Hamd Allah Subhanehu ve Teâlâ’yadır. Salat ve selam ise O’nun Rasulü’ne Ehl-i Beytine ve ashabına olsun. Bundan sonra:

“Biz O’nu insanlara ağır ağır okuyasın diye bölüm bölüm ayırdığımız bir Kur’an olarak (indirdik). Biz onu kısım kısım indirdik.’’(Kehf, 106)

“Elif, Lam, Ra. Bu insanları Rabblerinin izni ile karanlıklardan nura, Aziz Hamidin yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”(İbrahim, 1)

kuran yeni

 

Allah sana rahmet etsin. Bil ki Kur’an bizim hayat kitabımızdır. Hayatımızı ona onun içindeki emirlere göre şekillendiririz. O halde hayat kitabımız olan Kur’an’ı çok okumalıyız ki hayatımızı ona göre şekillendirelim.

Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre Allah’ın Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah’ın evlerinden birinde Kur’an’ı okumak ve aralarında mütalaa etmek için bir araya gelen topluluğun üzerine sükunet iner, rahmet onları sarar, melekler onları kuşatır ve Yüce Allah da onları katındakilerin yanında anar.’’(Cem’ul-Fevaid, no:6705)

Ebu Hureyre şöyle rivayet eder: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem :’’Döndüğünüz zaman evinizde üç tane iri ve besili deve görmek ister misiniz?’’ diye sorduğunda, ben: ’Evet!’’ dedim. Bunun üzerine: ’Kişinin, namazında okuyacağı üç ayetinin olması iri ve besili üç devesinin olmasından daha hayırlıdır!’’ buyurdu. (Cem’ul-Fevaid, no: 6706)

Müslümanın okuyacağı Kur’an sayesinde hem hayatı Allah’ın istediği şekilde düzene girecek hem de bundan ecir kazanacak.

Ukbe b.Amir, Rasulullah’tan sallallahu aleyhi ve sellem şu sözünü nakleder: “Kur’an’ı açıktan (göstererek) okuyan kişi açıktan sadaka veren kişi gibidir. Kur’an’ı gizliden okuyan kişi de gizlice sadaka veren kimse gibidir.” (Cem’ul-Fevaid, no:6712)

Nitekim Kur’an okuyan kişi ecir sahibi olur. Fakat sadece okumakla yetinmemelidir. Okuduğuyla amel etmelidir ki hayatına faydalı olsun.

Ebu Hureyre, Peygamberimizden sallallahu aleyhi ve sellem şöyle nakleder: “Kıyamet gününde Kur’an getirilecek ve (kendisini okuyan için): “Rabbim! Onu süsle” diyecek. Bunun üzerine o(nu okuya)na keramet tacı giydirilecek. Sonra Kur’an yine: “Rabbim! Süsünü daha da arttır!” Yüce Allah da ona keramet giysisi giydirecek. Sonra Kur’an: “Rabbim! Ondan razı ol!” dediğinde Yüce Allah ondan razı olacak. Sonra ona şöyle denilecek: “Oku ve (değerce) yüksel! Zira okuduğun her ayet karşılığında sana bir sevap verilecektir.” (Cem’ul-Fevaid, no:6715)

Hz. Aişe’nin bildirdiğine göre Allah’ın Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı iyi okuyabilen kişi şerefli ve saygın katib meleklerle beraber olur. Zorlandığı için kekeleyerek okumaya çalışan kişiye ise iki sevap vardır.” (Cem’ul-Fevaid, no:6717)

O halde bu kadar faziletli bir ameli ne diye yapmayalım? Şu kısacık dünya hayatında ahirete ne kadar hayır gönderirsek bizim yararımızadır. O halde ayetleri öğrenip, yaşamada acele etmeliyiz.

Ebu Abdurrahman el–Fihri’nin bildirdiğine göre bir adam 25 ukiyye altın ganimet elde etti. Sonra kendisini çağırmak için Hz.Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gitti. Allah’ın Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan yüz çevirdi. Tekrar gitti. Yine yüz çevirdi. Sonra: “Falan kimsenin elde ettiği ganimet, senin elde ettiğinden daha üstündür. O, beş ayet öğrendi.” buyurdu. (El-Metalibul-Aliye, no:3502)

Kur’an’ı öğrendikten sonra onu unutmamaya dikkat edilmelidir. Zaten amel edilirse Allah’ın izniyle kolay kolay unutulmaz.

Ebu’l-Aliye demiştir ki: “Biz, Kur’an’ı öğrendikten sonra ondan gaflette olup onu unutmamızı günahların en büyüklerinden sayardık.” (El-Metalibul-Aliye, no:3515)

Yine Kur’an hakkında tartışmadan uzak durmak gerekir. Çünkü bu çok tehlikelidir.

Abdullah b. Amr’ın bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kur’an hakkında tartışma yapmayınız; zira onun hakkında tartışma yapmak küfürdür.” buyurmuştur. (El-Metalibul-Aliye, no:3518)

Ömer radiyallahu anh şunları söylemiştir: “Kur’an’ı okuyun ki onunla tanınasınız. Onunla amel edin ki Kur’an ehli olasınız.

Hiçbir hak sahibinin hakkı, Allah’a isyan yolunda verilen emrin yerine getirilmesini gerekli kılacak dereceye varmamıştır.

Kişinin hakkı söylemesi veya onun önemini hatırlatması, eceli yaklaştırmayacak, rızkı da uzaklaştırmayacaktır.”(1)

Bir Müslümanın bilgisi olmadığı halde Kur’an adına konuşması doğru değildir. Nitekim insan bilgisizce Kur’an hakkında konuşunca Allah adına Allah’ın Kur’an’da söylemediği şeyleri söylemiş gibi gösterir. Bunun tehlikesini varın siz düşünün.

