• İsmail Ceylan

    Keşmir, “Hindistan’ın” Filistin’idir; Filistin, “İsrail’in” Keşmir’idir

    - 27 Mayıs 2021

Andrew Korybko

Asia-Pacific Research, 08-08-2019

 İsrail’in yeni müttefiklerinden Hindistan, sadece müttefik olmakla kalmayıp İsrail’in Filistin’e uyguladığı fiziki ve sosyo-demografik savaşı, Keşmir’de taklit etmeye çalışıyor. Bu süreçte neler yapması gerektiğini, İsrailli dostlarına danıştığı ve onlardan eğitim aldığı da açıkça görülüyor. Bu bağlamda öncelikle Keşmir’in göreceli “özerkliği” Hindistan tarafından iptal edildi. İsrail’in Filistinlilere uyguladığı gibi Keşmir’in siyasi statüsünün ortadan kaldırılması, BM Güvenlik Konseyi tarafından tanınan ihtilaflı bölgede ikamet etmeyenlere, kısmen orada mülk satın alma hakkı vermek gibi tanıdık gelen İsrail politikaları da şu an masada. Keşmir halkının demografik yapısını değiştirmeye yönelik bu uzun vadeli plan, henüz global aktivist toplumun dikkatini çekmedi.

Hindistan ile “İsrail” Arasındaki Tek Fark

Hindistan ve yeni müttefiki “İsrail”, onları “mükemmel ortaklar” yapan pek çok ortak noktaya sahip. Her ikisi de “dindar aşırılık” yanlıları tarafından yönetiliyor. Her ikisi de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından dünyanın en uzun süredir devam eden çözülmemiş çatışmalarından olarak kabul edilen, yetmiş yılı aşkın bir süredir yerli Müslümanların topraklarını işgal ediyor. Bu nedenle uluslararası toplumda da eşit derecede kötü şöhretli oldukları düşünülebilir; ancak aralarında çok önemli bir fark var. Neredeyse gezegendeki herkes, “İsrail”-Filistin çatışmasından haberdardır; ancak Hindistan-Keşmir bölgesinde tam tersi bir durum hâkimdir, neredeyse gezegendeki herkes, Keşmir’in adını bile duymamıştır.

Benzer Çatışmalar, Ama Çifte Standartlar

İsrail, kendisini eleştiren herkesi “anti-Semitik” (Yahudi karşıtı) olarak etiketlemeye çalışıyor ve kendi ülkelerini savunan Filistinlileri ise “terörist” olarak tanımlıyor. Bu propagandada kısmen başarılı olsalar da genel manada dünya çapında ciddi tepki aldıkları da oluyor. Hindistan da benzer bir yöntemle Keşmirlileri “Hindufobik” (Hindu karşıtı) ve buradaki Müslümanları da “terörist” olarak tanıtıyor. Fakat ilginç bir şekilde İsrail’e gösterilen tepkinin binde biri bile bu propagandaya karşı gösterilmiyor.

Aynı zamanda Hindu aşırılık yanlılarını temsil eden iktidardaki BJP partisinin başkanı olarak da görev yapan İçişleri Bakanı Amit Shah, tartışmalı bölgeye göreceli “özerklik” veren ve yerleşik olmayanların burada mülk satın almasını engelleyen Hindistan Anayasası’nın 370 ve 35A maddelerini iptal etti. Sadece bu değil, aynı zamanda Ladakh’ın seyrek nüfuslu doğu bölgesinin Keşmir’den ayrı bir bölge haline gelmesine de karar verdi. Bu hareket, tüm siyasi toplantıların yasaklandığı, bölge liderlerinin tutuklandığı, internet ve telefon hizmetlerinin kısıtlandığı Keşmir’de, bir başka sokağa çıkma yasağı ile aynı zamana denk geldi. Ayrıca hükümet, herhangi birinin kolayca “terörist” olarak etiketlenmesine izin veren bir güvenlik yasasını da yakın zamanda onayladı. Böylece bölgenin dini ve sosyo-demografik yapısının değiştirilmesi yolunda tüm adımlar atılmış oldu.

İkiyüzlülüğü Vurgulamak

Çoğu aktivist, Keşmirliler adına sesini yükseltmeye cesaret edemiyor; çünkü “Hindufobi”, “terörizmi desteklemek” ya da “dünyanın en büyük demokrasisi”ni ‘baltalamakla’ suçlanmaktan çekiniyorlar. Çünkü Bollywood’un da bize gösterdiği gibi Hindistan, “katılımcı demokrasiye sahip bir yeryüzü cennetidir”.

Ortada nedeni tam olarak anlaşılamayan bir çifte standart durumu var. İşgal altındaki iki toplum da Müslüman; fakat dünyanın dikkatini çeken ve sürekli gündem olan, sadece Ortadoğu’da yaşananlar.

Yine de bir umudumuz var. Hindistan’ın son hamleleri kendisi için ciddi manada ters tepebilir. Hindistan’ın, Keşmir’de yapmak istediği şey, “İsrail”in Filistin Yönetiminde yarım milyondan fazla askeri olması, liderlerini tutuklamadan önce oraya sokağa çıkma yasağı koyması, göreceli “özerkliğini” kaldırması ve ardından tek taraflı olarak Gazze’yi ayırması gibi benzer hedefleri içeriyor. Ayrıca Keşmir’de 35A maddesinin iptali, Filistin bağlamında Batı Şeria’daki sınırsız Yahudi yerleşiminin açılmasıyla aynı anlama geliyor. Ayrıca Siyonistlerin hayal ettiği Arz-ı Mev’ud benzeri, Hinduların da hayallerini süsleyen “Hindu Rashtra” (Büyük Hindistan) sloganları var. Fakat Keşmir’in en yakın destekçisi olan Pakistan’ın, bu yaşananlara ne derece tepki vereceğini de yakında göreceğiz.

İşin gerçeği, uluslararası toplumun Hindistan’ın Keşmir’deki son hamlelerine tepkisinin doğrudan Filistin’deki “İsrail’in” gelecek hamlelerini etkileyeceğidir. BM veya bir “gönüllüler koalisyonu”, Hindistan’a hem ihlaller için ceza olarak hem de bu yapılanların akıl babası olan “İsrail” için caydırıcı olarak yaptırımlar çıkarmalıdır. Bunun olmasını kolaylaştırmak için, dünyanın her yerinden aktivistlerin önce Keşmir davasını desteklemek için toplanmaları gerekiyor; çünkü Keşmir ne kadar kaybedilirse, Filistin de o kadar kaybedilecektir.

Çeviren: İsmail CEYLAN