Cefai Demirel: Ne Kadar Dindarız?
Genel Gündem Son Sayımız

Cefai Demirel: Ne Kadar Dindarız?

Diyanet İşleri Başkanlığı Vatandaş Memnuniyet Anketibaşlıklı bir anket yaptırmış ve bu ankete göre halkın dindarlık düzeylerini de diyanet dergisinde yayınlamış, yakında kamuoyuyla da paylaşacakmış. Anket TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yapılmıştır. Ankette sorulan iki soru ve sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedim. Bunlar “dini bilgileriniz açısından kendinizi nasıl değerlendirirsiniz ve kendinizi ne kadar dindar buluyorsunuz?”.

Katılımcılardan %9’u “çok dindarım”, %63’ü “dindarım” demiş. Buna göre Türkiye toplumunun %72’si kendisini dindar olarak nitelendiriyor. %21,6 oranında “Ne dindarım ne değilim” diyen kararsız bir kitle var. %4,7 oranında katılımcı “Dindar değilim” demiş. “Hiç dindar değilim” diyen %1,1 oranında bir katılımcı var. “Herhangi bir dine inanmıyorum” diyenler ise %0,5’te kalmış…

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anketinde başka ilginç sonuçlar da var. Evliler bekârlardan, gençler yaşlılardan, liseliler üniversitelilerden daha dindarmış. Dini bilgi seviyesi de katılımcıların yüzde %92’si dini bilgisinin çok iyi, iyi veya orta seviyede olduğunu söylemiş. Dini bilgilerini çok iyi bulanların, yüzde %27’lik oranı ilkokul mezunu, iyi bulanların oranı, %30’luk oranla lise mezunu, kalan yüzde %35’lik oran da yüksek okul mezunu olarak görünüyor.

Bir başka anket sonucu Bahçeşehir Üniversitesi’nin 2012 Değerler Araştırması’nda üzerinde çok durulması gereken bir sonuç. Halkımızın yüzde %85’i kendisini “dindar” olarak tarif ediyor, fakat yüzde %29’u Ramazan orucunu tutuyor ve 5 vakit namazını kılıyor.

Anket sonuçlarını değerlendirecek olursak, 90 yıldır halkımız üzerinde dinden uzaklaştırma çabaları fayda vermemiştir iki farklı ankete göre. (% 72–85) Halkımız kendini dindar kabul etmektedir. Dindar olmadığını söyleyen veya herhangi bir dine inanmıyorum diyenlerin oranı %6,3 de kalmıştır.

Buna rağmen Bahçeşehir Üniversitesi’nin anketinde kendisini dindar olarak tarif eden %85’lik halkın %29’u namazını kılıp, orucunu tutuyor. Burada bir tezatlık gözümüze çarpıyor. Kur’an-ı Kerim’de Allah(cc) “Namaz bütün aşırılık, hayâsızlık ve kötülüklerden alıkoyar.”(Ankebut 45) buyururken, Allah Resulü ”Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.”(Beyhaki) buyurmaktadır. Namaz ve Oruç İslam’ın beş şartından biri olup, olmazsa olmazlarındandır. Halkımızın %85’inin kendini dindar olarak ifade edip, namaz ve oruç tutmamaları İslami ve İslam’ın gereklerini bilmediklerini fakat kendimizi dindar olarak görmek istediğimizi ortaya koymaktadır.

Bir başka açıdan bakarsak, İslam’ın günlük yaşantıdan çıkarılması amacına ulaşmıştır. Halkımız laik yaşamı benimsemiş, düşünce ve yaşayış olarak kabul görmüştür. İslam’ın bazı ayetlerini uygulayıp bazı ayetlerini uygulamamayı kabul etmiştir.

