Arşiv Genel Şiir

Sednaya, Bir Hapsin Dünyası

Zindanlar artık Yusuf’un değil,
Medrese yok artık
Bağdaş kuran hayallerim, işkence altında
Zalimin zulmüyle mühürlü kapılar,
Nefes alacak vakit bile yok.

Sıra dışı olaylar, ardı arkası kesilmeyen karanlıklar,
Yeraltı saklambaçlığında bütün aydınlıklar…
Biraz uyku, biraz rüya
Biraz da oturmaya hasret bütün iliklerim,
Zalimin elinde esarette

Ey zindan, ey medrese dediğim yer, neredesin?
Bir görünmezin içinde, bir hayaldesin
Umudun adı yok artık
Çaresizliğin tarifi yok
Zamanın, tadı yok.

Vakit nerede, sen neredesin?
Ben kimim, kim var, kim yok oldu?
Hangi zamandayız, bilmiyorum.

Üzerime örtülü karanlık duvarlar
Sancılı kapılar, duyulmayan çığlıklar
Ardı sıra dizilmiş ölüm mezarlıkları
İşkencelerle süslenmiş bir ömürsüzlük dünyası.

Adım silinmiş, sanım unutulmuş,
Üzerimde, anlamsız bir yakarış gülüşmesi.
Sallanıp durduğum bu kıyamet ertesinde
Kopan benliğimle yapayalnızım şimdi.

Bir kargaşa içinde, nefes nefese
Bitişik bir çaresizliğin kıyısında
Ansızın göz kamaştıran bir aydınlık
Farklı yüzler, tanıdık olmayan ifadeler
Hiç bilmediğim dokunuşlar

Unutmuştum çoktan merhameti
Unutmuştum insanlığı
Kendimi, kimliğimi, her şeyi

Bu bir zaferin, bir kurtuluşun ışığı mıydı?
Yoksa köleleşip aklımı yitirdiğim
Bir aydınlığın sessiz müjdesi mi?

Emrullah KIRKAN

Exit mobile version