• İsa Arı

    Toplum Olarak Allah’ı Anmak / Zikretmek Ya da Allah’ın Emirlerine Göre Toplumu Şekillendirmek

    - 23 Nisan 2015

“… Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…” (1)

namaz toplu

 

Toplumların yapısını ayakta tutan temel dinamikler vardır. Eğer bu dinamikler güvenilir ve sağlam olursa, toplumların ömürleri de uzun ve sağlam olur.

Bugün insanlığın böyle bir topluma ne kadar da çok ihtiyacı vardır.

İslam toplumu dinamiğini imandan alır.

Bu toplum; Müslüman, doğru, özgür, temiz, üstün, çalışkan, adaletin, sevginin, nasihat ve samimiyetin, dayanışmanın, başkalarını kendisine tercih etmenin egemen olduğu bir toplumdur.

Bugün insanlığın, zulmün, nefretin, aldatmanın, bencilliğin ve başkalarına tepeden bakmanın yer almadığı bir topluma, İslam toplumuna ne kadar çok ihtiyacı vardır.

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. “ (2)  

Dosdoğru yol, İslam ümmetinin hep birlikte uymaları gereken yol. Hayatlarının her karesinde Allah’ın emrinin egemen olduğu, toplumsal yaşantının olduğu yol. Bu yol öyle bir yol ki sınırları belirlenmiş, yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler ilahi emirler olarak bizlere kılavuzluk etmişlerdir;

“İyilik ve takva üzerine yardımlaşınız, kötülük ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayınız.” (3)  

İyilik ve takva üzerine yardımlaşmak,

Kötülük ve düşmanlık üzerine yardımlaşmamak,

“Hz. Peygamber -sav- Efendimiz bir gün yere bir çizgi çizerek Bu Allah yoludur” buyurdular. Yine bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizdikten sonra Bunlar da yollardır, bu yolların her birisinde insanları o yola çağıran birer şeytan bulunur.” buyurdular ve:

İşte bu benim dosdoğru yolumdur, siz ona uyunuz. Başkaca yollara gidip de onlar sizi Allah’ın yolundan ayırmasınÂyet-i Kerime’sini okudular.”  (4)

Allah’ın, insanları İslam nimeti ile nimetlendirdikten sonra Müslümanlar bunun değerini, anlamını iyi bilmeleri gerekir. Tıpkı geçmiş ümmetlerde olduğu gibi Allah’ın kitabı ile şereflendikten sonra ayrılığa düşenler gibi olmamalıdırlar.

“Kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. Oysa kendilerine, dini yalnız Allah’a has kılıp O’nu birleyerek Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları, zekât vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru olan din de budur.”  (5)

Oysa Müslümanlara;

 

  • Dini yalnız Allah’a has kılıp O’nu birleyerek Allah’a kulluk etmeleri,
  • Namaz kılmaları,
  • Zekât vermeleri,

 

emredilmişti.

Bugün içinde yaşadığımız toplumda ve İslam ile şereflenmiş pek çok insanın içinde bulundukları toplumlarda, Dini yalnız Allah’a has kılıp O’nu birleyerek Allah’a kulluk etmek toplumsal alana yansıtıl-a-mıyorsa apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüğümüz gerçeğini mi hatırlamamız gerekir.

Hayatın her alanında Allah’ın hâkimiyetini Müslüman toplum olarak solu/ya/muyorsak Allah’ın bizim için seçmiş olduğu dosdoğru yolda mıyız diye toplum olarak sözümüzü hatırlamamız gerekir.

Dosdoğru yolu bulabilmek ve orada sabit kalabilmek için; “İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.” Emri ilahide de belirtildiği gibi, sakınmayı kendisine hedef olarak seçmiş bir toplum olmamız, böyle bir toplum olmak için yola koyulmamız gerekmez mi acaba?

Dosdoğru yolda olanlar kimlerdir?

Dosdoğru yolda olanların belirgin özellikleri var mıdır?

“Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun. Onlar doğru yoldadırlar.” (6)

Dosdoğru yolda olmayı düşünen toplumun en belirgin özelliklerinden biri, Allah’ın dini anlatılırken/öğretilirken öğrenenlerden hiçbir ücret istememek olmalıdır.

