• Fatih Pala

    Peygamber Efendimizin Eğitimciliği ve Öğretim Metodları

    - 14 Ekim 2021

“Yüce Allah, O’nu, ancak bir muallim olarak göndermiştir. O, beşeriyette kendisinden daha büyüğü bulunmayan büyük bir eğitimci, terbiyeci, hidayete götüren ümmi-basiretli bir insan ve beşeriyetin önünü aydınlatan bir tebliğci, bir elçidir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan farklı milletler, O’nun öğretisini ve terbiyesini din olarak uyguluyor, pek çok halk ve topluluk, O’nu yüceltiyorlar. O’nun inananları, yüz milyonlarla ifade ediliyor. Bu insanlar, O’nun sözüne boyun eğiyor, getirdiği hidayetle yollarını buluyor ve O’na uyup tabi olarak Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyorlar.
Arapların tabiatlarındaki kabalık, sert yapı, mizaçlarındaki uyumsuzluk karşısında Rasulullah’ın (sav), onlara ne güzel bir davranış sergilediğini, onları nasıl ıslah ettiğini, yaptıkları zulümlere nasıl katlandığını, ezalarına nasıl sabrettiğini, sonunda O’na nasıl boyun eğdiklerini, etrafında nasıl kenetlendiklerini, O’nun önünde ve ardında kendileri için en kıymetli insanlar olan babaları ve akrabalarıyla nasıl savaştıklarını, O’nu kendi nefislerine nasıl tercih ettiklerini, O’na itaat edip isteğine uyarak dostlarını, vatanlarını, kavimlerini ve kardeşlerini nasıl terk ettiklerini, bunların hepsinden daha da önemlisi, O’nun eğitim durumunu, okuyup yazmayı bilmeyişini, daha öncekilerin yazdıklarını, geçmiş eğitimcilerin haberlerini vb. şeyleri mütalaa etmemiş oluşunu düşünen bir insan; evet, bunları düşünen bir insan, akıl penceresinden baktığında, Rasulullah’ın (sav) ilk muallim, Yüce Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber ve âlemlerin efendisi olduğunu hemen anlar. Allah’ın salât ve selamı O’nun üzerine olsun.”
Yukarıdaki sözler, eğitimci olmaya aday, öğretmenlik sevdasında ve bu işin davasını güden her Müslüman için elzem kitaplardan birisi olan “Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed (sav) ve Öğretim Metodları” isimli eserden. Sadece kitap olarak düşünmemeli, içinde muazzam bir hava, bir iklim, bir hayat var. Çünkü biricik örneğimiz, önderimiz, rehberimiz ve dahi öğretmenimiz var; Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.
Söz konusu bu eserde, O’nun hem öğretmenliğini hem de bu yoldaki ve bu yöndeki yöntemlerini, deyim yerindeyse, akla, hayale gelmeyen taktiklerini buluyoruz. Öğretmen ama nasıl bir öğretmen? Hangi usullere göre hareket etmiş, hangi metodları uygulamış, hangi yöntemlerin takibinde kalmış, hangi ilkelerin izini sürmüş, hangi olmazsa olmazlarını hayata geçirmiş? Rahmetli ve pek değerli ilim adamımız Abdulfettah Ebu Gudde (D. 1917 – Ö. 1997), işte bu soruların ve daha aklımıza gelmeyen nice soruların cevabını, nice sorunların çözümünü bu mütevazı eserinde bizlere veriyor.
Bir işe koyulmadan evvel, onunla ilgili hâlihazırdaki bilgi ve tecrübelerden faydalanmak gerekir. Aynı şekilde nelerle karşılaşacağını bilmediği bir yola çıkan yolcu misali, nasıl ki yol haritasını dikkate almak elzemdir; bu durum, hele öğretmenliğe adım atacaklar için, öğretmenlik yolunda yol alırken adımlarını nasıl atacağını şaşıranlar için, “Bir Müslüman olarak nebevî usullerle öğretmenliğimi nasıl yapabilirim?” diye soranlar ve düşünenler için daha büyük önem taşır. (Öğretmeni, yalnızca resmi görevi olup belli zaman aralığında çalışan kişi olarak algılamamalı. Aksine hayatının bütün evrelerinde öğrenmeyi ve öğretmeyi kendisine şiar edinen şahsiyet olarak değerlendirmeli.)
