İnsanlık tarihi boyunca, kesintisiz bir şekilde varlığını sürdürmüş olan putların bir kısmı çok eskilere kadar uzanmakta olup nesilden nesile miras kalmakta, diğer bir kısmı ise konjonktür icabı ortaya çıkarılmaktadır. Bunlardan bazılarına hemen hemen bütün insanlık kulluk ederken, bazılarına ise yalnızca bir grup insan kulluk etmektedir. Putların, parçalanıp darmadağın edildikleri ve tozlarının havaya savrulduğu dönemlerde putperestlik düşüncesinin de yıkılıp yok edildiğini zannedenler büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü, putperestlik, maddi boyutunun düşünceye etki etmesi biçiminde değil, düşünce boyutunun maddeyi üretmesi şeklinde tezahür etmektedir. Dolayısıyla düşüncenin ürettiği putperestlik, bir tahta parçasında vücut bulabileceği gibi bir kelimede de varlık kazanabilir. Her iki durumda da balta ve ateş gibi maddi şeylerin putçuluğa zarar veremeyeceği açıktır. Elektrik ampulünü kırmak suretiyle elektriği parçalayamayacağınız gibi herhangi bir kitabı yakmakla da yazarının düşüncelerini ortadan kaldıramazsınız.

modern_putlar

 

Allah’a ibadetle putlara ibadetin günümüzde bile kol kola yürüdüklerini söylesem şaşırır mısınız? Bunlardan ilki, ikincisini kamufle edip gölgelemiş olsa da maalesef durum bundan ibarettir. O halde haklı olarak diyebiliriz ki; İNSANOĞLU NEREDEYSE KENDİSİNİ ALLAH’LA BİR TUTUP İLAHLIK TASLAMAYA KALKMIŞTIR. Yaratana değil de yarattıklarına yönelmiştir. Ürettiği bu şeyler onun iç âlemini yansıtan birer ayna konumundadır. Ve o, bunlara ibadet ederken aslında kendi nefsine ibadet etmektedir. İnsanlık uydurdukları putların önünde yürek eritiyor, genç ömürlerini onlar için heder ediyorlardı. İşte bu putlardan bir tanesi de SERVET (PARA) PUTU’dur.

SERVET (PARA) PUTU

İnsanoğlunun sınırsız dehasını gösteren, Ateş, iğne, dolap, alfabe ve matbaa gibi pek çok icatlarına ek olarak “ PARA” da onun, yaşam şartlarını kolaylaştırmak için ürettiği çözüm yollarından biridir.

Para’dan önce insanın komşusuna bir koyun verip karşılığında örneğin ceylan derisinden yapılmış bir örtü almak suretiyle takas yapması mümkün iken günümüzde insanların bir boğayı herhangi bir dükkâna götürüp oradan hazır mallar istemesi tümüyle imkânsız sayılmasa bile son derece zor ve aykırı bir davranıştır. İşte para, bu noktada devreye girmekte ve imkânsızı mümkün, zoru kolay, aykırıyı normal hale getirecek bir rol üstlenmektedir. Bunu sağlamak için insanların ellerindeki mallara değerler biçilmiş ve bu değerler, taşınması kolay olsun diye sembollerle ifade edilmiştir. Madeni paralar, daha sonra kâğıt paralar, senetler, çekler, Bankalar, havaleler, Eft’ler kullanılmaya başlanmış ve bu sayede dünyanın bir ucundan öbür ucuna gemiler dolusu mallar alınıp satılmakta alıcı ve satıcı birbirini görmeden kâğıt üzerinde sözleşmeler imzalamak suretiyle alış verişler yapılmaktadır.

Uğrunda insanların birbirini yediği bu sembolün, sınırsız güce sahip bir puta dönüştürüldüğü, hatta doğruluk, şeref ve vicdan gibi hayattaki en değerli şeylerin onun yoluna feda edildiği gerçeği göz ardı edilemez. SERVET, PARA insanları daha bir üst konuma getirirken bazı insanların da değerini solda sıfır derecesine indirmiştir. Bir insana binlerce insanın payı düşerken binlerce insana bir kişinin payı bile düşmemektedir. Bu durum, zorunlu olarak insanın insana kulluğuna, toplumun bir tek bireye mahkûm oluşuna ve para babalarının fakirleri kendi çıkarlarına alet etmelerine sebep olmuştur. Günümüz insanına para yetmemekte ve onu elde etmek için ailece çalışmak ve birçok değerlerinden vazgeçmek zorunda kalmaktadırlar.  İnsanlık PARA Putunu alt edebilirse ki bu şimdilik mümkün görünmemektedir, diğer bir Putla mücadele etmek zorundadır.

