İslam Kurtuluştur
Arşiv Genel Yazarlar

İslam Kurtuluştur

İslam bizleri karanlıktan aydınlığa çıkaran dinin adıdır. İslam kurtuluştur. Adaletsizlikten, ahlaksızlıktan, haramlardan, kula kul olmaktan, fuhşiyattan, faizden, kumardan, kinden, nefretten, hayasızlıktan, şirkten kurtuluşun adıdır. Ayrıca İslam gelmeden önce kadınların bir hayvan kadar değeri yoktu. Kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü ve hayvan gibi satışa sunulurdu. İslam geldi, kadın değerini kazandı. İslam kadına mücevher gibi değer vermektedir. Ama İslam’a kini olanlar, İslam’ın kurallarından nefret edenler İslam’ın kadınlara değer vermediğini ve kadınların bir hayvan gibi satışa sunulduğunu söylemekteler. Onlara göre kadının değeri şu şekilde: Sabah evinden çıksın, akşama kadar para kazansın, akşama kadar bulaşıkçılık yapsın, başkalarına çay dağıtsın, başkalarına hizmet etsin, başkalarının emrinin altından ayrılmasın, onların emirleri doğrultusunda bir hayat sürsün ama evinin hanımefendisi olmasın, kocasına hizmet etmesin, başkalarına hizmet etsin demekteler. Bir de kafasına göre giyinsin, boyansın, cilalansın, gezsin, tozsun, Allah’ın emirlerini önemsemesin, Rabbine başkaldırsın Allah ne dediyse tam tersini yapsın, reklamlarda kadın kullanılsın, bir ürün satışında kadın kullanılsın deyip kadına değer verdiklerini söyleyip kadını her türlü ortamda kullanmaktalar. Halbuki Allah’ın emirlerini yaptığı sürece değerlidir kadın. Çalıştırılmayan kadın değerlidir, evine hâkim olan kadın değerlidir, başkalarına hizmet eden değil, kocasına çocuklarına hizmet eden, evinin patronu olan kadın değerlidir. Sabah erkenden işe gidip akşam yorgun ve bitkin hâlde evine dönen kadın değerli değildir.
Para kazanmak için köle gibi çalıştırılan kadın değer verilen bir kadın örneği değildir.
Yetişkin kadın da İslam gelmeden câhiliyede hor ve hakirdi. Mîras payı sıfırdı. Kocası öldüğünde kardeşine devredilen bir eşya sayılırdı. Kabîle savaşlarında ırzına saldırılması bir intikam yolu olarak görülürdü. Şiddete, tecavüze ve iftiraya uğrar; malı ve mehri gasp edilirdi. Fuhuş alelâde bir hâl almıştı. Adı nikâh olan birçok usul de haksızlıklarla ve ahlâksızlıklarla doluydu.

Şiddet ve zulmün her türlüsüyle mücadele eden İslâm geldi ve kadına da hak ettiği kıymeti verdi. Fıtrat dini olan İslâm, yarattığını en iyi bilen Yaratıcı’nın vazettiği kanunlar ve ilâhi tâlimatlardır.
Buna göre;
Erkek ve kadın, kulluk planında Allah katında eşittir. Kadın, kadın olduğundan dolayı Allah katında asla eksik ve kusurlu görülmez.
Bakın Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, îmân eden erkekler ve îmân eden kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, sadâkatli erkekler ve sadâkatli kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevâzı erkekler ve mütevâzı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzâb, 35)

Nitekim Allah katında değer kazanmak onun emir ve yasaklarına tam manasıyla teslim olanlar olacaktır. Tek kurtuluşta İslam’la olacaktır. Batıl davalarda kurtuluş olmaz, olamaz. Çünkü batıl davalar şeytanla birlikte hareket etmektedir. Onların düzenleri farklıdır, Allah’ın düzeni farklıdır. Allah’a karşı gelmek insanı cehenneme sürükler, şeytana ve onun düzenine karşı gelmekse cennete kapı açar. O halde hangi tarafta hangi istikamette olduğumuza dikkat etmeliyiz.

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Bütün bu deliller göstermektedir ki, Allah gerçeğin ta kendisidir; kulluk edilmeye layık olan yalnızca O’dur. Müşriklerin O’ndan başka ilahlaştırıp yalvardıkları putlar ise asılsız ve geçersizdir. Çünkü Allah, evet O her şeyden çok yücedir, çok büyüktür.”(Lokman 30)

Rabbimiz her şeyden yücedir mülkün sahibi odur. Başka yollar ve başka düzenler kaybolmaya mahkumdur.

