• İsmail Ceylan

    Türkiye’nin Afganistan Satrancı 

    - 15 Eylül 2021

David Lepeska (The National, 18.07.2021)                        Çeviren: İsmail Ceylan

Afganistan’ın Amerika liderliğindeki NATO güçleri tarafından işgali yıkım, felaket ve global göçlerle sonuçlandı. Tıpkı Vietnam, Irak, Suriye ve diğer işgaller gibi. ABD ve NATO güçlerinin, El Kaide lideri Usame bin Ladin’i yakalamak bahanesiyle başlattıkları işgal “sözde” sona ererken, Taliban güçleri NATO’nun boşalttığı yerleri hızla ele geçiriyor.

Gözlemcilere göre yeni bir iç savaş çıkması veya Taliban’ın tüm ülkeyi ele geçirmesi gibi sonuçlar pek de uzak görünmüyor. 11 Eylül sonrası George W. Bush, Talibana karşı koymak amacıyla işgali meşrulaştırmıştı. Fakat bu gün gelinen noktada ülkeyi tamamen Taliban güçlerine bırakıp çekilmeleri de zihinlerde ayrı bir soru işareti oluşturuyor.

Fakat şimdi, yaklaşık 100 yıldır bölgedeki etkisini kaybetmiş olan Türkiye, Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nda güvenliği devralarak buradaki stratejik hattı tutmak için geliyor. Anlaşma henüz nihai değil, ancak ABD ve NATO yetkilileri, Türk kuvvetlerinin büyük ihtimalle lojistik, ekonomik ve askeri bir merkez olan bölgede kontrolü ele geçirmekle görevlendirileceğini doğruladılar. Konu ile ilgili geçen hafta yapılan ABD-Türkiye görüşmelerinde ise pozitif yönde ilerleme kaydedildiği söyleniyor.

Teorik olarak, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetilen bir devlet tarafından görevlendirilen Türk birliklerinin Taliban tarafından saldırıya uğrama ihtimalinin çok daha düşük olacağı düşünülüyor. Gerçekten de Türkiye, Joe Biden ABD’nin geri çekildiğini açıklayana ve müzakereler suya düşene kadar, Taliban ve Afgan hükümeti arasındaki barış görüşmelerinde arabuluculuk yapacak şekilde konumlanmıştı. Eğer Türkiye Afganistan’da stabilizasyonu ve barışı sağlayabilirse bölgede önemli bir aktör haline gelebilir.

Fakat pratikte, Afganistanda müslüman gruplar yıllarca biribirleriyle çatışmaktan çekinmediler. Geçen hafta Taliban, Afganistan’da kalırlarsa Türk kuvvetlerine “karşı koyacakları” tehdidinde bulunarak Ankara’yı Kabil havaalanı konusundaki kararını geri almaya çağırdı. Bir Türk güvenlik yetkilisi, bunları Taliban’ın “sembolik açıklamaları” olarak niteledi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO’yu başarılı bir şekilde temsil edeceklerine söz verdi.

Türkiye’nin Afganistan’da muharip askeri yok, ancak 2002’den beri oradaki ABD ve NATO operasyonlarına destek veriyor. Türk kuvvetleri Afgan askeri subaylarının, eğitmenlerinin ve komando birimlerinin eğitimlerini organize ediyor. Ayrıca, Kabil’deki Afgan askeri birlikleriyle beraber hareket eden bir Türk birliği de mevcut.

Ayrıca Ankara, ortak askeri programlar da dahil olmak üzere Pakistan ile yakın savunma bağları geliştirdi ve geçen Ekim ayında Afganistan’ın bir başka komşusu Özbekistan ile de endüstriyel işbirliği ve ortak eğitimi içeren bir savunma anlaşması imzaladı.

Erdoğan hükümeti, Kabil havaalanı güvenliğini devralmakla bazılarının düşündüğü gibi üstüne vazife olmayan bir işe bulaşıyor gibi görünebilir. Aynı zamanda unutmayalım ki Türk ordusu son yıllarda bölgesel muharebe alanlarında kendini defalarca kanıtladı.

Ankara, 2020’nin başlarında İdlib vilayetine yönelik Rusya destekli Suriye ordusu saldırısını durdurdu. Ardından Türk kuvvetleri, Libya Ulusal Ordusu’nun Trablus’a ilerlemesini durdurmada kilit rol oynadı. Son olarak, Türkiye’nin gelişmiş insansız hava araçlarının geçen yıl Dağlık Karabağ’daki Azeri zaferinde çok önemli rol aldığı görüldü.

Emekli ABD askeri subayı ve Dışişleri Bakanlığı danışmanı Rich Outzen bu ay Washington Enstitüsü düşünce kuruluşu için bu konuyla ilgili bir yazı yazdı. Bu yazıda, sağlamlaşan ve gelişen savunma sanayisi ile bölgede güçlenen Türkiye için bu riskli görev “rüştünü ispatlama” fırsatı olacak dedi.

