Yüce Allah’a, hamd u sena; biricik örneğimiz, rehberimiz ve öğretmenimiz Rasulullah’a salât u selam olsun.
Ömrümüzü büyük bir amaç uğrunda geçirmekle yükümlüyüz Müslümanlar olarak; yani yalnızca tek ilah, tek rab, tek hükümran olan Allah Teâlâ’ya boyun eğmekle, ibadet etmekle, kul olmakla. Ne güzel şeref, ne muhteşem bir paye! Hamd olsun, bize, kendine kul olma lütfunu bağışlayan şanı yüce yaratıcımıza. Rabbimiz ve yârimiz, celal ve ikram sahibi olan ekber Allah, aziz ve kerim kitabı, biz kullarına hayat rehberi ve yol azığı olan Kur’an-ı azimüşşanda, ‘emr-i bil ma’ruf’u ve ‘nehyi anil münker’i müminlerin özelliklerinden olarak bildirmiştir. Bu cümle, iyiliği yaymak, yaygınlaştırmak ve kötülüğü, şer olan şeyleri engellemek, insanın hem kendisini hem de çevresini kötülüklerden sakındırması anlamına gelir. İyi olmak ve iyiliği yaygın hâle getirmenin yollarını bilmek ne kadar önemli ve gerekliyse bu bağlamda kötülüğün de bilinip tanınması ve ona giden yollara engeller konması da o kadar önemli ve gereklidir iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve birbirlerine hakkı, sabrı tavsiye etme şuurunda olanlar için.
Genel olarak davet-tebliğ konulu yazdığı eserleriyle kendini tanıdığımız Kuveytli müellif Abdülhamid Bilalî’nin Kötülükten Sakındırma Yolu isimli kitap çalışması; kötülükten, şer ve günah yollarından Müslümanların kendilerini uzak tutmaları ve arındırmaları yönünde, onlara yardımcı olacak mahiyette enine boyuna güzel bir harita çizmiş. İyiliği emr, kötülükten nehy düsturunun ikinci aşamasını yani ‘neyh-i anil münker’i kaleme alarak okuyucusunu karşılamıştır yazar.
Peygamberî bir görevi sürdürmenin ilk ayağı, peygamberî ahlakı kuşanmak olacaktır
Kendisi de aynı zamanda iyi bir davetçi olan Bilalî, öğrenciliğinden beri davet çalışmalarında aktif rol almış, çeşitli konferanslar vermiş, hutbeler okumuş, değişik gazete ve dergilerde yazılar yazmıştır. Birçok radyo ve televizyon programına katılıp programlar düzenlemiştir. Şehit Hasan el-Benna gibi bir önder ve öncünün açtığı yoldan yürümeye çalışarak, onun çizgisini koruyarak İhvan-ı Muslimîn içerisinde aktif rol almıştır Bilalî. Kimsenin yapamayacağı şeyi tercih etmiş ve ülkesi insanlarının uyuşturucu bağımlılığından kurtulmaları adına “Beşâiru’l-Hayr” adında bir cemiyet kurarak buradan İslamî faaliyetlerini sürdürmüş, halen de sürdürmeye devam etmektedir. Kitaptan, her yıl en az yüz elli kişiyi uyuşturucu bataklığından kurtardığının bilgisini alıyoruz. İnsanları o bataklıktan uzaklaştırması, onları İslam’la müşerref kıldığının da bir başka ifadesi demektir.
Bu mücadele ve davet ehli adamın söz konusu eserinin içeriği, dünya üzerindeki bütün inanmışları kapsayıcı nitelikte. Peygamberî bir görevi sürdürmenin ilk ayağı, elbetteki peygamberî ahlakı kuşanmak olacaktır. Onun vahiyle eğitilme sürecini iyi idrak etmeden, davasının taviz kabul etmeyen parametrelerini zihne ve yüreğe işlemeden kazanç elde etmenin zorluğuna kişi kendini inandırmalıdır. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), hikmetle, sabırla, ihlâsla, örneklik teşkil etmekle, tevazu sahibi olmakla, muhataplarını iyice dinleyip anlamak ve onlara yumuşak davranmakla sevdasına çağırma görevini en muhteşem şekilde yerine getirmiştir.
Daha önce, Münkerden Sakındırma Yolu ismiyle neşredilen bu kıymetli eserinde Abdülhamid Bilalî, kötülüğün tanımını yaptıktan, sakındırmanın bölümlerini ifade ettikten ve sakındırmada bulunacak davet ve gönül erlerinde bulunması gereken vasıfları bir bir tarif ettikten sonra; kötülüğü zihinlerden, kalplerden, hayatlardan ve topyekun dünyadan silip süpürmenin kurallarını ve yollarını tek tek açıklama metodunu izlemiş.
Kötülükleri ve dolayısıyla kötüleri sürgün etmek için, öncelikle onları hakkıyla tanımak şartı vardır. Sonra, durumlara ve konumlara göre, öğütte bulunma, tehdit etme, el ile düzeltme gibi durumlar sakındırma işine müdahil oluyor. Bir defa sakındırma, uzaklaştırma görevini üstlenen bir kişi, kötülüğün ne kadar büyük ve ne kadar çirkin, ne kadar çirkef ve ne kadar da çok yok edilmeye mahkûm olduğu konusunda karşısındakini bilinçlendirmeli ki, sonraki aşamalarda muvaffak olma hakkını kazanabilsin.
