KADİR

Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi İslam’da en kutsal ve faziletli gecedir. Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur’an-ı Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:“Doğrusu biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir” (Kadir, 1-5).

Özellikle Kur’an’ın bu gecede indirilmesinin geceyi şereflendirdiğini ve kadrini yücelttiğini ifade etmek üzere ona bu isim verilmiştir. Bu sure inmeden önce gecenin böyle bir ismi yoktu.[1]

Sözlükte kadir kelimesi kudret, hüküm, yücelik, değer, şan ve şeref, mertebe, takdir, bir şeyin diğerine uygunluğu ve aynı ölçüde olması gibi anlamlara gelir.[2]

Bazı ilim adamlarına göre, bu geceye “kadir” denilmesinin sebebi: Bu gecenin diğer gecelere karşı azamet ve üstünlük arz etmesidir. Nitekim “falan adamın hükümdarın yanında kadri vardır” denilince, onun değeri, şerefi, İzzet ve itibarı vardır demektir.

Diğer bir yoruma göre, Kadir Gecesi’nde yeryüzü meleklerle dolup daraldığından dolayı ona bu ismin verilmesi takdir edilmiştir.[3]

Allah (cc)’ın insanlara, Hz. Peygamber vasıtasıyla son hitabı ve nihai mesajı olan Kur’an’-ı indirmesi; insanlığın hidayeti için bir dönüm noktası teşkil ettiğinden, bu olayın gerçekleştiği gece çok özel bir anlam taşımaktadır.[4] Zira Cenabı Hak, sonra bu gecenin fazileti hakkında bu gecenin adını taşıyan Kadr süresini indirmiştir. Bundan dolayı İslâm’da en kutsal ve faziletli gece, olarak kabul edilir.

Kadir sûresinin inişi hakkında değişik rivâyetler vardır. Bunlardan biri şöyledir: İbn-i Mesud dedi ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) İsrailoğullan arasından Allah yolunda silahlı olarak bin ay cihad eden bir adamdan sözetti. Müslümanlar bu işe hayret ettiler, özendiler. Bunun üzerine: “Doğrusu Biz onu kadir gecesinde indirdik…”[5], “Kadir gecesi” bu şahsın Allah yolunda silah kuşandığı “bin aydan daha hayırlıdır.”[6] ayetleri indi.

Başka bir rivayette de İmam Mâlik, Muvatta’da İbnu’l-Kasım ve başkalarından gelen rivayet yoluyla şöyle demekledir: Kendisine güvendiğim kişi(ler)i şöyle derken dinledim: “Resûlüllah (s.a.v.)’a kendisinden önceki ümmetlerin ömürleri gösterildi. Uzun Ömürleri boyunca başkalarının eriştiklerinin benzerine amel itibariyle ulaşamayacaktan mülahazasıyla ümmetinin (fertlerinin) ömürlerini kısa bulur gibi oldu. Yüce Allah ona Kadir gecesini verdi ve onu bin aydan daha hayırlı kıldı. Yine; “Doğrusu Biz onu kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesini sana ne bildirdi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.”[7] (sûresi) nazil oldu. [8]

Müslümanların kutsal kabul ettiği ve çok değer verdiği bu gecenin, Ramazan içerisinde hangi gece olduğu hakkında farklı görüşler vardır:

Yüce Allah’ın: “Kur’ân o ayda indirilmiştir…”[9] emri Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında indirildiğine dair açık bir nastır. Aynı zamanda bu, yüce Allah’ın: “Ha-Mim. Açıkça bildiren kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz onu müberak bir gecede indirdik.”[10] emriyle “Muhakkak biz onu Kadir gecesinde indirdik”[11] emirlerini açıklamaktadır. İşte bu âyetler, Kadir gecesinin ancak Ramazan ayında olduğunu başka bir ayda olmasının sözkonusu olmadığının delilidir.

Büyük çoğunluğun kabul ettiği görüşe göre, Kadir gecesi, Ramazan’ın yirmi yedinci gecesidir. Zira gecenin daha çok Ramazanın son on veya yedi gününün tekli gecelerinde aranmasına dair hadisler; gecenin tespitiyle ilgili ipuçları vermekte ve bu görüşü desteklemektedir.[12] Bu Hz. Ali,  Hz. Âişe, Hz.Muaviye ve Hz.Ubeyy bin Kab’ın görüşüdür. İbn Ömer’in rivayetine göre Resülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim Kadir gecesini araştıracak olursa, onu yirmiyedinci gecede araştırsın.”[13] Ubeyy b. Ka’b dedi ki: Ben Resûlülllah (s.a.v.)’ı şöyle söylerken dinledim: “Kadir gecesi yirmiyedinci gecedir.”[14] Ebu Bekr el-Vernik dedi ki: “Allah (cc) Ramazan ayının gecelerini bu sûrenin kelimelerine taksim etmiştir. Yirmi yedinci kelimeye ulaşınca ona işaret ederek “o” diye buyurmuştur. Aynı şekilde Kadir gecesi üç defa zikredilmiştir ve dokuz harftir. Bunların toplamı da yirmi yedi etmektedir. Yine bu görüşü destekler mahiyette Hişam b. Urve babasından rivayetle Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyururdu: “Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın.”[15]

