Dünyaya, hidayete, rahmete, merhamete, adalete, davete, şehadete ve mübarek Ramazan’a gözlerimizi açtıran rabbimiz Allah’a (c.c) hamd olsun. Hayatıyla, davetçiliğiyle, şehadetiyle ve ibadetleriyle bizlere mükemmel bir numûne-i imtisal olan Rasulullah’a (sav) salât u selam olsun.
Romanlarla başladığı yazarlık serüvenini öykülerle ve özellikle de çocuk öykü ve masallarıyla sürdüren anlamlı sözler sahibidir yazar Nehir Aydın Gökduman. Hanım yazarların kaleminden çıkmış eserleri okurken bazen kendimi, içine kadının kendi yüreğini de katarak pişirdiği bir aşla, şefkatli bir büyütüşle terbiye edilmiş bir evlatla hemhal olmuş bulurum. İşte Nehir hanıma ait okuduğum tüm çalışmalarda, bunları hissettiğimi belirtmekte önemli bir fayda görürüm.
Öykülerin bütününün muhtevasını “Ramazan”, “Oruç”, “Teravih” ve “Kur’an”ın oluşturduğu leziz iki öykü kitabı olan Şimdi Oruç Zamanı ve Sevap Yağmuru eserlerini, şu mübarek Ramazan günlerinin nur ikliminde, siz kardeşlerimizle paylaşmayı kendimize bir görev bildik. Her iki kitap boyunca neler okuduk, ne güzel iklimlere daldık ve ne kadar huzurlu olduk, huzurla dolduk ah bir bilseniz! Öykü kahramanlarının her biri birbirinden heyecanlı, sevecen, fedakâr, oruç, Kur’an ve teravih sevdalısı çocuklar olarak çıkıyor karşımıza. Onlarla birlikte Ramazan’ı yaşıyoruz, orucumuzu tutuyoruz, muhteşem iftarlara erişiyoruz, büyüklerimize yardım ediyoruz, ezanı bekliyoruz, sahura kalkıyoruz mahmur gözlerle, sevinç içerisinde teravih saflarına dâhil oluyoruz. Neşe içinde Kur’an ayını soluyoruz küçümen yüreklerine rağmen, içlerinde kocaman iman taşıyan öykü kahramanlarıyla.
Oruç kuşunu sabah ezanıyla tutup akşam ezanıyla bırakmanın telaşı
Pınar Yayınları’nın çocuk yayınları kuruluşu olan Salıncak Yayınları’nın Oruç Günleri Dizisi’nin 2. ve 3. kitapları olan dokuz öykülü Şimdi Oruç Zamanı ve yedi öykülü Sevap Yağmuru eserleri, Eylül 2006’da okuyucuya ulaşmış. Eserlerin, öykülerin içeriğine uygun çizimlerle süslenmesi daha bir canlılık getirmiş doğrusu okuduklarımıza. Çocuklarımızın okuduklarını zihinlerinde canlandırmalarına yardımcı olan tebrik edilesi bir uygulamadır bu. Hani tarihî bir film izlersiniz de tarihî şahsiyetleri film karakteriyle özdeştirirsiniz ya (Hz. Yusuf, Hz. Meryem filmlerinde olduğu gibi); işte sayfalar arasına anlamlı bir şekilde serpiştirilmiş resimlerle de öykü kahramanları bir oluyor.
