Kongresi gibi örnekler var ama 1927’de Filistin’de bir Yahudi’nin Latin harfleriyle ama İbranice yayımladığı kitap bu konuda çok önemli ipuçları veriyor. İthamar Ben-Avi adlı bu Latin harfleri savunucusu, dindar Yahudilerce topa tutulmuş ve ilhamını Türklerden aldığı iddia edilmişti. Ben-Avi ise kendini şöyle savunmuştu: “Bu fikri ben Atatürk’ten almadım, aksine onun ilham kaynağı benim. 1911’de Kudüs’e geldiğinde Mustafa Kemal’e Osmanlı’nın geleceğinin Latin harflerinde yattığını anlatmıştım, o da ikna olmuştu. Hatta ‘Latin harflerinin şerefine’ diye beraber kadeh kaldırmıştık!”

Yine bir Yahudi olan Avram Galanti’nin şu sözü çok ibretliktir: “Arabi harfleri, terakkimize mani değildir!”

Görev yine bize düşüyor kardeşlerim! Bu Kemalist zalimlerin zulümlerini bertaraf etmek ve yeniden Şanlı İslam Medeniyetimize dönmek için; dinimize, dilimize, kültürümüze sahip çıkmak, yaşamak ve yaşatmak için her türlü çaba ve gayretin içerisinde olmak zorundayız. Unutmayalım ki, karanlığa küfretmek yerine, bir mum da biz yakmalıyız.

NOT: Bu yazıda Mustafa ARMAĞAN’ın “7 soruda Harf İnkılabı” adlı makalesinden yararlanılmıştır.

 

GRUBA KATIL