Kur’an’dan ve sünnetten habersiz yaşamak, gerçekten çok üzücü bir durumdur. Kur’an’dan ve sünnetten habersiz yaşamak, çölün ortasında kalmış, nereye gideceğini bilmeden sağa sola savrulmak gibidir. Günümüzde de birçok Müslüman sağa sola savrulmaktadır. Çünkü insanların çoğunun Kitap’tan ve Peygamber’den haberi yoktur. Allah bize ne emrediyor, Peygamber bize neleri öğretti; bunları hiç dert edinmeyen bir toplumun içinde yaşıyoruz maalesef.
Herkes, her şeyi bildiğini zannediyor. Doğruyu öğrenmeyi de istemiyor. Çünkü yaşantısını, bildiğine göre düzenlemiş. Gerçeği öğrendiği zaman hem yaşantısı değişecek hem de inandığı bazı değerler sarsılacaktır.
Her söylenene inanan kimseler de oldukça fazladır. Maalesef sosyal medyada ne görse, ne duysa hemen inanan, gördüğünü hiç araştırmadan doğru kabul edip insanlara aktarmaya çalışan çok sayıda insan vardır.
Dinimiz İslam, her duyulan bilginin veya haberin körü körüne kabul edilmesini kesinlikle yasaklamıştır. Doğruluğu araştırılmamış bilgileri yaymak ve bunlara inanmak, bireylere ve topluma büyük zararlar verebilir. İnsanları yıllarca birbirine küstürebilir veya birilerinin canına kastedilmesine sebep olabilir. Bu konuda İslam’ın ortaya koyduğu kurallar şunlardır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Eğer bir fasık (yoldan çıkmış kişi) size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat-6). Ayette Rabbimiz, “doğruluğunu araştırın” buyurmaktadır. Fakat insanlar çoğu zaman araştırma zahmetine girmemektedir. Bilginin doğru veya yanlış olması, onları pek ilgilendirmemekte; onlar için en önemli şey, duydukları haberi başkalarına ulaştırmaktır.
Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Kişiye, yalan olarak her duyduğunu anlatması yeter.” (Müslim, Mukaddime, 5). Nitekim bu hadis, herhangi bir araştırma yapmadan her söyleneni başkalarına aktarmanın yalan söylemek anlamına geldiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yalan söylememek için kesinlikle araştırma yapmak gerekir. Aksi takdirde bilmeden birilerinin zarar görmesine sebep olabiliriz.
Dinlediği şeyin yalan veya gerçek olma ihtimali bulunduğu hâlde, insan her duyduğu şeyi konuştuğu takdirde mutlaka bazı yalanları da aktarmış olur. Yalan, bir şeyi olduğundan farklı şekilde anlatmak ve insanları aldatmaktır. Kişi bunu kasten yaparsa günah işlemiş olur.
Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü göz, kulak ve kalp; bunların hepsi sorumludur, mutlaka sorguya çekilecektir.” (İsra-36). Bilmediğimiz şeyleri konuşur, görmediğimiz olayları anlatır ve doğruluğunu araştırmadığımız bilgileri yayarsak Allah’a bunun hesabını veremeyiz. Veremediğimiz hesabın da cezasını çekmek zorunda kalabiliriz. Ayrıca ceza deyip hafife almamalıyız. Çünkü Rabbimizin cezası, dünyadaki cezalar gibi hafif değildir; ağır ve şiddetlidir. Bunu asla unutmamalıyız.
Bakınız, Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği nimetler hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan odur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır; gerçekten o, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.” (En’âm-165). Ayette Allah’ın cezasının çabuk olduğu belirtilmekte, aynı zamanda Rabbimizin merhametinden de bahsedilmektedir. Elbette dünyadayken yaptığımız yanlışlardan dönmeli, tövbe etmeli ve mahcubiyetimizi Rabbimize arz etmeliyiz ki kurtuluşa erenlerden olabilelim.
Rabbimiz başka bir ayetinde de şöyle buyurmaktadır: “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen ve söylediklerini kayda geçiren bir melek hazır bulunmasın.” (Kaf-18). Bir Müslümanın, söylediği ve yaptığı her şeyde Allah’tan korkması, nefsini kontrol etmesi, söylediği her kelimeden hesaba çekileceğini hatırlaması gerekir. Çünkü bütün yapılanlar, istisnasız olarak kayda geçirilmektedir. Bu nedenle her söylenene inanmamak gerekir.
Kimileri de vardır ki söz söylerler fakat gereğini yerine getirmezler. Bu insanların bir kısmı İslami çalışmalar içerisinde yer almakta, bir kısmı ise İslam’la ilgisi olmayan kişilerden oluşmaktadır. İslami çalışmalar içerisinde bulunan kimseler böyle davrandıklarında hem İslam’a zarar vermekte hem de güvenilirliklerini kaybetmektedirler. En acısı ise İslam’a zarar vermeleridir. Çünkü İslam’a zarar veren ve onu itibarsızlaştıran kişiler, insanların doğru yolu bulmalarına engel olmaktadırlar.
Rabbimiz böyle davrananları şu şekilde uyarmaktadır: “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (Saf-2,3).
Rabbim bizleri, her söylenene itibar etmeyen ve verdiği sözleri yerine getiren kullarından eylesin. Âmin.
Emrah DOĞRU

Follow