Arşiv Genel Yazarlar

Sermayesi Eriyen Adam 

Zamanın sahibi âlemlerin Rabbine hamdolsun. Zamanı en iyi nasıl kullanacağımızın öğretisiyle kullarına rahmet olarak indirdiği Muhammed’e (Aleyhisselam) salat ve selam olsun.

Zaman bilinci; bugün ümmetin büyük kayıp içinde olduğu bir mevzudur. Bu nimetin kıymeti bilinmediğinde her yerde hunharca harcanır. Zaman biziz, zaman ahirete hasılat topladığımız her andır. Gelmişi geleceği bilen takdir eden, Allah 1447 sene önce indirdiği kulluk kitabında kullarına açıkça beyan etmiş onu saçıp savurmamaları gerektiğini bildirmiş yoksa hüsrana düşersiniz demiştir.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

١﴾ وَالْعَصْرِۙ ﴿٢﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ ﴿٣﴾ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

-Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- Asr´a yemin olsun ki,

2- insan mutlaka bir ziyandadır.

3- Ancak iman edenler, Salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır

Fahreddin Razi (Rahimellah) bu sürenin tefsirinde özetle şöyle söyler; “Allah Teala zaman olan asra yemin etmiştir. Çünkü zamanda acayiplikler vardır. Şöyle ki mutluluk ve üzüntü, sıhhat ve hastalık, zenginlik ve fakirlik zaman içinde olur. Ayrıca ömre denk ve onunla aynı kıymette olan bir şeyde yoktur…

Bundan dolayıdır ki Allahu Teala zamana yemin etmiştir. Keza Rabbimiz gece ile gündüzün birer fırsat olduğuna fakat insanoğlunun bunları zayi ettiğine dikkat çekmiştir. Ayrıca zaman mekândan daha önemli olduğundan dolayı zamana yemin etmiştir. Çünkü zaman katıksız, kusursuz bir nimettir. Hüsrana düşüp ayıplanacak olan insandır. (Et-Tefsiru’l-Kebir17-84)

Fahreddin er-Râzî anlatıyor: “Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: «Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin! …» Onun bu sözünü duyunca, «İşte bu söz Asr sûresinin mânasını izah etmektedir» dedim. Aslında insana verilen ömür güneşin altında bir buz gibi hızla erimektedir. Eğer bunu ziyan eder veya yanlış yere harcarsa insanın hüsranına sebep olur.”

(Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu”l-gayb, XXXII, 81)

İmam el-Cevzi, “el-Müdhiş” adlı eserinde aynı şekilde İbn Kesir tefsirinde şöyle anlatmaktadır: Bir adam pazarda buz satmaktadır ve şöyle bağırıyordur: “Sermayesi eriyip giden adama merhamet edin/acıyın! “Bu adam, malı zamanla eriyip tükendiği için insanların şefkatini ve paralarını celbetmek istiyordur. Eğer buzu vaktiyle satamazsa buz eriyecek, dolaysıyla sermayesi heba olup gidecektir.

Yine Salih seleflerden biri şöyle demiştir:

“Asr” suresini yirmi yıl okudum ama özellikle de insanın nasıl hüsran olabileceğini tam manasıyla anlayamadım. Ta ki bir gün buz satıcısının insanlara yalvararak şöyle bağırdığını duyana kadar: “Sermayesi eriyen adama merhamet edin/acıyın! Adamın sermayesi buz, buz ise donmuş sudur. Düşen bir su damlası ise bir daha asla geri gelmez.

Suphanallah! ne güzel anlamış bu mübarek insanlar vakıayı.

 “Zaman kılıç gibidir sen onu kesmezsen o seni keser ”sözünün detayına inmek gerekir. Kaliteli zaman geçirebilmemiz için öncelikle onun kıymetini bilmeliyiz.

Nedir zaman?

*Zaman ömür nimetidir. Zaman bizin sermayemizdir. Onu saçıp savuramayız olmadık yerlerde herkesin keyfine göre tüketemeyiz.

*Zaman, ahireti kazanma amaçlı dünya ticaretinde israf etmeden malayani boş levhiyatla tüketeceğimiz bir olgu değildir kaybettiğimizde telafisi mümkün olmayan bir nimettir.

Rabbimizin Kur’an’ı Kerim’de zaman üzerine yemin edip mekân üzerine yemin etmemesinin altındaki ince sır. Mekân neresi olursa olsun orayı hayır ve şerre dönüştüren insanoğludur. Orada ki zaman içerisinde yer alanda kendisidir. Allah onun eliyle iyi kötüyü yaratır.

Bakıyoruz bazı insanlar içinde bulunduğumuz zamanın kötülüğünden dem vururlar onlara demek lazım kardeşim zaman, sen ve ben toplumu oluşturan bizleriz, toplumu bozan ıslah edenlerde bizler o zaman iyilik ve kötülüğü bizlere atfetmelisin.

