• Mumine Karakusoğlu

    Lokman’ın (as) Nasihatleri Işığında Ailede Temel Eğitim

    - 20 Ekim 2022

Eğitim… Eğitimin birçok anlamı olmasıyla beraber genel anlamda eğitim; önceden belirlenmiş esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizesidir. Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak değişme meydana getirme sürecidir. Eğitim, insan hayatında büyük bir öneme sahiptir. İnsan, eğitilmeye muhtaçtır.

Rab, varlık âlemini yaratan, terbiye eden maddi manevi kemale doğru götüren Allah demektir. Fatiha suresinde “Rabbul Âlemin” ve Nas suresinde “Rabbun nas” ifadeleriyle insanlığın en büyük terbiyecisi olan Rabbimiz, insanlığı başıboş bırakmamış ve dünya âleminde eğitime tabi tutmuştur. Rasulü de “ben muallim olarak gönderildim” diyerek kendisini bir muallim ve mürebbi (terbiye edici) olarak tanımlamaktadır.

Fıtraten dünyaya gönderilen insanoğlunun ilk eğitimi, içine nüfuz ettiği ailede başlar. Dolayısıyla çocuğun kişiliğinin temel yapısının fıtrata uygun şekillenmesi ve güçlenmesi için tutarlı bir aile ortamında yetişmesi gerekir. Çocuğu mutlu etmek için alınan hiçbir oyuncak, hiçbir hediye; onun, karşılıklı sevgi, hürmet ve merhamet üzere kurulmuş İslam nuruyla aydınlanmış, ahlaki güzelliklerle dolu, edep ve terbiye ile zinetlendirilmiş bir ailede dünyaya gelmesinden ve böyle bir yuvada yetişmesinden daha önemli olamaz.

Ailenin yapı taşı olan anne-babanın çocuğun eğitiminde rolü büyüktür. Nitekim bir hadiste Peygamberimiz: “Her çocuk, İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi, Hıristiyan ve Mecusi yapar” buyurmuştur. Bundan dolayı gerek anne-babanın eğitim görevini üstlenmesinde gerekse eğitimcinin eğitiminde sağlam rol modellere ve eğitimcinin eğitiminde takip edeceği ilkelere, ulaşacak kaynaklara ihtiyaç vardır. Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, bize, bu anlamda çok güzel örnekler sunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de Lokman’ın (a.s.) öğütlerindeki, çocuğun eğitim aşaması ve eğitim şekli hakkındaki güzel örnekler, sağlam tavsiyelerdir:

“Hani Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah’a ortak koşma; çünkü ortak koşmak, elbette büyük bir zulümdür” (Lokman, 13). Lokman’ın (a.s.), oğluna ilk nasihatinde, Allah hakkında öğüt verdiğini görmekteyiz. Nitekim eğitimde en temel faktör, çocuğa yaratıcısını tanıtıp onunla gönül bağı kurmasını sağlamaktır. Çünkü eğitimde ilk gerekenlerden bir tanesi, çocukta Allah bilincinin, Allah sevgisinin kazandırılmasıdır. Fakat çocukta Allah sevgisi, ona, “Allah’ı sev!” demekle kazandırılacak bir şey değildir. Çocuk, hayatında her şeyde Allah’ın adının zikredildiğine şahid olmalıdır.

“Allah’a hamd olsun”, “Allah razı olsun”, “La ilahe illallah”, “Allah büyüktür” ifadeleri, her daim aile fertlerinin dilinde olmalı, çocuk, her fırsatta Rabbimizin zikrine aşina olmalıdır. Dolayısıyla bebeklikten itibaren çocukta bilinçaltı oluşturulmalıdır.

