Yazımızda istişarenin önemini ve faydalarını anlatmaya çalışacağım. İnsanoğlu olarak bilgimiz kısıtlıdır ya da her konuda bilgi sahibi olamayabiliriz. Bilgimiz olmayan konularda da birilerinden bilgi almak ihtiyacı hissederiz. Birilerinden bilgi ya da fikir almaya, bir konu hakkında ortak karar almaya, istişare denir. “Onların işleri kendi aralarında istişare iledir.” (Şura 38) İstişare yapmadaki kastımız, hata yapma olasılığımızı en aza indirmek, azami faydaya ulaşmaktır.

İstişare ile ilgili bir araştırmayı sizlere sunup, vermek istediğim mesajı onun üzerinden aktarmak istiyorum.

1906 yılında Francis Galton adında bir bilim insanı, İngiltere’de bir hayvancılık fuarına katıldı ve Fuarda dolanırken bir yarışmaya tanık oldu. Yarışma, bir öküzün kesilip temizlendikten sonraki et ağırlığının tahmin edilmesi üzerineydi ve bir bilet alan herkes yarışmaya katılabiliyordu. Öküzün ağırlığına en yakın tahmini yapan kişi de öküz kesildikten sonraki tüm etlerin sahibi olacaktı.

Galton, 800 kişinin yarışmaya akın ettiğini gördü. Yarışmaya katılanlar arasında kasaplar ve çiftçiler de vardı ama büyük kısmı, hayvanlarla ilgisi olmayan sıradan insanlardan oluşuyordu. Galton da bunu sıradan halkın ne kadar kifayetsiz olduğunu kanıtlamak için bir araştırmaya dönüştürmeye karar verdi.

Galton’un araştırmasında baktığı tahminlerin bazıları oldukça saçmaydı. Ama sonra tahminlerin tamamını toplayıp, ortalamasını bulmak için 800’e bölmeye karar verdi. Sonucun, yine etlerin gerçek kilosundan çok çok uzakta olacağını düşünüyordu. İnanması biraz güç ama Galton da kendi araştırmasında 800 kişinin hesabını yaptığında grubun ortalama tahminini 542 kilo bulmuştu, etlerin gerçek ağırlığı ise 543 kiloydu. Bireysel tahminlerin hiçbiri doğru sonuca bu kadar yakın değildi. Ama yarışmaya katılanların tümü birlikte küçücük bir hata payıyla sonucu bulmuştu. Yani grubun kolektif tahmini neredeyse mükemmeldi, en yakın tahminden bile daha iyi.

Buna, kalabalıkların bilgeliği deniyor. Doğru şartlar altında büyük gruplar bireylerden daha doğru kararlar alır, hatta bazen grubun içindeki en akıllı bireyden bile daha iyi.

Bu araştırmadan çıkan sonuçları değerlendirirsek; her fikrin doğruya ulaşmada değeri vardır, konu hakkında bilgili olsun veya olmasın herkesin fikrinin, görüşünün önemi vardır. Doğruya ulaşmada faydası vardır. İstişare ederken katılanların eğitim durumuna, sınıfına bakmadan görüşünü dikkate almalıyız. Belki de onun görüşü, en faydalı olanıdır, onu dinlemeden bunu bilemeyiz.

İşin erbabı olmayıp konu ile alakalı olmayan kalabalık kimselerin aldığı fikir, bilenlerin, işin ehli kimselerin fikirlerinden doğruya en yakını çıkmıştır.

Aykırı her fikir, doğruya ulaşmada önemlidir. Farklı görüşlerde rahmet vardır. Farklı görüşleri aşırılık olarak görmeden, dışlamadan İslam dairesi içinde farklı görüşleri değerlendirmeliyiz. Birbirlerine yakın görüşlerden çıkan kararlar, vasatın dışına çıkamazlar; İslami hareketi, tebliği bir üst lige taşımak istiyorsak, harekete ivme kazandırmak istiyorsak, aykırı fikirleri de değerlendirmek, bu fikirlerden faydalanmak zorundayız. Önemli olan toplum içindeki çeşitlilik ve bağımsız fikir sahibi olabilmektir. Fikirler farklı da olsa kolektif düşünce grup için en iyi kararın verilmesini sağlayabilir.

