Modern insana, bu çağa hükmedenlere çağrıdır. ABD’ye çağrıdır, AB’ye çağrıdır, Çin’e çağrıdır, Rusya’ya çağrıdır, çok uluslu şirketlere çağrıdır, iletişim devlerine çağrıdır.

Demokratlara çağrıdır, sosyalistlere çağrıdır, cumhuriyetçilere çağrıdır, liberallere çağrıdır, çevrecilere çağrıdır…

Önce bu çağı, bu asrı nasıl bir hale getirdiniz veya nasıl getirdiler, bir ayna tutmak istiyorum, kendi eserinizi bir görün istiyorum.

Siz yeryüzünü bozdunuz, tahrip ettiniz. Ormanı yok ettiniz, börtü böceği, kurdu kuşu, yok ettiniz. Denizleri kirlettiniz. Irmaklarının önünü keserek elektrik elde ettiniz sonra bu elektriği uzak mesafelere taşıdınız.

Tüm insanları bir yerlere yığdınız, buna kent dediniz, kentlerde yüksek yüksek binalar kurdunuz, insanları üst üstte istif ettiniz.

Sanayi icad ettiniz, insan yerine makine kullandınız, yetmedi robot icad ettiniz. Hizmetlerinizi robotlara gördürdünüz.

Ateşli silahlar türettiniz ve bu ateşli silahlarla ülkeler işgal ettiniz.

Bankalar kurdunuz herkesi faize bulaştırdınız. Kredi kartları çıkardınız herkesi tüketime zorladınız ve birçok insanı yok yere borçlandırdınız, ömür boyu taksit ve faiz ödemeye mahkum ettiniz.

Birleşmiş Milletler diye bir örgüt kurdunuz onun sayesinde dünya hakimiyetinizi pekiştirdiniz.

İletişim adı altında herkesi kendinize bağladınız. Kurduğunuz ulus devletler aracılığıyla insanların çocuklarını ellerinden aldınız, onları devlet malı yaptınız.

Kentlerde rahat yaşamak için suni gübreler imal ettiniz toprağa attırdınız ve çok kısa zamanda toprağın kimyasını bozdunuz, hızınızı alamadınız sebze ve meyvelerin genleriyle oynadınız.

Bağa bahçeye, fareye uyguladığınız gen bozuculuğunu insana da uyguladınız.

Siz cihadı kötü gösterip savaşı yücelttiniz.

Yeryüzünü fesada vermek size yetmedi göğe de yöneldiniz, gökyüzünde işler çevirmeye başladınız, parsellediniz, oradan yere hükmetmeye çalışıyorsunuz.

Siz evlerin içine girerek yatak odalarını da kontrol etmeye başladınız. Mahremiyet diye bir şey bırakmadınız, bilgi edinme hakkı diye gazetecilik ve sanal medya uydurdunuz ve herkesin evine girmeyi devlet hakkı veya basın özgürlüğü saydınız.

Siz kainata savaş açtınız onunla kavga ediyorsunuz, onu anlayıp ondan yararlanma aklınıza gelmez, çünkü sizin varlığınız başkasının yokluğuyla kaimdir.

Siz pahalı pahalı elbiseler giymeyi zenginlik saydınız, fakir fukarayla aynı yaşamayı gerilik kabul ettiniz. Adetler geliştirdiniz, örfler oluşturdunuz, günler, geceler, kutladınız siz çağdaş hurafeler uydurmayı ne çok seviyorsunuz.

Size sesleniyorum! Gelin, başkasına zulüm etmekten vazgeçin. Savaşları bırakın cihada koşun. Size savaş ile cihad arasındaki farkları anlatayım bir dinleyin, başkasına nizamat veren akıldâneler, biraz da nasihat dinleyin hep başkasına emir buyuran beyler.

Savaş bugünkü anlamda bir imha hareketidir, bir istila ve talan hareketidir. Başka ülkeleri işgal ediyor ve buna; o ülkenin demokratikleşmesini sağlaması temin etme diyorsunuz. Bu doğru değildir, gizli emellerinizi ketmedip alalamalı bir politika izliyorsunuz.

Kendi değer yargılarını tüm insanlığın malıymış gibi sunuyorsunuz, buna karşı çıkanların -kirli ve namert savaşlarınızla- ülkelerini istila ediyorsunuz.

Savaşınız başkalarının onurunu ve haysiyetini kırma esasına dayanır, götürdüğünüz hiçbir olumlu katkı yoktur. İşgal ettiğiniz hiçbir ülke bir daha kendine gelemiyor, aralarına kin ve nefret tohumlarını ekip bırakıyorsunuz.

Halbuki cihad öyle değildir, İslâm’ın güzelliklerini başka tarafa yaymak, tüm insanları başkasının boyunduruğundan kurtarmak gayesi vardır. Kalkış noktası insanları hür iradeleriyle baş başa bırakmak ve fıtratı muhafaza etmektir. İslâm’ın birinci düşmanı insanlığa zarar veren ne ise odur. Bu bazen insanın kendi egosu olur, bazen başındaki zalim olur, çoğu zaman da insanları ezen tağutlar olur.

İnsanlığın en mükemmelliği İslâm’la gerçekleşir, İslâm’ın gayesi, ülke talan etmek değil, işgal değil Allah’ın adaletini yeryüzüne hakim kılmaktır. Siz modern dünya hakimleri, bir iki yanlış İslâmî uygulamaları abartarak İslâm’ın cihad anlayışını, insanlık anlayışını saptırıyorsunuz ve bununla kendi sahtekarlıklarımızı örtüyorsunuz.

Size bir şey hatırlatayım; kaç yüzyıl oldu siz dünyaya hükmediyorsunuz. Geldiğiniz yeri de görüyorsunuz fakat buna rağmen suçu İslâm’a ve Müslümanlara yüklüyorsunuz. Ama artık insanlık cihad ile sizin kirli ırkçı, işgalci savaşınız arasındaki farkı fark etmiş durumda, suyunuz ısınıyor. Boşuna zulümlerinize yeni zulümler eklemeyin, gelin İslâm’ın merhamet şemsiyesine sığının, insanlık da siz de kurtulmuş olacaksınız.

Haydin felaha. Namaz kılın kurtulun. Namaz ile kurtuluş arasındaki bağı bilemeyecek kadar eblehler bunu anlayamaz.