Ebeveyn, küçük yaştan itibaren çocuğa, Allah’ın nimetlerinden bahsetmeli, Allah’ın sıfatlarının her şeyde tecellisini anlatmalıdır. En önemlisi de ebeveyn, yaşam standartlarını Allah’ın razı olacağı biçimde düzenlemeli, ibadetlerini titizlikle yerine getirerek canlı örnekler olmalıdırlar. Ailede, çocuğuna Allah bilinci kazandırmak isteyen anne-baba, özellikle de buluğ çağına ulaşmamış bir çocuğu, “yalan konuşursan Allah yakar, anneni üzersen Allah taş eder” gibi ifadelerle korkutmamalıdır. Zihninde, yakan ve taş eden bir Allah tasavvuru oluşturarak çocuğu Allah sevgisinden uzaklaştırabilir. Anne-babanın bu noktada bilinçli olması gerekir. Kur’an’ın, her dönemde her yaştaki insanları eğitmek için ortaya koyduğu ilkelere bakıldığı zaman; bireye görelik, fıtrata uygunluk, bireysel farklılıklar, süreci gözetleme, toplumsal hayatla bağlantı kurma, kolaylığı tercih etme, sevgi, şefkat, tatlı söz, hoşgörü, yumuşak tutum vb. birçok insani özelliklere uygunluğu ön planda olmakta ve bunları ibadet olarak sunmaktadır.[1]

“Din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklenmedi” (Hacc, 78); “Allah, sizin için kolaylık ister, güçlük istemez” (Bakara, 185) gibi ayetler, kolaylık ve kişide motivasyon gibi hususlarda psikolojik bir rahatlık getirir. Çocuklarda belli dönemlerde Allah hakkında merak duygusu fazla olur (2-4 yaş). Bu dönemlerde anne baba, çocuğa Allah’ın büyüklüğünü, yüceliğini anlatmalı, en güçlüsünden en zayıfına kadar can verenin Allah olduğunu, kâinatın, güneşin, ayın ve dünyadaki tüm canlıları yaratanın Allah olduğunu, Allah’tan başka ilah olmadığını, çocuğa anlayacağı dilden anlatmalı, çocuğun zihninde kudret sahibi bir Rab tasavvuru oluşturmalıdır.

“İnsana anne-babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. İnsana şöyle emrettik: Bana, anne ve babana şükret. Dönüş banadır” (Lokman, 11).

Çocuğun eğitim ve terbiyesinde annenin rolü çok büyüktür. Çocuk, ilk olarak bu dünya ile tanışmasını annesiyle gerçekleştirir. Çocuğun ilk öğretmeni, annedir. Anne ne kadar ahlak ve fazilet sahibi olursa çocukları da o kadar ahlak ve fazilet sahibi olurlar. Diğer taraftan güzel ahlak üzere yetiştirilen çocuk, anne-babaya hürmet etme, saygı gösterme hususunda titiz davranır, aldığı terbiye ile kendisini zor şartlar altında karnında taşıyan, iki yıl emzirme süresinde bebeğini bağrına basıp besleyen annesini, aynı zamanda çalışıp çocuğunun nafakasını temin etmeye çalışan babaya karşı saygı ve hürmette kusur etmez, anne ve babasına teşekkür eder, Rabbine de bunca lütuf karşısında şükreder. Ancak ebeveynler, çocuğun terbiyesinde asla “çocuktur, anlamaz” düşüncesiyle meseleye yaklaşmamaları, onları, gerektiğinde bir yetişkin gibi ciddiye almaları ve terbiye metotlarını çocuklara sabırlı bir şekilde ciddiyetle öğretmeleri gerekir.

“Lokman, öğütlerine şöyle devam etti: Yavrum, şüphesiz yapılan bir iş hardal tanesi ağırlığında olsa bile ve bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde olsa bile Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir. Her şeyden hakkıyla haberdardır” (Lokman, 16). Çocuklarımıza, Allah’ın; yaptığımız her şeyi gördüğünü, aklımızdan ve kalbimizden geçen her şeyi bildiğini, O’ndan hiçbir şeyi gizleyemeyeceğimizi, iyi işler yaptığımızda hoşuna gideceğini, bizi seveceğini anlatmalıyız. Çocuğa, iyi ve güzel olanın henüz küçük yaşta iken telkin edilmesi ve güzel davranışların çocuğun karakterine yerleştirilmesi, anne babanın en büyük görevlerinden biridir.