Boşuna değil Alemlerin Rabbinin üzerine yemin ettiği, Resulullah’ın ve güzide ashabının (Sallallahu aleyhi ve sellem) içinde bulunduğu zaman dilimine “ASRI SAADET” denmesi. Orada da mekân önemli değildir. Mekânın adı “YESRİB” di. Yesrib: Kelimesinin manasında fısk ve fücur, fesat, bozgunculuk olduğu için İslam’ın yayılmasıyla Yesrib Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından “güzel, temiz, hoş” anlamına gelen Taybe veya Tâbe isimleri yanı ısıra medeniyetin şehri Medine-i Münevvere (Nurlu Şehir) olarak anılmaya başlanmıştır. Buradanda anlıyoruz ki medeniyetler toplulukların eliyle şekillenir.

İslam dininin bir karakteri vardır, çağlara medeniyet olarak indirilmiştir. Cihanşümuldür. Peygamberin tatbikatıyla terbiye hayata geçirilmiştir. Bu hayat tarzı kaynaktalardan (Kuran-Sünnet) beslenen herkes için bu medeniyeti sunar asıl gerçek olan budur.

Medeniyeti Avrupa’da küffar da arayanlar bugün onlardan sudur eden insanlık dışı uygulamaları açıkça görmektedir. Dinini bilmeyen cahil Müslümanlar her zaman eziklik psikoloji içerisinde onlara hayran ve onlar gibi olma özentisiyle yaşar. Onların çökmüş çürümüş yaşantılarını görünce bu dinin müntesipleri olarak Allaha binlerce hamdediyoruz.

Dünya idaresinde Müslümanların sahada olmamalarından dolayı dünyadaki çirkeflik, fütursuzluk, zulüm gün gibi ortadadır. Kitaplardan okumuyoruz bizzat yaşayan canlı şahitleriz.

Bu konuda ne güzel yazmış Ustaz Hasan en-Nedvi “MÜSLÜMANLAR GERİLEYİNCE DÜNYA NELER KAYBETTİ kitabıdır. Evet çok şey kaybetti öyle ki, insanlığının, hayatının kıymetini kaybetti.

Yaşadığımız an sorumlu olduğumuz an dır. Geçmişi irdeleyip günümüze taşıyarak o anıda bozmamayı gideni geri getiremeyeceğimizi onun için nasuh tövbesiyle yeni bir sayfa açmamızı önderimiz öğretti. (Aleyhisselam). Alimlerimiz den, Ebu Said el- Harraz şöyle demiştir: “Geçen vakitle meşgul olmak ikinci bir vakti zayi etmektir”

İçinde bulunduğumuz zamanı kaliteli hale getirmek için boş işlerden uzak durmalıyız. Ayrıca bu ayeti çokça tefekkür edip içselleştirmeliyiz.

Tekasur Suresi:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ   (1)

       حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ(2)

Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

Tefsirlerde şöyle geçer, birinci âyette yer alan اَلإلْهَاءُ (ilhâ’) oyalamak, gaflete düşürmek, faydasız şeylerle uğraştırarak asıl yapılması gereken işlerden alıkoymaktır.

Seni o kadar oyaladıki, uğraştırdıki boş işler kabirde gözünü açtın. Ayeti bugünkü hayattan anlamaya çalıştığımızda telefon, bilgisayar, internet oyunları bugünün zaman katilleridir. Allah’ın rızası doğrultusunda kullanıldığında teknoloji nimettir. Gel gör ki! gününün büyük bir bölümünü onunla geçiren konuşmaktan, düşünmekten, paylaşmaktan uzak sosyal medya mahkûmu olan bir insanlıkla iç içeyiz.

Üretmekten, zanaattan uzak dünya düzeninin kuklaştırdığı bağımlı, robotik bir varlık haline getirilmiş idaresi dünya güçlerinin elinde olan bir gençlik demiyorum yaşlı, genç, kadın, çocuk (Hele beşik sallayan dünyayı sallar sözüyle taltif edilmiş) dünya inkılabında büyük yeredinmiş annelere bakıyorsunuz içiniz acıyor. Yeni dünyanın en büyük israfı zaman. Hem de öyle bir israf ki telafisi mümkün olmayan.

Boş zamanın olmadığını her anın bir şeyle dolu olduğunu (Hayır ya da şer) asla unutmamalıyız. Bizler bir gaye üzere, özel yaratılmış ıslahçılar olarak donatılmış eşrefi mahluklarız. Kendimizi esfele safiline düşürmeden bu imtihan sahasını güzel değerlendirerek fayda üreten olmalıyız. Sevgili Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “İki nimet vardır ki, bunlar hakkında çoğu kimse aldanmıştır. Onlar da sıhhat ile boş vakittir.” (Buhârî, Rikak, 1) Bize düşen görev içinde bulunduğumuz anı en güzel ve yararlı bir şekilde değerlendirmektir. “O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul.” (İnşirah, 94/7) ayeti de buna işaret etmektedir.

EN EMİNE EMANET OLUNUZ      Sümeyye DEMİRCİ

 

Exit mobile version