Sosyal problemlerimizin en büyük kaynağı budur. Gerçekten dindar olmamamızdır. Ayrıca ibadetlerimizin de hayatımıza yeterli tesir etmemesidir. Böyle bir toplumdan az namazlı, az oruçlu, kimseye güven vermeyen, Müslüman olduğunu zanneden, kendisini çarşı pazarda aldatılmaktan, yaşadığı evde ve sokakta sürekli rahatsız edilmekten korkan, emniyette hissetmeyen, birbirine güvenmeyen bir toplum oluşmuştur. Bahçeşehir Üniversitesi Değerler Araştırması Derneği (WVSA) 2012 anketine göre, Türkiye insanların birbirine en az güvenebildikleri ülkelerden biri. 22 yıldır bu durumda bir değişiklik gözlenmiyor. Türkiye’de insanların yaklaşık %10’u insanlara güvenebileceğini söylerken, İskandinav ülkelerinde bu oran %80’lere yaklaşıyor. Biraz İslam’dan, biraz laiklikten, ceza oradan, hukuk buradan çıkan sonuç hiçbir yaramıza derman olmuyor.

Anketten çıkan bir başka sonuç dini bilgi seviyemiz. Katılımcılardan dini bilgilerim çok iyi (%27) ve iyi diyenler (%30) %57’lik oranla ilkokul veya lise mezunu. Orta seviyede diyenler %35’lik oranla yüksek okul mezunu. Anket sonucuna göre eğitim seviyesi düştükçe halkın dindarlığında artış gözüküyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe modern yaşama uymuş, dini hassasiyetleri ikinci plana itmiş, bu dünyaya meyletmiş görüntüsü veriyor.

Dini bilgilerim çok iyi diyen %27’lik oran, acaba dini bilgileri gerçekten iyi biliyor mu? Bunu gerçek kabul edersek (halkın %29’u namaz kılıyor, oruç tutuyor) Dini bilgilerini çok iyi bulan kimsenin mutlaka namaz kılıp oruç tutması lazımdır. Buda lise ve yüksek okul mezunlarından %2’lik oran namaz kılıp oruç tutuyor demektir. Bununda gerçeği yansıtmadığı ortadadır. Bu anket sonucuna göre dini bilgilerinin çok iyi olduğunu söyleyen yüzde %27’lik oran ve iyi olduğunu söyleyen %30’luk oranın dini bilgileri yetersiz, fakat dini çok iyi bildiğini veya iyi bildiğini zannediyor. Eğitim seviyesi düştükçe halkımızın bilgisizliği artıyor.

Dönemin Başbakanı Turgut Özal zamanında gerçekleşmiş bir olay anlatılır: Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemiş, Sayın Özal’ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunu söylemişlerdi: “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!” Turgut Özal’ın “Nasıl?” sorusu üzerine şunu anlatmışlardı: “Biz Japonya’da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazaki’ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki: Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur.” Bürokratlardan biri atılır: “Ama bizim Hiroşima’mız yok ki!” Japon uzmanın cevabı tokat gibidir: “Sizin Çanakkale’niz on Hiroşima eder!”

Çanakkale savaşı ne için yapılmıştı, kimlere karşı yapılmıştı. (genelkurmay verilerine göre şehit, yaralı toplam 250 bin kişi) 250 bin zayiat ne için verilmişti? Vatan ve din için verilmişti. Gelinen noktada nüfus cüzdanlarımızda İslam yazıyor fakat günlük hayatımızda İslam ne kadar var? Dinimizi ne kadar biliyoruz? 250 bin şehit ve gazi bu savaşı ne için yapmışlardı? Yedi düvel’in (yedi devlet) yapmak istediklerini 300 000 zayiat vererek yapamadıklarını bizler kendi ellerimizle yaptık. Osmanlı devletini 624 yıl Osmanlı yapan İslam kültürü idi. Osmanlı’yı cihan devleti yapan İslam idi. Bizler kendi kültürümüzü, İslam’ı hor görüp arkamıza attık. Yabancılardan devşirme kanunlar da bize ilaç olmadı, derdimize derman olmadı.

Eğitim sistemimizin yabancı milletlerin hukuk, yasa, ceza, değer ve yargılarını bırakıp, yeniden milli ve İslami değerlerimize dönmesi, Kur’an ve sünnetin yeniden hayatımıza yön vermesi dileğiyle.

Kaynaklar:

Cumhuriyet’ten Ataol BEHRAMOĞLU

NOT: Bu yazı Genç Birikim dergisinin Mayıs 2013  sayısında yayımlanmıştır.

GRUBA KATIL