“Yavrum, namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy, başına gelen musibete karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar, kesin olarak emredilmiş işlerdir” (Lokman, 17). İmandan sonra farzlar arasında en mühim yeri işgal eden namazın, çocuklara öğretilmesi ve alıştırılması, sünnette önemli bir yer teşkil eder. Namaz, normalde buluğdan sonra farz olmakla beraber çocuğun, buna daha erken yaşlarda alıştırılmaya başlanması gerekmektedir.

Temelde terbiyeyi aileden alan çocuk, namaz kılmayı anne babasından görerek taklit yoluyla öğrenecek ve buluğ çağına geldiğinde namaz kılmak kendisine zor gelmeyecektir. Peygamberimizin, “Çocuklar, yedi yaşına geldiklerinde namazı öğretin, on yaşına geldiklerinde kılmazlarsa hafif hafif dövün” hadisi, bu duruma işaret etmektedir. Çocuğun namaza alıştırılmasında Allah’tan dua ile yardım istenmeli, kararlı bir şekilde ona, unuttuğunda hatırlatarak namaza alışana kadar telkinde bulunulmalıdır. Aynı şekilde anne-babanın namaz hususunda titiz davranmaları, namazı, vaktinde ihtimam ve özenle kılarak çocuğa örnek olmaları gerekmektedir.

“Sabırlı ol!” Çocuklara; sabrı öğrenmeleri, her istediklerinin anında yapılmaması, hayatta bazı şeylere ulaşmak için beklenmesi gerektiği aşılanmalıdır. Hastalık ve üzücü olaylar karşısında sabrı telkin ederek o sürecin kolaylaştırılması, sabredenlerin sabırlarından dolayı güzel ödüllere ulaşacağı, gerektiğinde Eyüp peygamberin, Yakup peygamberin ve Hz. Muhammed’in (s.a.v) hayatından örneklerle anlatılarak sabır eğitiminin verilmesi gerekmektedir.

“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir böbürleneni, övüngeni sevmez” (Lokman, 18); “Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt; çünkü seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir” (Lokman, 19). Çevrelerinden özellikle anne-babalarından yeteri kadar sevgi ve alaka görmeyen çocukların, kendisine itimat duygusunu geliştiremeyeceği, büyüklere karşı düşmanca hareket etmeye; hırçın, kırıcı, kavgacı, yalancı, hırsız olmaya meyledeceği kesinlikle anlaşılmıştır.[2] Peygamberimiz, “çocuklarınıza çok ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın” buyurmuştur.

Sonuç olarak Lokman’ın (a.s) nasihatleri ışığında, fıtrata uygun Müslüman bireylerin yetiştirilme aşamalarını özetleyecek olursak:

  1. Sevgi ve şefkat eksenli eğitim anlayışının benimsenmesiyle beraber çocukta ilk olarak Allah bilinci oluşturularak, tevhid akidesinin benimsetilmesi,
  2. Anne-babaya saygı ve hürmetin Allah’a itaatten sonra önemli bir noktaya yerleştirilerek, anne-baba ve çocuk ekseninde aile bilincinin benimsetilmesi,
  3. Adab-ı muaşereti öğreterek çocukluktan bireyselliğe geçen çocuğun toplumsal ilişkilerde güzel ahlakı benimsemesi,
  4. Dinin direği namazın çocuklara öğretilip sevdirilmesiyle çocukta kulluk bilincinin benimsetilmesi,
  5. Hayatta karşılaşacağı zorluk ve sıkıntılara karşı metanet ve direnç göstermesi tavsiye edilerek sağlam karakterli bir birey olması yönünde sabır ahlakının benimsetilmesi.

Tüm bunlar, Kur’an-ı Kerim’de, eğitimde ne şekilde bir yol tutacağımız hususunda Rabbimizin bize, Lokman (a.s) vasıtasıyla yol göstermesidir. Rabbim, bizlere, amel defterimizi açık tutacak sevap vesilesi salih evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin. (Âmin)

Mümine KARAKUŞOĞLU

[1] Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, Prof. Dr. İbrahim Canan

[2] Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, Prof. Dr. İbrahim Canan