Doktor sağlığa, davetçi imana sahip çıkar
Münkeri/kötülüğü yok etmeye ant içmiş bir müminin yapacağı işin ve başvuracağı yolların çok olmasına rağmen, sonuç olarak mükâfat müjdesinin varlığı ona azık olarak yetecektir. Davetçi Müslüman, doğru yolu tercih ettiğinin bilincinde ve sözlerinde, işlerinde asla doğrudan ödün vermemesi gerektiğinin farkında olduktan sonra, Rabbimizin rahmet sıfatıyla insanlara yalnızca kulluk etmeleri karşılığında bağışladığı nimetleri teferruatlı bir şekilde hatırlatılması ve nankör davranışlar sergilendiğinde azap gibi bir karşılığın geleceğinin vurgusunu yapmalıdır. Geçmiş milletlerin, ümmetlerin akıbetleri beyinlere işlenmelidir. Kıyamet gününün dehşeti daima gündem edilmelidir ki ne kadar ciddi bir iş üzerinde olunduğunun farkındalığı yaşansın. Bunların hepsi, akl-ı selim olanların dikkate alacağı ve öteleyemeyeceği durumlardır. Damardan girilmeli ki etki gücü büyük olsun. Bu anlamda her davetçi, esasen iyi bir doktordur. Hastanın hastalığının durumuna göre teşhis koyan doktorlardan fazla bir farkı yok bu noktada davetçinin. Doktor sağlığa, davetçi imana sahip çıkar.
İnsanların imanına talip olan tebliğ/davet görevlisinin, yazarımız Abdülhamid Bilalî’ye göre, dolaylı yoldan sakındırma araçlarına olduğundan fazla önem vermesi gerekir. Mektup, kitap, makale, gazete köşe yazısı, sesli ve görüntülü yayınlar; telefon, faks ve İnternet gibi teknolojik aletler; afiş, broşür gibi devamlı el altında ve göz önünde olan yayın türleri sakındırma göreviyle hayatını anlamlandıranların faydalanabileceği araçlar olarak görülmelidir. Bunlara, sosyal medyayı da biz eklemiş olalım. Zamanın gereksinimleri ne ise müminler meşru çerçevede onları kullanmayı bilmelidir; daha ileri bir söylemle, kullanmak zorundadırlar, diyebiliriz.
Bu değerli eseri okumamız, yazarın diğer eserlerini de okumamız gerekeceği hissiyatını doğuruyor
Eserde, belki de en çok önemsenmesi, üzerinde durulması gereken nokta; muhatabın durumuna ve sosyal konumuna göre muamele etme meselesidir. Yöneten ile yönetilen konumunda olan iki farklı insana aynı şekilde gitmek, aynı tavrı sergilemek başarısızlığa önayak olur. Yine, yalnızken söylenilmesi gereken bir sözü, muhataba topluluk içinde söylemek demek, kaş yaparken göz çıkarmaya kapı aralamak anlamına gelir. Mütevazı ve olgun davranmak yerine bilgiçlik taslama yolu seçilirse, etrafında söz dinleyecek ve o dinlenene uyacak bir kişi dahi bulunamaz. Nasihat ve öğüt verilmesi gereken kişiye sert ve kırıcı olmak, ne kadar da doğru ve önemli şeyler söylenirse söylensin, o kişinin gazaplanmasına, hayırdan uzaklaşmasına, hakikat yolundan yüz çevirmesine sebep olacaktır.
İyiliğin ve iyilerin yeryüzünde arz-ı endam edebilmesinin geçer yolunun, kötülerin ve kötülüklerin bertaraf edilmesinden geldiğini öğrendiğimiz bu değerli eser, yazar Abdülhamid Bilalî’nin diğer eserlerini de okumamız gerekeceği hissiyatını doğuruyor. Mesela bu kitabına içerik olarak yakın olan Şeytandan Korunma Yolu, Arınma Yolu 1-2, İman ve Salih Amel, Peygamberin Hayatından Eğitici Dersler, Davet Ahlakı, Davetçi Eğitimi ve Ahlakı gibi eserler, daha okumadan isimleriyle insanı kendilerine çekiyor. Bilalî’nin eserlerinin hemen hepsi Türkçeye kazandırılmıştır. Onun gibi birikimli bir ilim ve mücadele adamının kitaplarından faydalanmak, ciddi ve donanımlı dava adamı olunmaya katkı sağlayacaktır. Katkılarının karşılığını, ikram sahibi olan rabbimiz Allah Teâlâ eksiksizce versin. Âmin.
Fatih PALA
fatihpalafatih@gmail.com
Arşiv
Genel
Yazarlar
Kötülük İyiliğin Yokluğundan Beslenir
- by Fatih Pala
- 17 Ağustos 2026
- 0 Comments
- 0 Views

Follow