a) Anne ve Babanın Ayrı Olması veya Vefatı
Anne, babası ayrı olan çocuklarda, bazen anne, bazen babaları ile yeterli vakit geçirememiş olmaları dolayısıyla duygusal, davranışsal ve gelişimsel eksiklikler ortaya çıkması muhtemeldir. Ayrıca örnek bir şahsiyette bulunması gereken özelliklerden biri veya birkaçı, ebeveynlerde eksikse çocuğun temel gelişim sürecine olumsuzluklar eklemesi söz konusudur. Öyleyse evlilik akdi gerçekleştirilirken ince elenip sık dokunulması gerekmektedir. Şahısların ahlaki, mali amaçları, ilmi, kültürü gibi temel özelliklerinin benzer veya yakın olması gerekecektir.
Yine ebeveyn olacak kişilerin, psikolojik ve sosyolojik yönden gelişim göstermesi gerekmektedir. Ayrıca peygamber ahlakına sahip olma mücadelesine sahip olan bir birey yetiştirilmeye çalışılmalıdır.
Anne veya babasının vefatı ile ilgili Kur’an-ı kerim, Müslümanlara büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Bu anlamda Müslüman’ım diyen insanların, mali güçleri nispetinde yetim ve öksüz çocuklara yardım etmesi, topluma kazandırması gerekir.
b) Anne ve Babanın İlgisiz Olması
Malum olduğu üzere anne veya babanın birinin ya da ikisinin ilgisiz olması, çocukların ilgiyi, başkalarında aramasına neden olmaktadır. Bu da çocukların ilgi gördüğü kişilere karşı bir sevgi bağı oluşturmalarına; doğruyu, yanlışı bu insanlardan öğrenmelerine neden olmaktadır. Dolayısıyla zinaya, alkole, uyuşturucuya vb. zararlı alışkanlıklara kayan çocukların geçmişlerine bakıldığında anne ve babanın ilgisiz olması faktörü görülmektedir.
Anne ve babalar olarak öncelikle İslami anlamda, sonrasında toplumsal düzen anlamında kalitenin olduğu ve problemlerin olmadığı bir yaşam istiyorsak bizim için en önemli olanın, çocuklarımız olması gerekmektedir.
c) Anne ve Babanın Eğitimsiz Olması
Ebeveynler yaşantılarını inşa ederken doğru bilgi ve fikirleri oluşturamamış olabiliyorlar. Böyle bir durumda çocuklara aktarılacak doğru bilgiler de olmamaktadır. Anne ve baba, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, bilgilerini arttırmak, doğru bilgilere ulaşmak amacında olmalıdır ki çocukların da ilk örneklik olan ebeveynlerine benzeyecek yönleri müspet yönde olsun.
2. ÇEVRESEL ETKİLEŞİM
a) Sosyal Medya
Sosyal medya; dinî bilgisi olmayan, imani eksikliği olan, doğruyu yanlıştan ayıramayan insanlar için büyük tehlike oluşturmaktadır. Bu mecrada, zihinsel ve fiziksel sağlık problemlerine, bağımlılığa, sosyal ilişkilerin bozulmasına, siber suçlar ve güvenlik risklerine, kimlik sorunu oluşumuna, kutuplaştırıcı ve yanıltıcı bilgilere maruz kalması söz konusudur.
Sosyal medya; düzensiz uyku, göz sağlığının bozulması, beynin yorulması gibi fiziksel zararların yanında; zihinsel sorunlar da yaşayacaktır: ulaşamayacağı dünya nimetlerinin peşinde koşması, bunları elde etmek amacıyla her türlü yola başvurması gibi…
Kontrol mekanizması olmayan bireylerin; boş vakitlerini geçirmek, eğlenmek vb. amaçlarla zaman geçirdikleri sosyal medya belli bir zaman sonra bağımlılık yaparak en değerli varlığımız olan zamanın boşa harcanmasına sebebiyet verecektir. Bununla ilgili Rabbimiz Müminun suresinin 3. ayetinde, “Onlar ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.” diyerek Müslüman bireyler için zamanın nasıl kullanılması gerektiğini göstermiştir.
Sosyal medyada fazlaca zaman geçirmek; insanların gerçek hayattan kopmasına, insanlardan uzaklaşmasına ve bireyselleşmesine neden olacaktır. Diğer yandan sosyal ortamda kendini ifade etmek, bire bir ifade etmek gibi olmayacağı için yanlış anlaşılmalara, insanlarla ilişkilerin bozulmasına neden olacaktır.
Diğer bir boyutuyla sosyal medya insanların, siber zorbalık yapan kişi veya kişiler yüzünden psikolojik travmalara varabilecek durumlarla karşı karşıya kalmalarına neden olabilecektir. Ayrıca kişisel bilgilerin çalınması, aldatıcı içeriklerle karşı karşıya olunması dolayısıyla dolandırılma gibi durumlarla da karşı karşıya kalınmaktadır.
Kimi insanlar sosyal medyada, gerçek kimliğinden farklı, sanal kimlikler ile bulunur. Yine sanal ortamda paylaşılan fotoğraflar, videolar güvenlik açığı oluşturabilir, bu da farklı farklı kaygıların ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Soysal medyadaki paylaşımlarda, yüz yüze gelindiğinde belki de söylenemeyecek sözlerin söylenmesi, insanların kutuplaşmasına neden olabilmektedir. Aşırı grupların; görüşlerini dikte etmeleri, öfke ile hareket etmeleri, sosyal ortamda bir kaos ortamı oluşturulmaları söz konusu olabilecektir. Bu da toplumsal problemleri, çözümsüzlüğe götüren süreçleri tetikleyecektir. Oysaki Rabbimiz bizi; parçalanmayın, bölünmeyin yoksa gücünüz zayıflar, diye Ali İmran suresi 103. ile Enfal suresi 46. ayetlerinde uyarıyor.
