Arşiv Yazarlar

Siyonist Büyükelçilik Kapatılmalıdır!

Siyonist rejime yönelik gerçekleştirilen her eylem, atılacak her slogan önemli ve anlamlıdır. Ama sadece basın açıklamalarıyla ya da Siyonist elçilik önünde yapılacak eylemlerle yetinmenin, Siyonist rejime geri adım attırmadığı defalarca görülmüştür. Halkı Müslüman olan ülke halklarının yapacakları ve ses getirecek eylemler, içinde yaşadıkları ülke yönetimleri üzerinde baskı kurmaya yönelik olmalıdır. Çünkü kendi ülke yönetimlerine geri adım attırmadan Siyonist rejime ve arkasındaki ve özellikle de ABD’ye geri adım attırmanın mümkün olmadığı dün hastanede gerçekleştirilen vahşi katliamdan da anlaşılmaktadır. Siyonist ve küresel küfür güçlerin Rabbimizin deyimiyle “Onlar hayvanlar gibidir hayvanlardan da aşağı” (A’raf, 179; Furkan, 44) hiç unutulmamalıdır.

Türkiye yönetimi ve dolayısıyla C. Başkanı Erdoğan’ın geçmişte olduğu gibi açık/net bir tavır göstermediği görülmektedir. Sadece açıklamalarda ve kınamalarda bulunmanın hiçbir faydasının olmadığını en iyi bilenler, bu ülkeyi yönetenlerdir. Şu ana kadar sonucu olmayan görüşmeler, açıklamalar ve kınamalarda bulunulmuştur. Ama bu görüşme ve açıklamalar, bırakın geri adım attırmayı Siyonist rejimi daha da vahşileştirmiştir.

Benzeri ve hiç etkisi olmayacak yeni bir açıklama Hastane bombalanmasında da yapılmıştır. En az 500 masum insanın katledildiği bu bombalamayla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan “tüm insanlığı harekete geçmeye davet ediyorum” diyor. Erdoğan kimin harekete geçmesini istiyor; ABD’nin mi, İngiltere’nin mi, BM’nin mi yoksa işbirlikçi uşak ruhlu Arap yöneticilerinin mi?

Oysa Erdoğan’dan beklenen herkesten önce kendisinin ve başında bulunduğu ülke; Türkiye’nin harekete geçmesidir. Ama ne yazık ki, Türkiye yöneticileri, Kolombiya Devlet Başkanı ya da İspanya’da bakanlarının takındığı tavrı bile gösterememiştir. Bunlardan kimisi Siyonist Büyükelçiliği ülkesinden kovmuş kimisi de cesurca işlenen katliamları “soykırım/ terör devleti” olarak değerlendirmiştir.

Ya Türkiye?

Yazık, hem de çok yazık!

Bilinmelidir ki Siyonist rejim sadece ve sadece güçten anlar. Bunu en iyi bilenlerden birisi de Davos’ta, “siz çocukları öldürmesini çok iyi biliyorsunuz’ diyen C. Başkanı Erdoğan’dır.

Elbette Türkiye’nin savaşacak gücü olmadığını biliyoruz. Ama Siyonist rejime karşı cesurca söyleyecek bir sözü, takınacağı bir tavrı da mı yoktur? Neden, bunca katliama ve bir bombayla katledilen 500’den fazla masuma rağmen hala ‘terör devleti ve soykırım’ diyemiyor, anlamak mümkün değildir. Ama söyleyecek bir sözlerinin olmadığı, burnun dibinde terör devletçiği kurulurken de ve hatta Siha’sı düşürülürken de takınılan tavırdan (daha doğrusu tavırsızlıktan) anlaşılmaktadır.

Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak mutlaka -ve hemen- iktidar üzerinde baskı oluşturacak bir tavır takınmalıyız. Bu tavır, ya iktidar partisi önünde eylem yapmak şeklinde ya da yetkililerle görüşmek şeklinde olmalıdır. Amaç, iktidarın mutlaka şu konularda adım atması sağlanmalıdır:

1- Hemen, ama’sız ve fakat’sız Siyonist rejimle ilişkiler kesilmelidir.  

Her iki tarafla (Hamas ve Siyonist rejimle) ilişkileri devam ettirmenin faydası var. En azından Siyonist rejimle görüşebilme ve geri adım attırma ihtimali var martavallarının doğru olmadığı, bu süreçte bir daha anlaşılmıştır.

2- Siyonist rejimin büyükelçilik, konsolosluk ve varsa terör örgütü Mossad’ın büroları kapatılarak, buralarda görevli olanların tamamı sınır dışı edilmelidir.

(Bunu Kolombiya yapmıştır, neden Türkiye yapamasın ki?)

3- Türkiye’den Siyonist rejimin ordusuna katılarak Filistinlilere karşı savaşa giden Türkiye vatandaşları ya vatandaşlıktan çıkarılmalı ya da hemen tutuklanmalıdır.

4- ABD’nin üslerini özellikle de Adana’daki İncirlik ve Malatya’daki Kürecik üssü ve daha birçok üsle ilgili net ve açık bir tavır alınmalıdır.

5- En kısa zamanda -ABD’den çok farklı olmasalar da- Doğu ülkeleriyle -Rusya, Çin, Hindistan- ilişkileri en üst seviyede kurmaya çalışılmalıdır.

Bunları gerçekleştirmenin zor olduğu, Türkiye’nin geleceğini etkileyecek tarzda olduğu malumu ilamdır. Ancak bunların tamamını ya da en azından bir kısmını yapmak – sadece Müslüman olmanın değil- aynı zamanda onurlu, haysiyetli ve şerefli insan olmanın da bir gereği olduğu bilinmelidir. Aksi takdirde tarih ve gelecek nesiller, sadece bu konuda adım atmayan iktidarları değil, aynı zamanda sadece Siyonist rejime yönelik eylemlerle yetinenleri yargılayacağı da bilinmelidir.

“(Ey Muhammed,) Allah’ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir.” (İbrahim, 42)

18.10.2023

Exit mobile version