GÜÇ PUTU

İmar etme veya tahrip etme ya da zulmetme, korku havası estirme ve insanlar içinde nüfuzunu yayma gibi konularda paranın olduğu kadar GÜCÜN de büyük bir etki alanı vardır. Güç güzel, onun zıddı olan zayıflık ise çirkin görülür.  GÜÇ, tek başına bir hedef değil, hedefe ulaşmada bir vesile olmalıdır. Güce tapanlara göre GÜÇ; ister beden, ister zekâ, ister para, isterse de silah ve otorite olsun şerefi, yücelik ve saygınlığı temsil eder.

Küçüğüyle büyüğü ile bütün devletler varlıklarını silah kadar başka hiçbir şeye dayandırmıyorlar. En güçlü silahlara sahip olan devlet, diğer devletlerin parlamentolarında en çok çekinilen, sözü en çok geçerli ve etki sahası en geniş olan devlet haline geliyor. Bugün BM’ye üye 500 kadar devlet varken 5 daimi üyeden bir tanesinin vetosu ile hiçbir karar alınamıyor. Veya alınan kararlar uygulama şansı dahi bulamıyor. Böyle mazlumun yanında olmayan, zalimin tarafında olan güç olmaz olsun. Birde GÜC’ün ikiz kardeşi İKTİDAR PUTU vardır.

İKTİDAR (OTORİTE) PUTU

İktidar, bilindiği üzere sahibine, ona boyun eğmiş olanlar için emir ve yasaklar koyma ve işleri üzerinde tasarruf etme yetkisini bahşeder. İktidar, gücünün bir bölümünü dünyadan, bir bölümünü de semadan almaktadır. Semavi yönü, onun Allah tarafından bağışlanmış bir nimet oluşuna dayandırılır. Dünyevi yönü ise kanunlar tarafından temsil edilir. Krallıkların ardından devrimler gerçekleşti, birde baktık ki artık iktidar yetkisi, semadan alınıp dünyaya devredilmiş. Artık yöneticiler, Allah’ın bahşettiği nimetle değil, halktan aldıkları yetkiyle ve onlar adına konuşmaktadırlar.

Ne garibandır halk! İşlerini yürütmek üzere seçtiği ya da seçtiğini zannettiği kesimin kendisine mutluluk ve refah getirmesini bekler durur. Onun adına nice suçlar ve günahlar işlenmiş, güya onun mutluluğu için nice yasaklar çiğnemiştir. İktidar, önce sevimli bir kuzu olarak doğar, hemen ardından yırtıcı bir aslan kesilir. Böylece her şey tersine döner ve halk bekçi olarak seçtiklerinin bekçisi olur, kendi refahı ve selameti için ürettiği aracın elinde bir oyuncak haline düşer. Artık iktidar, onu memnun edebilmek için küçük-büyük herkesin yarış yaptığı bir put haline gelmiş, en değerli şeyler sunaklarda ona sunulur olmuş.

KAMUOYU PUTU

İktidar putuna ve onun Kamu Oyu adı ile ilahlaştırılan azgın müttefikine dikkat edin. İktidar, kendi başına hiçbir şey yapmadığını, her şeyi kamuoyunun istek ve dilekleri doğrultusunda gerçekleştirdiğini, zaten kendisinin de meşruiyetini kamuoyundan aldığını iddia etmekte ve devamlı bunu vurgulamaktadır. Aynı zamanda, kamuoyunu kendi istekleri doğrultusunda ve kendi çizdiği sınırlar içerisinde beslemekten, eğitmekten motive etmekten ve gelişip serpilmesine yardımcı olmaktan geri kalmamaktadır.

Bu öyle ikili bir oyundur ki, iktidar, kamuoyuna karşı sert ve otoriter olduğunda, kamuoyu iktidara karşı yumuşak ve munistir. İktidar kamuoyuna karşı yumuşak davrandığında ise kamuoyu iktidara karşı sert ve celalli olmaktadır. Sanki ikisinin arasında bir anlaşma vardır ve bu anlaşma ikisine de, devamlı birbirlerinin sırtını kaşımalarını ve birbirlerine sürekli yağ çekerek durumu çıkarları doğrultusunda idare etmelerini emretmektedir.

IRKÇILIK PUTU

Irkçılık taassubu son zamanlarda ortaya çıkmış türedi bir şey değildir. Bu taassup, kabilelerin kendilerine saldırıp ellerinde bulunan mal, mülk, yiyecek ve diğer yaşam vasıtalarını talan edip ellerinden almak isteyen diğer kabilelerle savaştıkları, tabiatla mücadele ettikleri zamanlara, bu mücadele ve savaşlarda birbirine destek verip omuz omuza bir dayanışma içerisindeki oldukları günlere kadar uzanır. Ancak gelişme ve ilerleme, hayatın özünde vardır. Hayatın en nefret ettiği şey ise durağanlıktır. Hayat, çok çeşitli sebepler ve zaruretlerden dolayı insanlığı kabilelere, boylara ve milletlere bölmüş, bunun hemen ardından ise daha önemli sebeplerden dolayı onları bir araya toplamıştır. Savaş, ticaret, sanayi, insanlığın ortaya koyduğu ve yeryüzüne hâkim olan çeşitli icat ve keşifler, insanlığı bir araya getiren en önemli sebeplerdendir.