Bu başlık altında ele alacağımız son husus da manipülasyon olacaktır. Elbette ki daha birçok başlık ortaya konulabilir. Ancak tamamını ele almamız söz konusu olamayacağı için, önem arz eden başlıklar üzerinde durulmuştur. Kötü niyetli insanlar, belli amaçlar doğrultusunda, insanlara doğru olmayan bilgi ve düşünceleri aktararak onları yanıltmaya çalışacaklar. İnsanları manipüle ederek amaçlarına çekmeye veya amaçlarına hizmet ettirmeye çalışacaklardır. Rabbimiz Hucurat suresinde, “Size bir fasık, bir haber getirirse doğruluğunu araştırın.” diyerek duyduğumuz her haberin doğru olamayacağını ve arka planının araştırılması gerektiğini göstermektedir. Ama bilgimiz eksikse doğruyu görmemiz mümkün olmayacaktır.
b) Okul ve Çevre
Modern eğitim sisteminde değer ölçütü, sınav ve başarı olduğundan gençler, başarı için her yolu mübah görme eğiliminde olacak, ahlaki olmayan kopya, hile ya da kuralları ihlal etme gibi yollarla diğer insanların önüne geçmeye çalışacaktır.
Okulda akran zorbalığına uğrayan öğrenciler, psikolojik olarak etkilenmemek veya kabul görmek amacıyla değer yargılarından, kişilik özelliklerinden vazgeçmek veya taviz vermek zorunda kalabilecektir.
Modern toplumlarda okul ve çevre, gençleri başarı, zenginlik ve tüketim üzerinden değerlendirmektedir. Bunları elde edemeyen bireylerin, zihin değişimlerine, amaca ulaşmak için her türlü şeyi yapmalarına neden olabilmektedir. Mutluluğu, elde edilecek yegâne kazanç olarak tanımlamalarına neden olabilmekte, olumsuz örnekler, onlar için birer rol modele dönüşmektedir.
Fikirsel sıkıntıların alt yapısında, gençlerin cinsiyeti, etnik kökeni olabilmektedir. Bu da kafalarının karışmasına, bir çıkmaza girmelerine ve değerlerinden uzak kişiliklere dönüşmelerine sebebiyet vermektedir.
Günümüzde değişen normlar ile eşitlik söylemleri, gençlerin ahlaki ve dinî değerlerinden uzaklaşmasına neden olabilmektedir.
c) Modernizmin Etkisi
Modernizmin getirdiği en büyük problemlerden biri de şehirleşmedir. Bununla birlikte köyde, kasabada veya dinî topluluklar hâlinde yaşamaktan şehir hayatına, çok katlı binalara, uzanan süreçte selamın alınıp verilmediği, sohbetin olmadığı, akraba ilişkilerinin zayıfladığı bir süreç oluşmuştur. Tabii bu da insanların yalnız yaşamalarına, nasihat ve uyarıların yapılmadığı bir ortama maruz kalmalarına, dolayısıyla heva ve heveslerine göre yaşamalarına sebebiyet vermektedir.
Kapitalist sistem, insanların ihtiyacı olmadığı hâlde, devamlı para harcamalarını sağlayacak her türlü yola başvurmaktadır. Buna maruz kalan insan ise daha fazla çalışmayı amaç edinmekte, bu yüzden iş stresi ve zaman yönetiminde sıkıntı gibi sorunlar yaşamaya başlamaktadır. Asıl önemli olanın, insanın ve neslin inşası olması gerekirken bu amaç, kimsenin gündeminde olmamaktadır.
Her bakımdan zayıflatılmış olan insanlar; mutluluğu yeni yollarda, farklı düşüncelerde aramaya başlamaktadır.
d) Hedonizm
Zevk ve mutluluk temeline dayanan hedonizm insanlara, haz peşinde koşmaları gerektiğini söyler. Hedonist insan için sadece bu an vardır. Geçmişin, geleceğin bir önemi yoktur. Dolayısıyla ne kadar çok hazza ulaşırsa o kadar mutlu olacağını amaçlamaktadır.
Bu durum insanların yapay ve geçici mutluluklar peşinde koşmasına, sonucunda ise sürekli tatminsizlik yaşayan bireylere dönüşmesine neden olmaktadır. Bu durum, insanların inançlarında ciddi bir boşluğa, umursamazlığa götürebilecektir.
Sonucunda sabırsız, insan ilişkileri bozuk, nefsinin arzuları ön planda olan, egoist bir karaktere dönüşen insan için, düşüncenin dolayısıyla imanın hiçbir anlamı olmayacaktır.
SONUÇ
İnsanlar, Peygamber’i (as) rol model olarak almamaları sonucunda, Kur’an’ın ortaya koyduğu Müslüman profiline dönüşememektedir. Bu insanların, çocuklarına sunacakları doğru kişilik ve inanç özelliklerinin olmaması, problemli bireylerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Bu çocukların, oluşamamış fikir ve inanç savunma mekanizmaları, çevrelerinden gelebilecek sıkıntılarla savaşmalarına yaramayacak, ahlaki ve dinî değerlerin kaybedilmesi ile sonuçlanacaktır.
M. Emre AKİF

Follow