Bu güç Afganistan’a ve Güney Asya kıyılarına kadar uzanabilecek mi yakında öğreneceğiz. Taliban, Türkiye’nin şimdiye kadar karşılaştığı en güçlü rakiplerden biri. Taliban son dönemlerde Pan-Afgan (uluslararası savaşçılardan soyutlanarak yerlileşti) bir görünüme büründü ve ülkenin tamamını kontrol etmeyi hedefliyor. Bunun yanında Taliban ülkedeki Özbek ve Tacik azınlıklar arasında da destek kazanmaya başladı.

Afgan hükümeti ve çoğu analist bu rakama itiraz etse de, Taliban’ın Afgan topraklarının yaklaşık yüzde 85’ini kontrol ettiğini iddia ediyor. Grup henüz bir eyalet başkenti almadı, ancak son haftalarda Herat eyaletindeki İslam Kale’den güneydoğu Kandahar’daki Spin Boldak’a kadar birçok önemli sınır geçişini ele geçirdi.

ABD istihbaratı geçen ay yayınladığı raporda, Afgan hükümetinin ABD’nin çekilmesinden sonra Taliban karşısında 6 ay dayanabileceğini tahmin ediyor. Bu durum, Türk askeri birliklerinin Şubat ayında Taliban ile sıcak temas kurarak karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.

Kabil havaalanının güvenliğini sağlamak için birkaç bin Türk askeri gerekebilir. Halihazırda, yaklaşık 600 Türk askeri Afganistan’da konuşlanmış durumda ve Ocak ayında Türk ordusu, her an göreve başlamaya hazır binlerce askeri hazırda bekleterek, kilit bir NATO hazırlık görev gücüne liderlik etti. Türkiye, Azerbaycan ve Katar’da hızlı destek sağlayabilecek askeri üslere sahip ve söylentilere göre Ankara, Libya ve Dağlık Karabağ’da konuşlandırdığı bildirilen binlerce Suriyeli paralı askerden bazılarını ithal ederek askeri varlığını daha da güçlendirebilir.

Son günlerde, yaklaşık 60.000 kişilik Taliban gücü, 300.000 kişilik ve NATO tarafından eğitilmiş Afgan ordusunu parçalıyor. Emekli Türk büyükelçisi Faruk Loğoğlu geçen hafta yaptığı açıklamada Türk kuvvetleri için Afganistan’da bir Taliban saldırısıyla karşı karşıya kalmanın “korkunç sonuçları” olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Tüm bunlara ragmen mevcut göçler ve gelmesi planlanan yeni göçler Türkiye’yi birincil olarak tehdit ediyor. Eğer Taliban’la orta yolu bulabilirse, bu karmaşa Türkiye için hem siyasi hem de ekonomik bir zaferle sonuçlanabilir. Dolayısıyla Erdoğan’ın bu görevi üstlenmekten başka çaresi yok gibi görünüyor.

2019’da Ankara’nın ABD ve NATO’nun tehditlerine aldırmayarak Rus S-400 füze savunma sistemi satın almasından bu yana, Türkiye’nin koalisyon üyeleriyle arası epey bozulmuştu. Dolayısıyla, Erdoğan’ın Kabil havaalanı taahhüdü, ABD’nin S-400’lere yönelik yaptırımlarını sona erdirmenin ve batılı ortaklarıyla da arasını düzeltmenin yolunu açabilir.

Aslında Washington, Orta Doğu ve Avrasya’dan çekilme niyetinde değil. Biden yönetimi, Afganistan’daki kontrolünü kaybetmemek için askeri üslerinden birine veya daha fazlasına önemli bir ABD birliğinin yerleştirilmesi konusunda birkaç Orta Asya cumhuriyetiyle görüşüyor. Ve Afganistan’da ABD’nin diplomatik, askeri ve istihbarat operasyonlarını mümkün kılmak için Kabil havaalanını birilerinin güvenli tutması gerekiyor.

Erdoğan, buradaki Türk misyonunun ABD’den askeri, mali ve lojistik destek ile başarılı olacağını ve dolayısıyla S-400 anlaşmazlığının sona ermesini beklediğini söyledi. ABD, Eylül ayında planladığı çekilmeyi tamamlandıktan sonra 650’si diplomatları korumak ve birkaç yüz kişi de Kabil havaalanı geçişini denetlemek için yaklaşık 1.000 ABD askeri Afganistan’da kalabilir.

Türk kuvvetleri herhangi bir bölgesel destek alabilir mi? Rusya, Türkiye-Taliban mücadelesinde Ankara’nın yanında yer almayabilir, ancak Çin (bölgesinde istikrar arayışında), Hindistan (her zaman olduğu gibi Pakistan’a karşı koymayı amaçlıyor) ve İran (artık mülteci alacak tahammülü kalmadı) Türkiye’yi destekleyebilir.

Yine de, Ankara tüm sorumluluğu üstlenmeden batılı ve bölgesel güçlerden asgari düzeyde askeri destek bulmaya çalışacak gibi görünüyor. Bu operasyon, Osmanlı dönemini canlandırmak ve bölgeyi şekillendirebilecek bir imparatorluk inşa etmekten bahseden Erdoğan için oldukça ideal bir fırsat. “İmparatorlukların Mezarlığı” olarak bilinen Afganistan’da sıradaki kurban Türkler mi olacak? Yakında, neler olacağına hep birlikte şahit olacağız.

 

—————————————————————0————————————————————–