İnsanlık, birliğe doğru yönelmiştir. İnsanların ve toplumların birbirlerine düşünce, fikir ve kültürlerini nasıl aşıladıklarını görmüyor musunuz? Toplumlar arasındaki bu etkileşim o kadar ileri derecelere ulaşmıştır ki, insanların dünyanın öbür ucunda rağbet gören bir giysinin, saç modelinin anında diğer yerlerde uygulanmaya başlaması, dünyanın herhangi bir yerinde üretilen gıdanın dünyanın her yerinde tüketilmeye başladığını görmüyor musunuz?  İnsanların evlerini nasıl döşeyip ışıklandırdıklarını, toplumsal veya siyasi tören ve kutlamalarını, oyun-eğlence tarz ve yerlerini, ulaşım, iletişim şekil, yol ve vasıtalarını ve bunların nasıl birbirine benzediğini, neredeyse birbirinin aynısı olduğunu görmüyor musunuz? Diğer taraftan savaşların ve göçlerin, insanların kanlarını ve soylarını nasıl karıştırdığını ve karıştırmaya devam ettiğini görmemek elde midir?

Günümüzde sizler gözlerinizi, kulaklarınızı, ellerinizi ve ayaklarınızı kullanmadan, başkalarının gözleriyle görüyor, başkalarının kulaklarıyla duyuyor, başkalarının elleriyle çalışıp didiniyor ve başkalarının ayaklarıyla yürüyorsunuz.

Irkçılığın içi boşaltılmış bir iskeleti kalmıştır ama onun varlığını devam etmesine yardımcı olacak en büyük destekçisi ve müttefiki emparyalizmden başkası değildir.

MEDYA PUTU

Bugün medya, diğer putlardan farklı da olsa günümüz insanının vazgeçemediği puttur. Medya gerçekleri gizleyip örtbas etmekte kullanılabildiği gibi, gerçekle hiçbir alakası olmayan şeyleri de gerçekmiş gibi sunabilmektedir. O, bireyleri ve toplumları teşvik edip gayrete getirmede, merak ve heyecan uyandırmada ya da kışkırtmada kullanılabildiği gibi, toplumların heyecan ve duygularını yatıştırmada ve onları pasifize edip adeta bir koyun sürüsü haline getirmede de kullanılabilmektedir.

BİLİM PUTU

O, öylesine etkili bir puttur ki ona kulluk yapanların sayısı günden güne artmaktadır. Şüphesiz bilimin, gereğinden fazla değer vererek yücelttiğimiz medeniyet karşısında tartışılmaz bir üstünlüğü vardır. Bilim, insanlığın önüne çıkan birçok engeli ortadan kaldırmaktadır. Ancak bilim, birçok problemi ortadan kaldırırken bizzat kendisinden kaynaklanan başka problemlere yol açmaktadır. Buna rağmen insanlar, bilime hiç sorgulamadan, körü körüne inanmakta ve ona ibadet edercesine sıkı sıkıya ve iştiyakla bağlanmaktadır. Onların nazarında bilimin söylediği her şey, çürütülmesi ve aksinin ispat edilmesi mümkün olmayan kesin gerçektir. Bilimin reddettiği her şeyi de vehim ve hurafe olarak kabul eder onlar.

Nice putlar ve putperestlik çeşitleri vardır ki, onların hepsinden bahsetmek için ciltler dolusu kitaplar yazmak gerekir. Yemek ve içmekten başka bir şey düşünmeyen MİDE PUTU. Dünyada yemek için yaşayanlar yani her türlü tadılmamışı tatmak için yaşayan ve yarışanlarla, yaşamak için yemek zorunda olanlar vardır. Zenginlerin arta kalan menülerinden açlık çeken insanlara verilse dünyada bir tek aç kalmaz kanaatindeyim.

Eğlenmek ve tatmin olmaktan başka bir şeyi gözü görmeyen EĞLENCE PUTU. İyilikte ve yardımlaşmada zaman ayıramayanların, bir gecelik eğlence için harcadığı paralar ve ayırdığı zamanlar, dünyanın diğer ucuna yapılan sözde gezi turları bunları bir araya topladığımızda ortaya çıkan israf ve savurganlık hiçte azımsanmayacak boyuttadır. Günümüz AVM’leri nasıl da tavaf edilen mekanlara dönüşmüş, Stadyumlar, Eğlence çadırları v.s keza öyle.

Rabbim bizleri kendisine kul olmayı ve kul kalmayı nasip etsin.

 

Kaynak : İbnul Kelbi Mihail Nuayma (geçmişten Günümüze Putlar)