Performans Çağında İnsanın Yorgunluğu
Arşiv Genel Yazarlar

Performans Çağında İnsanın Yorgunluğu

Günümüz dünyasında nefes almak bile bir yarış hâline gelmiştir. İnsanlar durmadan koşmakta ama çoğu, nereye gittiğini bilmemektedir. Yavaşlayan, bu çağda sanki kaybeden sayılır. Telefon ekranlarında, reklamlarda, iş yerlerinde, sosyal medyada aynı cümle yankılanır: “Yapabilirsin.” Fakat bu sözün içinde görünmez bir emir gizlidir: “Yapmak zorundasın.”
Byung-Chul Han, bu çağın insanını “performans öznesi” olarak tanımlar. Artık bireyleri yöneten, dış otorite değil, içselleştirilmiş bir başarı ideolojisidir. Kişi, kendini özgür sanırken aslında kendi kendini sömürür. Herkes daha çok üretmek, daha verimli olmak, daha görünür kalmak zorundadır. Bu sürekli performans hâli, insanı içten içe yoran, tüketen bir düzene dönüşmüştür.
Bir Müslüman için bu tablo hem tanıdık hem çelişkilidir. Çünkü inanç, insana dünyadan el etek çekmeyi değil, dengeyi öğretir. Kur’an’da “Allah, kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara 286) buyrulur. Bu ayet, ölçünün ve sınırın rahmet olduğunu hatırlatır. Fakat modern zamanın hızı, bu ölçüyü silikleştirir. İnsan, çalışmayı ibadetle, üretkenliği imanla karıştırmaya başlar. Sonunda ibadet, iç huzur değil, performansın bir parçası hâline gelir.
Yavaşlamak, günümüzde bir kayıp değil, belki de bir direniştir. Yavaşlayan kişi, dünyanın gürültüsünden değil, anlamın kaybından korkar. Çünkü anlam, sessizlikte ve fark edişte doğar. Yavaşlık, ilgisizlik değil, dikkatli bir farkındalıktır. Bu bilinçle hareket eden Müslüman, dünyadan kopmadan ama onun hızına kapılmadan yaşamanın mümkün olduğunu bilir.
Gazze, Sudan, Yemen gibi coğrafyalar, insan vicdanını her gün sınar. Bu acılara kayıtsız kalmak mümkün değildir. Fakat acıya sürekli maruz kalan bir kalp, zamanla taşlaşır. Merhamet yorgunluğu, çağımızın görünmeyen hastalıklarından biridir. Müslüman, bu yorgunluğa karşı hem şefkatini hem gücünü korumalıdır. Dünyayı tek başına değiştiremeyeceğini bilse de niyetini diri tutar. Çünkü İslam, küçük bir iyiliği bile büyük bir anlamın parçası sayar.
Performans çağında asıl başarı, çok yapmak değil, doğru niyetle yapmaktır. Gerçek özgürlük, herkes koşarken bir adım geri çekilip kalbi dinleyebilmektir. Yavaşlamak, vazgeçmek değil; niyeti yenilemektir. İnsan, hızla tüketilen bir çağda, kalbini koruyabildiği ölçüde insandır. Ve belki de bugünün en büyük cesareti, görünmeden iyi kalabilmektir.
Dr. Hüseyin DURMAZ

GRUBA KATIL