Oruç kuşunu sabah ezanıyla tutup akşam ezanıyla bırakmanın telaşında olanları seyre dalmışken, bir bakıyoruz mahallelerinde teravihe yetişecek cami inşaatında gayret üstüne gayret gösteriyor kahramanlarımızdan biri. Bir diğerinin sınıflarında iftar yapmak için, hep birlikte yaptıkları o doruklara varan heyecanlı hazırlıklarına şahit oluyoruz. Kimisinin dedesinden dinlediği hikâyelere, aynı dikkatle biz de kulak veriyoruz. O ihtiyar gençlerin dimağında hiç eksilmeyen erdem yüklü anlatışlara, bayılıp gidiyoruz. Ramazan gelmeden önce öğretmeninin günlük tutma önerisini, Ramazan boyunca anne babasından gizleyerek gün gün oruç günlerini, hislerini günlük defterine yazarak bayram günü ailesiyle paylaşan zeki bir afacanı da buluyoruz öykülerin birinin içinde. Peki, ya üniversiteyi kazanıp başka bir şehre gitmesinden bu yana dört ay geçen ağabeylerini, bayram için dört gözle bekleyen sabırlı -ya da sabırsız diyelim- kardeşlerin sevincine ortak olmamızı nasıl tarif edelim?
Hep birlikte bir aile güzelliği içinde amca ve dayılarla, teyze ve halalarla, nine ve dedelerle geçen doyumsuz Ramazan sofralarında bir yağ misali erimeye kesiyoruz. Kendisinin de İstanbul’da yaşamaklığından kaynaklanıyor olsa gerek ki, bir Eyüp Sultan Camii sınırlarında geçen iftar ve teravih hatırasını, bize, minik bir yürek kanalıyla aktarıyor yazar hanım. Yine kahramanımızın birinin babasının öğüt niteliğinde sarf ettiği şunlara yakın sözleri, bilinçli bir aile ile karşı karşıya olduğumuzu anımsatıyor bize: Rabbimizin bize emrettiği her ibadette derin hikmetler vardır. Mesela namaz kılarken ruhumuz dünya meşgalesinden uzaklaşır, Rabbimize saygı ve sevgimiz doruğa çıkar. Secdelerimizde kulluğumuzu, Allah’a gönülden boyun eğdiğimizi hissederiz. Oruç ise yine Rabbimizin emirlerinden bir emirdir. Oruç tutarak nefsimizi terbiye etmeyi öğreniriz. Birbirinden güzel dünya nimetlerine Rabbimizin rızası için sabrederiz. İbadetlerimizi gerçek anlamlarını bilerek yaparsak hem sevap kazanır hem de iyi, güzel ve hayırlı insanlar olmayı başarırız…
Köy ramazanlarının tadına doyulmayan lezzeti
Tövbe edip artık eski yaşamına dönmemeye söz verenlerin, iyilik ve hayır yolunda amansız çaba sarf edenlerin takdirlik hayatlarının Ramazan’da daha da güzel bir safhaya ulaştığını okuyoruz kimi öykülerde. Hele köy ramazanlarını yansıtan kimi öyküler var ki, içinden çıkası gelmiyor insanın o bozulmayışların, saflıkların, sadeliklerin. Tertemiz hava, yemyeşil çayırlar, gürül gürül akan dereler, cıvıldaşan kuşlar, heybetli dağlar, gösterişsiz haneler, yardımsever insanlar, görevlerini eksiksizce yerine getiren hayvancağızlar… Bütün bu güzelliklerin üstüne bir de Ramazan’ın gelmesi demek, atmosferin meleklerin bile gıpta ile bakacağı bir hale dönüşmesi demektir.
Rahmet, sevgi ve merhamet ayı olan bu güzeller güzeli Ramazan’ı bir de öykülerde solumak, size, ailece farklılık katacağına inanıyoruz. Doğdukları gibi hep saf ve temiz bir ömür sürmelerini arzuladığımız evlatlarımıza, güzel bir Ramazan hediyesi olarak sunabiliriz bu öykü kitaplarını mesela. Onun tarifi zor o manevi iklimini, karınca kararınca cümleleriyle çocuk dilinde vermeyi başaran yazar hanıma, “Ramazan” gibi bir ömür ve “Bayram” gibi de bir son diliyoruz af ve merhamet sahibi yüceler yücesi biricik Rabbimizden. Ve tabi cümle kardeşlerimize… Özellikle de mazlum, mağdur ama onur, izzet ve şeref timsali yiğit mümin ve mücahitlere.
Fatih PALA
fatihpalafatih@gmail.com