İbn Abbas’ın bildirdiğine göre Allah’ın Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bilgisi olmadığı halde Kur’an hakkında konuşan (hüküm veren) Cehennemdeki yerini hazırlansın.” Cem’ul-Fevaid, no:6702)

Cundub’un bildirdiğine göre Allah’ın Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah’ın Kitab’ı hakkında kendi görüşüne göre konuşan (hüküm veren) isabet etse de hata etmiş sayılır.” (Cem’ul-Fevaid, no:6701)

Hz. Aişe bildiriyor: Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sayılı birkaç ayet dışında ayetleri kendi görüşüne göre açıklamazdı. Bu açıkladığı ayetleri de zaten O’na Cebrail öğretmişti. (Cem’ul Fevaid, no:6703)

Kur’an okunduğu zaman onu dinlemek gerekir. Bu şekilde kalbin yumuşar. Bunun delili şu ayettir: “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki rahmete nail olasınız.” (A’raf, 204)

“Bu, Allah’ın Kitabının okunduğunu işiten herkese yönelik umumi bir emirdir. O kitabın okunduğunu işiten herkes, “istima/dinlemek” ve “insat/susmak” ile emrolunmuştur. İstima’ ile insat arasındaki fark şudur: İnsat konuşmayı terk etmek ya da onu dinlemekten alıkoyan meşguliyetleri bırakmak ile olurken İstima’, kişinin kulak verirken kalbinin uyanık olması ve duyduklarını düşünüp tefekkür ederek dinlemesiyle olur…”(2)

Kur’an kendisini okuyanlar için kıyamet gününde şefaatçi olacaktır. Bunun delili ise şu hadistir:

Ebu Umame radiyallahu anh’dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyuruken duydum:

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.”(3)

Kur’an’ı öğrendikten sonra onu başkalarına da öğretmek gerekir. Böylece hem öğrenen ecir alır hem de öğreten.

Osman b.Affan radiyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerdir.”(4)

Kur’an okurken sesin güzelleştirilmesi ve bu şekilde okunması kişi için ve onu dinleyenler için daha hayırlıdır. Çünkü bu daha tesirli olur.

Ebu Hureyre radiyallahu anh’dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken duydum:

“Allah Teâlâ, güzel sesli, Kur’an’ı ahenkle ve yüksek sesle okuyan bir peygamberi dinlediği gibi hiçbir şeyi dinlememiştir.”(5)

Ebu Lübabe Beşir b.Abdulmunzir radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kur’an okurken teğanni yapmayan (sesini güzelleştirmeyen), bizden değildir.”(6)

Bazı ayetleri ezberleyip onları sürekli tekrar etmek gerekir. Kişi ezber yapmaya belki başlarda zorlanabilir ama daha sonra Allah’ın izniyle alışır. Bu şekilde ayet ezberlemek davetçi için harika bir şeydir. Çünkü o, insanları hak dine çağırırken muhataplarına ayetleri anlatırken arapçasını söyleyip daha sonra türkçesini söylese bu muhataba etki eder. Bunu riya olsun diye değil, o kişinin hidayetine vesile olup Allah subhanehunun rızasını kazanmak için yapmalıdır. Ey davetçi kardeşim!. Bu Kur’an’ın içindekileri düşünmemiz ve ondan ibret almamız gerekmez mi. Şüphesiz o senin kalbini yumuşatan, hayrı ve bereketi bol bir kitaptır.

“(Bu) ayetlerini düşünsünler, tam akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz hayır ve bereketi bol bir kitaptır.’’(Sad,29)

“Onlar Kur’an’ı iyiden iyiye düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed (kıtal), 24)

Öyle bir kitaba iman ediyoruz ki onu değiştirebilecek olan yoktur. O eksiksizdir.

“Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O (her şeyi) işitendir, hakkıyla bilendir.” (En’am, 115)

“Şüphe yok ki o Zikri Biz indirdik, onu koruyacak olan elbette Biziz.” (Hicr, 9)

Yine biz öyle bir kitaba iman ediyoruz ki onda asla bir tutarsızlık yoktur. Birbiriyle çelişmez. O halde bu kitabın üzerinde düşünmemiz gerekmez mi?

“Onlar hala Kur’an’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o Allah’tan başkasından gelseydi elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.” (Nisa, 82)

Bir Müslüman Kur’an okumaya karar verdiği zaman şeytan onu bu işten uzaklaştırmaya çalışır. O halde bundan Allah’a sığın. Şüphesiz o şeytan ve dostları senin için apaçık bir düşmandır.

“Kur’an’ı okuyacağın zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl, 98)

“Kur’an’dan mü’minler için bir şifa ve rahmet olanı kısım kısım indiririz. Zalimlerin ise ancak hüsranını artırır.” (İsra, 82)

Allah’ım seni hamdinle tesbih ederim. Senden başka ilah olmadığına ancak senin gerçek ilah olduğuna şahitlik ederim. Senden bağışlanmayı ister tevbe eder sana yönelirim.

 

Kaynakça:1:mevaizus-sahabe, guraba yayınları, sayfa:85

2:tefsirus-sadi, guraba yayınları, sayfa:236,2.cilt

3:şerhi riyazus-salihin, guraba yayınları, no:991

4:şerhi riyazus-salihin, guraba yayınları,no:993

5:şerhi riyazus-salihin, guraba yayınları, no:1004

6:şerhi riyazus-salihin, guraba yayınları,1007