Bu gecenin, Ramazan’ın en son gecesi olduğunu söyleyenler ise şöyle demektedirler: “Çünkü bu gece, bu aya ait taatların kendisinde tamamlandığı bir gecedir. Daha doğrusu, Ramazan’ın ilki, tıpkı Hz. Âdem (a.s.), sonu da tıpkı Hz. Muhammed (s.a.v.) gibidir. İşte bundan ötürü, bir hadiste, “Ramazanın sonunda, başından itibaren bu güne kadar, cehennemden azad edilen nefisler sayısınca, sadece, bu gecede azad edilir…” buyurulmuştur.[16]

Ancak sahih ve meşhur olan Kadir gecesinin, Ramazanın son on gecesinde olduğudur. Hz. Âişe (r.anha) diyor ki:”Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz Ramazanın son on gününde (Mescide kapanıp) itikâfa girer ve şöyle buyururdu: “Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın.”[17] Malik, Şafiî, Evzaî, Ebu Sevr ve Ahmed bin Hanbel’in görüşü bu yöndedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Kadir gecesinin vaktini haber vermeye teşebbüs ettiği, o sırada anlaşmazlığa düşen iki sahabenin Resûlüllah (s.a.v.)’a başvurması üzerine buna fırsat bulamadığı, daha sonrada konunun zihninden silindiği bildirilir.[18]

İmam Ebu Hanife’nin, “Kadir gecesi, Ramazan ayındadır. Fakat sabit değil; kah takaddüm, kah teahhur eder”[19] dediği sabittir. Feteva-ı Hindiyye’de: “- Kadir Gecesi ‘ni aramak müstehaptır. İmam Ebu Hanife’ye göre; Kadir Gecesi Ramazan ayının içerisindedir. Fakat onun hangi gece olduğu bilinemez. Bazen ileri geçer, bazen geri kalır. İmameyn’e göre; Kadir Gecesi Ramazan ayının içerisindedir. Gizli olan muayyen bir gecedir. İleri geçmediği gibi, geri de kalmaz. O geceyi aramak sünnettir.” [20] hükmü kayıtlıdır.

İslâm kaynaklarında belirtildiğine göre Allah Teâlâ bir takım hikmetlere dayanarak Kadir gecesini ve onun dışında daha bazı şeyleri de gizli tutmuştur. Bunlar: Cuma günü içerisinde duanın kabul olacağı saat; beş vakit içerisinde Salât-ı vusta; ilâhî isimler içerisinde İsm-i Azam; bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rızay-ı ilâhî; zaman içerisinde kıyamet ve hayat içerisinde ölümdür. Bunların gizli tutulmasından maksat mü’minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamaktır. Mü’minler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle değerlendirmelidir. Kadir gecesinin belirlenmesinin hikmeti üzerinde duran âlimler, bu durumun gecenin feyzinden istifade etmek için daha uygun olduğunu söylemişlerdir. Zira Kadir gecesinin bildirilmesi halinde Müslümanlar sadece o geceyi ihya etmekle yetinebilirlerdi. Hâlbuki kısmi belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir gecesi ümidiyle bütün ramazan gecelerini ibadet şuuru içerisinde geçirmeleri söz konusudur. Ayrıca Kadir gecesinin bildirilmemesi yoluyla Müslümanların bilerek ona saygısızlık göstermeleri veya tazimde aşırıya kaçmaları önlenmiş olur.[21]

Kadir Gecesi ile ilgili rivayet edilen birçok hadisin varid olduğunu görmekteyiz. Gece, bu hadisler ışığında değerlendirildiğinde şu bilgilere ulaşılır: Bir rivayette Resûlüllah (s.a.v) “Kim inanarak ve karşılığını yalnız Cenâb-ı Hak’tan bekleyerek Kadir Gecesi kalkıp ibadet ederse, geçmiş günahları (kul hakkı hariç olmak üzere) bağışlanır.”[22] Bir başka rivayette “Her kim Kadir gecesinin (mükâfatına) inanarak, (ecrini) umarak namaz kılmakla (vesair ibadetlerle) ihya ederse, onun geçmiş (küçük) günahları affolunur.”[23]  buyurmuştur.

Hz.Âişe (r.anha) dedi ki: Ey Allah’ın Resulü! Eğer Kadir gecesine denk gelirsem ne diyeyim? diye sordum. Şöyle buyurdu: ” Allah’ım, şüphesiz ki Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet, de”[24] diye buyurdu.

