Allah’ın (azze ve celle), peygamberlerine ilettiği değerli ve hassas mesajlar, bizler için yeni bir yaşam biçimini ve değerler bütününü kapsayan bir alandır. Neydi bu vahiy, bize gelen mesaj? Yaşamımızı yönlendiren, hayatımıza anlam katan etken? Tüm rasullerin ortak daveti, bize bir yol çizmekti. Kitap ve peygamberin yaptıkları ve yaşamı üzerine hayatımızı şekillendirmemiz üzerine idi. Peki, ne denli bir yaşam şekli oldu bu, bizim için? Hz. Muhamed’in (aleyhisselam), bizlere, Allah tarafından verdiği vahyi ne kadar yaşadık, kurallarına uyduk? Bir kutlu mesaj bize iletildi ve emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmamız gerekiyordu. Hayatımızdaki “İtidal”inde bu şekilde olması lazımdı. Peki, uyduk mu buna, yaşayabildik mi? Bir vahiy geldi ve tabi olunması emrolundu. Tabi olanlar kurtularak cennete gittiler, tabi olmayan inanmayanlar ise büyük helak ile acı bir şekilde yüzleştiler. Rasullerin görevi, toplumu ıslah etmek ve kurtarmak, Allah’ın (azze ve celle) kullarının emrettiği şekilde dünyada zaman tayin etmekti. Ama insanoğlu ne ölçüde hayatına geçirdi bunu?

Vahiy, bir kurtuluş haberiydi bizim için. Topluma sonsuzluk üzerine bir davetti ama biz insanoğlu, kendi benliğimizi fazla yükselttiğimizden asırlar önce ve şimdi olduğu gibi Allah’ın (azze ve celle) bize rahmetinden uzak bir şekilde kendi hayatımızı kendimiz idame ettirdiğimizi sanarak yaşamaya devam ediyoruz. Rezzak olanın rızıklandırdığı ile kavi olan, Allah’ın (azze ve celle) verdiği güç ile idame olduğumuzdan bihaberiz. Bizler için gelen bu kutlu mesajdan bihaberiz. Rasulullah’ın (aleyhisselam) bizlere koyduğu sünnetlerden, kurallardan uzak devam ediyoruz. Hayatımızın kendi eksenimizde döndüğüne inanarak yaşıyoruz. Sahi ne zaman bu kutlu mesaj hayatımızın merkezi olacak?

Ve bu mesaj, bizi yönlendirici bir vasıf alacak kurallar hâlbuki çok kolaydı. İnsanoğlu, tabi olacak ve cennetine gidecekti. Ama benlik hissiyatı, mal mülk vs. hepsi tabi olunmaya engel oldu. Yüzyıllardır heva ve hevese kurban gittik. Sadece kendi doğrularımız oldu. Bunların içinde o kutlu mesaja zaman ayıramadan kendimizce bir hayat biçimi ile yaşadık. Lakin neydi kurallar; Rasulullah’ın yaşadığı gibi yaşamak, uzaklaştığından uzaklaşmak… Bu bile bize zor gelir olmuş. Vahiy ile gelen sonsuzluktan, bazen insanoğlu bir nefis ile uzaklaşmış. Benlik hastalığı zirvede yaşanır hale gelmiş. Neydi bizden istenilen, neden çoğu zaman uymadı insanoğlu?

Davet ve tebliğ yapan Nebi’ye, tabi olmaktan yüzyıllardır neden kaçıyoruz? Merak konusu. Toplumu kurtarmaya çalışırken Nebi, bizler, neden aykırı bir yaşam şekli ile yaşıyoruz? İnsanoğlu, çoğu zaman kendisine bu düşünme yetisini veren Rabbini dahi düşünmekten vazgeçmiş bir yaşam stili ile hayatını sürdürüyor. Bu akıl ne için verildi? Onu öğrenmek için, onun hak davasında mücadele edip ilmini almak için. Ama nefis ile bu, her zaman başka yollara itildi. Şimdi, hep beraber düşünelim, neydi kutlu olan bu mesaj?

YARADANDAN MESAJ VAR 

Haddini aşardı avam diller

Bir vahiy ile kurtarılmak istenirken

Hayatlar anlamsız İslam tebliği gelmeden

Ey insan anla artık Yaradan’dan bir mesaj var

 

Yürekler huzursuz ameller günahkâr

Farklı çözümler hiçbir zaman işe yaramayacak

Tek bir çözüm var iken insanoğlu ırak

Tek çözüm, tek olan Allah’a inanmak

 

Servan ÖZBEY