Ebu Gudde Hoca, Rasulullah Efendimizin öğretimini ve bu husustaki metodlarını gösteren pek çok hadis-i şerifi bir araya getirdiği söz konusu kıymetli eserini, iki bölüme ayırmış. Birincisinde Peygamberimizin öğretmenliğini, ikincisinde de bu yoldaki metodlarını ele almış. Öğretmen-öğretici-eğitimci bir şahsiyetin nasıl olması gerektiğine ve izlemesi gereken ince detaylara dikkatleri çekmiş.
Birinci bölümde şahit oluyoruz ki; Efendimiz (sav), cehaleti ortadan kaldırmaya, faydasız ilimden Yüce Allah’a sığınmaya çalışan mükemmel şahsiyettir. Bunlar gibi daha nice özelliği, güzelliği ve eşsizliğiyle hem kendi zamanındaki hem de tüm zamanlardaki insanlara örnek, önder, rehber ve öğretmen olmuştur. Taşıdığı güzel ahlakı, sözlerine ve davranışlarına da sirayet etmiştir. Ebu Gudde Hoca, O’nun son derece şefkatli ve merhametli olduğunu; muhataplarına zorluk vermeyip daima kolaylaştırmayı sevdiğini; öğrenenlere karşı son derece müşfikçe davranıp öğrenmeleri için çok hırslı olduğunu; her zaman ve mekânda ilmi, iyiliği öğreneceklere aktardığını ifade ediyor. İşte O (sav), bunlar ve daha fazlasıyla insanlara gitmiş, onların yüreklerine dokunmuş ve dahi onları sarsmıştır. Bizler de O’nun ahlakını kuşanmakla, günümüzde canlandırmakla, nesillerden nesillere aktarmakla yükümlüyüz.
İkinci bölümde müellifimiz, ayrıntılara inerek Efendimizin eğitimciliğini, öğreticiliğini gözler önüne sermiş. O eşsiz güzel ahlakının belirleyip süslediği öğreticiliğinin yanında İslam’ın hükümlerini belli zamanlara yayarak öğretmesi, itidalli olup usandırmaması, bireysel farklılıkları dikkate alması, sorular sorması ve mantıklı şeyler söyleyerek muhatabıyla konuşması, kendisine yöneltilen soruları muhakkak cevaplaması, münasebetlerinde şaka ve latifeye başvurması, değer verdiğini göstermek için can kulağıyla dinleyip vücudunun tamamıyla karşısındakine dönmesi, incitmemek için hassasiyet göstermesi ve daha dile getirmeye gücümüzün yetmeyeceği erdemleri ile bizlere örnek öğretmenlik sunmaktadır Peygamberimiz, Efendimiz (sav).
Müslüman öğretmenler ve öğrenmen adayları veya öğretmenlik istidadına sahip gönüllü/yürekli/dertli öğreticiler, örnekliği öncelikle Peygamberimizden, peygamberlerimizden almalı ve uygulamalıdırlar. Zaten bütün peygamberler, ümmetlerine eğitici ve öğretici olarak gelmediler mi? Bize düşen, usul ve yöntemleri, günümüze uyarlayarak Kur’an ve Sünnet çerçevesinden ayrılmadan insanlara ulaşmak, nesli yetiştirmektir. Muhatap alınacak ya da hedeflenecek kitle, sadece okullardaki öğrenciler değil, bütün bir toplum hatta bütün bir dünyadır aslında. Çünkü onların ailelerinden de sorumludur, sorumlu olduğunun bilincindedir öğretmen. Bu yüzden Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yaş ve cinsiyet ayırt etmeksizin herkese öğretmenlik yapmıştır, yapmaya devam ediyor ve kıyamet gününe kadar da devam edecektir.
Gündem ettiğimiz hakikatlerin farkında olanlara ne mutlu. Bu çağlar üstü vazifeye talip olanlara ne mutlu. Bu yolda içtenlikle, sabırla ve azimle koşanlara, yorulmak nedir bilmeyenlere ne mutlu…
Fatih PALA
fatihpalafatih@gmail.com