Said b. el-Müseyyeb’in şöyle dediği nakledilmektedir: “Kadir gecesi yatsı namazında (cemaatle birlikte) hazır bulunan kimse o geceden kendi payına düşeni almış olur.”[25]

Kadir gecesinin Kur’an-ı Kerim ve hadislerde ifadesini bulan önemi, bu gecede yapılan ibadet ve duaların kabul edileceğine, bu geceyi ihya edenlerin günahlarının bağışlanacağına dair Hz. Peygamber’in açıklamaları, Müslüman toplumlarda Kadir gecesinin diğer gecelere göre daha büyük ilgi görmesine neden olmuştur.

Peygamberimizin yukarıda zikrettiğimiz tavsiyelerine rağmen kendi zamanında ve sahabe döneminde Peygamberimizin ve sahabe-i kiramın mescidlerde bu geceyi ihya etmek için toplandığı, özel dualar ettikleri, bugün özellikle ülkemizde olduğu gibi bu geceye has namazlar kıldıkları şeklinde tek bir sahih rivayet dahi gelmemiştir. Ancak tarihi süreçle birlikte günümüzde coşkulu bir şekilde kutlanmaktadır. Gelenekselleşen bu kutlamalar dinî bir hüviyet kazanmıştır. Öyleki kutlamalar farz ibadetler gibi düşünülmekte ve kutlanılmadığında suçluluk duygusu hissedilmektedir.[26]

Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini bugünkü anlaşıldığı şekilde “Bir gecelik ibadetle bütün günahlardan arınılacak” şeklinde anlamak çok yanlıştır. Bunu Kur’an’ı okumaya, anlamaya ve yaşamaya ayrılan bir günün, Kur’ansız bin aydan daha hayırlı olacağı anlamında değerlendirilmelidir. Her gün ve gece Kur’an’a uygun olarak ihyâ edilmelidir. Kur’an’ı indiriliş gayesine uygun olarak okuyup hükümlerini ferdî olarak itikadî, ibâdî, ahlâkî ve ekonomik bütün yönleriyle yaşarsak, sosyal ve siyasal hayata hâkim kılıp tatbik ettirme çabasında bulunursak, yani vahyi gönlümüze ve yaşayışımıza indirirsek, o zaman biz de bin insandan hayırlı oluruz, böyle yaşadığımız gün ve geceler de bin aydan üstün olur.

Normal zamanlarda caminin yolunu bilmeyen nice insan, bu gün ve gecelerde camilere akın etmekte, tevbe istiğfar edip namazlar kılmaktadırlar. Şimdi bu kandil kutlamalarının bid’at olduğunu söyleyerek bu yaptıklarını da yapmamalarını mı söylüyorsunuz?” şeklinde bazı düşünceler akla gelebilir. Hiç şüphesiz bir kimsenin Allah’a tevbe istiğfar etmesi, namaz kılıp oruç tutması küçümsenecek bir şey değildir. Bunun terkini de hiçbir Müslüman temenni edemez. Lakin sadece bu günlerin faziletine güvenip diğer günlerde dini, imanı, ameli unutan kişilerin varlığı da inkâr edilemeyecek bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır. Bu kişileri böyle yanlış düşüncelere iten sebeplerin başında da uydurma hadisler gelmektedir. Mesela kadir gecesi ile ilgili şöyle bir hadis uydurulmuştur: “Kadir gecesi üç defa “La ilahe illallah” söyleyen müslümanın, birincisinde bütün günahları bağışlanır. İkincisinde Cehennemden kurtulur, üçüncüsünde Cennete girer.” Bu konuda M. Yaşar Kandemir Hoca şunları söylemektedir: “Tergîb(ibadete teşvik) için uydurulan hadisler, Müslümanları “zannedildiği gibi- dünyayı ihmal ederek nâfile ibadetle meşgul olmaya her zaman sevk etmemiş, hatta çoğu defa -Hz. Peygamberin neticesinden korktuğu üzere- onların farz ibadetleri dahi ihmal etmelerine yol açmıştır. Öyle ya “Bilmem hangi vakit iki rekât namaz kılmakla bütün günahlar affolununca, artık günde beş defa namaz kılmaya, senede bir ay oruç tutmaya, hacca gitmeye, zekât vermeye ne lüzum kalır. Mademki iki rekât namazla bütün günahlar affolunacakmış, niçin insan tatlı tatlı eğlenerek envâı-muharremâtı irtikâb etmesin (her çeşit haramı işlemesin). İki rekât namazla bütün bu habâsetleri (pislikleri) affettirmek her vakit için mümkün değil mi? En âdî kabahetlerden, hatta en şenî (iğrenç) cinayetlerden kurtulmak için iki rekat namaz kâfîdir, demekle esâsât-ı şeriyye ve ahlakiyenin çürük ve esassız olduklarını ilan etmek arasında bir fark görmüyoruz.”[27]

