“Müminlerden öyleleri vardır ki Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzab 23).
İnnâ lillahi ve innâ ileyhi raciûn
Şehadet şerefiyle taçlanan bir ömrün adı,
Allah’ın ona hayat yazdığı diri,
Zulme karşı dik duran bir irade,
Karanlık gecelerde, bombaların altında dimdik; sarsılmaz, kararlı bir duruş sahibi,
Kâfirlerin korkusu, Filistin’de ve dünyada direnişin sembolü,
Hakka ve hakikate ses olan söz, hakkın ve hakikatin sözü olan ses,
Mazlumları ayakta tutan ve mazlumların sesi olan bir vicdan,
Filistin’in ve bütün mazlumların bağımsızlık yemini,
Sadece direnişin adı değil; haysiyetin, onurun ve inancın adı,
Ebu Ubeyde, şehadete yürüdü.
Kalp hüzünlenir, göz yaşarır, hüzünlüyüz ama gururluyuz.
Biz biliyoruz ki
Şehadet, toprağa düşen bir beden değil, göğe yükselen bir iradedir.
Kan, tohumdur; şehadet, diriliştir.
Bir ses susar, bin yürek konuşur.
Bir şehidin ardından, bin direnişçi gelir çünkü şehadet bir son değil, bir çağrıdır.
Bazı isimler vardır, bedenden ibaret değildir; bazı sesler vardır, yankısı daha da büyür.
Ebu Ubeyde, bir isim değil; bir sayha, bir sembol, bir yemin, bir hatırlamadır.
Sesi kaybolsa da yankısı hep olacak, sesi kaybolsa bile yankısı gök gürültüsüdür.
Liderler gider ama dava asla ölmez çünkü dava, Allah’ın davasıdır.
Ey yüzü örtülü, sesi ve cesareti dünyayı dolaşan şehit!
Sözlerin, meşaledir; sözün, emanetimizdir.
Yürüdüğün yol, bıraktığın iz ve direniş azmin rehberimizdir.
Senin sözünle: “Bu bir cihattır, sonu zafer ya da şehadettir.”
Şehadetin kutlu olsun!