Başka bir ayetinde de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” (Nisa 76)

Kim ne yaparsa yapsın kime dayanırsa dayansın hangi düzenleri benimserse benimsesin tek kurtuluş ve tek gidilecek yol İslam’dır.

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Allah nezdinde hak din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.”(Al-i İmran 19)

Nitekim Rabbimizin kabul ettiği düzen İslam’dır. Ayrıca kurallarını insanların zarar görmeyeceği şekilde eksiksiz yapan yine Rabbimizdir. Bütün kurallarını bizlerin ebedi hayatta cennete gitmemiz için düzenlemiştir.
Bizler günah işleyebiliriz, hata yapabiliriz ama kurtuluş yine İslam’dadır.

Efendimiz hadislerinde şöyle buyurmaktadır:
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh şöyle dedi:
“Ey Allah’ın Resûlü! Kurtuluş (sebebi) nedir?” dedim. “Aleyhine olacak sözlerden dilini tut, evinde kalmayı yeğle, kendi günahın için pişmanlık duyarak gözyaşı dök!” buyurdu. (Tirmizî, Zühd 61)
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği ilk cevap, kurtuluşu arzu eden herkesin diline hâkim olması gerektiğidir. Bu, her zaman ve herkes için geçerli en esaslı kurtuluş yoludur. Dilini kullanmasını bilmeyenler her an tehlike ile yüz yüzedirler.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ikinci olarak her zaman geçerli olmakla beraber özellikle fitne fesat zamanlarında daha büyük bir önem kazanan evinde kalıp halk arasına katılmamayı, öncelikle o sosyal kargaşadan uzak kalmanın daha sonra da uhrevî sorumluluktan kurtulmanın yolu olarak göstermiştir. Haklı ile haksızın ayırt edilemediği ortamlarda bulunmamak, eviyle ocağıyla meşgul olmak, fitne içinde aktif rol almamak demek olacağı için hiç şüphesiz o büyük bir kurtuluştur.

Üçüncü olarak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, kurtulmayı arzu edenlere kendi günahlarıyla meşgul olmalarını, pişmanlık duyup hatalarından dolayı göz yaşı dökmelerini tavsiye etmektedir. Çünkü başkalarının kusurlarını gözetleyen kimse, kendi kusurlarını unutur. Oysa herkes hesabını kendisi verecektir. Kendi kusurlarıyla meşgul olup onları affettirmenin yolunu aramak kurtuluşa kavuşmanın yolunu tutmak demektir. (Riyazüs Salihin)

İslam dini her daim kurtuluşumuz için bizlere birçok yol sunmuştur. Kapalı ve anlaşılmaz bir din değildir. Allah bizlere peygamber göndermiştir, doğru yolu öğretmesi için kitap göndermiştir, yoldan sapmamamız için her daim doğru yolda kalmamız ve başka yollara sapmamamız için.

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete duçar olmaması için Kuran ile nasihat et. O nefis için Allah’tan başka ne dost vardır ne de şefaatçi. O, bütün varını fidye olarak verse yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır. De ki: Allah’ı bırakıp da bize fayda veya zarar veremeyecek olan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra şeytanların saptırıp şaşkın olarak çöle düşürmek istedikleri arkadaşlarının ise, “Bize gel!” diye doğru yola çağırdıkları şaşkın kimse gibi gerisin geri (inkârcılığa) mı döndürüleceğiz? De ki: Allah’ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir.”(Enam 70-71)

Kurtuluş reçetemizi dünyada yaşarken bulup yaşamamız gerekir. Eğer ki yaşarken bulamazsak vefat ettikten sonra hiç kimse bize yardımcı olamayacaktır. Şeytanların ve şeytanlaşmış insanların peşine gitmekten vazgeçmeliyiz. Onların oyun ve tuzaklarına karşı Kur’an ve sünnet bilgisine sahip olmalıyız. Gazze’deki Müslüman kardeşlerimiz kurtuluşun İslam’da olduğunu bildikleri için her türlü zorluğa karşı Allah’ın emirlerinden taviz vermemektedirler. İster başarılı olsunlar isterse de başarısız olsunlar, Allah’a teslimiyetten vazgeçmemektedirler. Bizler de Allah’a her konuda teslim olmalıyız. Unutmamalıyız ki kurtuluş yalnızca İslam’dadır. Rabbim bizleri kendine teslim olanlardan ve razı olduğu kullarından eylesin. Âmin.

~ Emrah DOĞRU ~

GRUBA KATIL