“Bid’atlar İslâm’ın ruhuna aykırı, Allah ve Rasûlü (sav) tarafından menedilmiş olmakla beraber bazı zamanlarda ve bazı içtimâî sınıflarda din duygusunun yaşamasını, dinin canlı kalmasını temin ediyor; bu bakımdan müsâmaha edilmesi gerekmez mi?” diyenlere ise şöyle cevap vermek gerekir:

“İslâm’ın iman, ibâdet, nizam ve ahlâk olarak terkedilip unutulması ve sadece bid’atlar vasıtasıyla varlığının hatırlanması onun hayatı değil, ölümüdür. Onu yaşatmak için bünyesine yabancı olan bid’atları değil, İslâm’ın esaslarını ihyâ etmek gerekir.

Peki bu geceyi nasıl değerlendirelim?  Bu gecede;  Günahlarımızdan dolayı pişmanlığımızı Cenâb-ı Hakk’a arz edelim.  Kur’ân-ı Kerim okuyalım.  Tefekkür edelim.  Tezekkür edelim.  Geçmişimizin muhasebesini, geleceğimizin plan ve programını yapalım.  Kulluğumuzun gereğini yerine getirip getiremediğimizin hesabını gözden geçirelim. Özellikle şirkin hakimiyeti içinde yaşadığımız şu günlerde bu zilletten nasıl kurtulacağımızı, bu kurtuluşun içerisinde nasıl yer alacağımızı sorgulamalı, şahsiyetlerimizin eksikliklerini ciddi bir eleştiriye tabi tutmalı ve zilletten kurtuluş yolunda ilerlerken Allah (cc)’a şirkten, demokrasiden vb. küfürlerden arınmış kalblerle samimiyetle yönelip dua etmeliyiz… Ama mesele burada kalmamalı yapılan samimi duaların kabulüne yardımcı olacak samimiyetin ölçüsü amelleri de işlemeye gayret etmeliyiz.

   Bu dua ve dileklerle Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyor, idrak edeceğimiz Ramazan Bayramının da hayırlara vesile olmasını, bu mübarek bayramın, Müslümanların dirilişine, vahdetine, güçlenmesine ve kurtuluşuna vesile olmasını şanı yüce Rabbimden niyaz ederim.

DİPNOTLAR

[1] Kur’an Yolu Meal ve Tefsiri, c.5, s.604.

[2] TDV İslam Ansiklopedisi,’Kadir gecesi’ Maddesi, c.24, Sh:124,İstanbul-2001

[3] Celal Yıldırım, İlmin Işığı Altında Kur’an Tefsiri, c.13, s.6920.

[4] TDV İslam Ansiklopedisi, c.24, Sh:124

[5] Kadir 97/1.

[6] Beyhaki, Es-Sünenü’l- Kübra, Dârü’l Fikir,Beyrut, tsz., Siyam, 8607.

[7] Kadr 97/1-3.

[8] Muvatta, 1/321.

[9] Bakara 2/185.

[10] Duhân 44/1–3.

[11] Kadir 97/1.

[12] TDV İslam Ansiklopedisi, c.24, s.125.

[13] Müsned, 2/27; Tayalisî, 1/257.

[14] Müsned, 5/132.

[15] Muvatta, İtikaf, 10.

[16] Tefsîru’l Kebir, c.6, s.228 vd.

[17] Buhari, Leyletü’l Kadr, 2.

[18] Buhari, Leyletü’l Kadr, 4.

[19] İmam-ı Kadıhan-El Feteva-Kahire: 1282, C:1, Sh: 190.

[20] Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400 C: 1 Sh: 216.

[21]TDV İslam Ansiklopedisi, c.24, s.125.

[22] Buhari, İman, 25; Savm, 6.

[23] Buhari, Leyletü’l Kadr, 1.

[24] Tirmizî, Daavat, 84.

[25] Muvatta, İtikaf, 16.

[26] Müslümanlığı mübarek gecelerde içki içmemek, kandil simidi yemek, yakınlarının cenazesine yarım başörtüsü ve siyah gözlükle katılmak ve Ramazanda oruç tutmak şeklinde anlayan bir zihniyetin varlığı malumdur. Değerli bir hoca arkadaşıma birisi sormuş:Hocam! Kandilde imkanım olmadığı için kandil simiti dağıtamasam günah olur mu? Güler misin ,ağlar mısın….

[27] M. Şemseddin’in Hurâfattan Hakikate adlı kitabından naklen: M.Yaşar Kandemir, Mevzu Hadisler, s: 201, Ankara, 1975, Diyanet Yayınları