“Sizden buna karşılık hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfâtım âlemlerin Rabbine âittir.” demişlerdi. (7)

Mükafatı toplumdan ya da herhangi bir beşerden/insandan istememek, mükafatı sadece Alemlerin Rabbi Olan Allah’dan beklemek.

“Onlar Allah’a ve Âhiret gününe inanırlar. İyiliği emreder kötülükten men ederler. Hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar salih insanlardandırlar.” (8)

Allah’a ve Âhiret gününe inanan, toplumsal yaşantı içerisinde iken önce nefislerine, sonra toplumun diğer bireylerine iyiliği emretmektir. Hayırlı işlere koşmaktır.

Allah’a ve Ahiret gününe inanan toplumsal yaşantı içerisinde iken önce nefislerini sonra toplumun diğer bireylerini kötülükten men etmektir. Kötü işlerden kaçmaktır.

Allah-u Teâlâ iyiliği emredip kötülüğü nehyederek, hayır işlerinde yarışmamızı bize öğütlüyor. Bu şekilde ancak gerçek müminler olabiliriz.

Bunu yapmayanlar hakkında ise şöyle buyuruluyor:

“Onlar işledikleri kötülükten birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun ki yaptıkları ne kötüdür.” (9)

Kötülüğü engellemek için toplumsal güç gerekir. Yoksa toplumda bu kötü demekle insanlar kötülükten vazgeçmezler.  Allah’a kendini adamış yiğitlerin sayısı toplumda çoğalırsa ancak kötülük engellenebilir.

“Müminler içinde öyle erler vardır ki, Allah’a vermiş oldukları ahde sadakat gösterirler. Onlardan kimi bu uğurda canını feda etti, kimi de bu şerefi beklemektedir. Ahidlerini hiç değiştirmemişlerdir.” (10)

“Hiç şüphesiz Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Allah, cennet kendilerinin olmak karşılığında satın almıştır. Onlara vaad olunan cennet haktır ki, Tevrat’ta da İncil’de de ve Kur’an’da da sabittir. Allah’tan ziyade ahdine vefa gösteren kimdir? O halde yaptığınız bu hayırlı alışverişten dolayı sevinin. İşte bu çok büyük bir saâdettir.” (11)  

Allah(cc) Rasulüne hitap ederek dosdoğru yolda sebatla devam etmesini istemektedir;

“Ey Muhammed! Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.” (12)

Toplumsal olarak Allah’ı anmayı gaye edinmiş bir toplumun yapması gerekeni rabbimiz şöyle özetlemektedir;

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir” (13)

Allah’ım, bizi sana gereği gibi inanan kullarından eyle,

Allah’ım toplum olarak bizleri senin razı olacağın özelliklerle donat,

Allah’ım toplum olarak bizleri Allah’a vermiş oldukları ahde sadakat gösteren kullarından eyle,

Allah’ım toplum olarak bizleri İyiliği emredip, kötülüğü men ederlerden eyle,

Allah’ım toplum olarak bizleri Hayırlı işlere koşanlardan eyle,

Allah’ım toplum olarak bizleri mükâfatını ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’tan isteyenlerden eyle,

Allah’ım toplum olarak bizlere, babalarımız, oğullarımız, kardeşlerimiz yahut kendi soy-soplarımız olsalar bile, Allah’a ve Peygamberine düşman olan kimselere sevgi besletme,

Allah’ım toplum olarak bizleri Allah’ın tarafında olanlardan eyle,

Allah’ım toplum olarak bizleri “Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır” dediğin kullarında eyle ve bizleri “içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacağımız cennetine” ulaştır.

Amin.

 

…………………………….

  1. Maide , 3
  2. Enam -153
  3. Maide-2
  4. Süneni Dârimî
  5. Beyyine , 4-5)
  6. Yâsin , 21
  7. Şuarâ, 109
  8. Âl-i İmran, 114)
  9. Mâide: 79)
  10. Ahzab, 23)
  11. Tevbe: 111)  
  12. Şura,15)
  13. Mücadele,22 )