Araştırmacı, 800 kişinin tahmininin gerçeklikten çok uzak olmasını bekliyordu; çünkü katılımcıların çoğunluğu hayvancılıktan uzak kimselerdi. Çıkan sonucun gerçeğe çok yakın olması, araştırmacıyı da şaşırtmıştır. Bizler de önyargılarımızı bir kenara bırakıp farklı görüşlere açık olmalıyız. Farklılıkları aşırılık olarak görmeyip zenginliğimiz kabul etmeliyiz. Farklılıklarımızla birlikte aynı potada, aynı çerçevede birlikte olmayı başarmalıyız. Eskilerin, gençlere bir sözü vardı, “Başımıza icat çıkarma” diye. Yaşlılar, camide gürültü yapıyorlar diye çocukları kovarlardı. Gençler! Gelin başımıza icat çıkarın; çocuklar, gelin aramıza, gürültü yapın, sizler gelmezseniz Cefai hoca miskin miskin oturur, tembelleşir, uyuşur, durağanlaşır.

Araştırma sonucunda bilimsel veriler veya hayvancılıkla uğraşan kimselerin (kasap, çiftçi, çoban) tahminleri, kolektif (herkesin katılımı) tahminlerden daha doğru çıkmamıştır. Buradan şûra kararlarını küçümsediğim anlamını çıkarmamalıyız. Demek istediğim, her bir kardeşimizin fikri değerlidir, dinlemeye dikkate alınmaya değerdir.

Burada iş yerimizde olan bir olayı sizlere anlatmak isterim: MKE genel müdürlükte bodrum katta olan demir pis su borusu, beton kolon içerisinde delinmiş ve kötü koku ve sızıntı rahatsızlık vermişti. Müdür; kafası çalışır, mühendis, bakım onarımcı, inşaatçı kimseleri toplayıp çözüm arayışına girmişti. Farklı görüşlerin sonucunda çözüm önerisi temizlik görevlisinden gelmişti. Beton kolonun yarısını kırmaktansa demir borudan pencere açıp arka taraftaki deliğin kaynatılmasını, sonra da açılan pencerenin kaynakla kapatılmasını önermişti. Öyle de yapıldı.

Burada, çözüm önerisinin nereden, kimden geleceğini bilemeyiz. Belki de çözüm, evladımızdadır, icat çıkarandadır.

Allah (cc), kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Onlar, Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar, aralarındaki işlerini istişare ederek yürütürler” (Şura, 38). “Sen, onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, (müşavere et) karar verince de Allaha güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever” (Al-i İmran, 159) buyurmaktadır. Her iki ayette de Allah (cc) bizlere istişare etmemizi tavsiye etmektedir.

Allah Resulü (sav) de savaş öncesinde sahabilerle istişare etmiştir. Hudeybiye anlaşması sonrası itaat etmeyen sahabilerle ilgili hanımı ile istişare etmiştir. İfk hadisesinde Aişe annemizin hizmetçisi ile istişare etmiştir. Ayetlerden ve Resulullah’ın uygulamalarından anlıyoruz ki istişare, konuyu ilgilendiren kimselerle, kimliği, rütbesi, sıfatı, rengi, dili fark etmez herkes ile istişare edilebilir. İstişare, sadece şuranın yetkisi dâhilinde değildir. İstişare edilecek konu ile ilgili bilgisi, alakası olan kim ise onunla istişare edilir.

İstişare edilmeyen konuda, rahmet yoktur. İstişare edilen konuda, herkes, elini taşın altına koyar, işin halledilmesi için destek olur. İstişare edilmeden emri vaki kararlar, destek bulamaz. Akamete uğrar.

Rabbim, işlerimizi istişare ile bereketlendirsin, tebliğ vazifemizde yolumuzu açsın, dilimizin bağını çözsün, gayretlerimizi boşa çıkarmasın, emeklerimizi zayi etmesin. Sağlıcakla kalın, istişarede kalın.

Cefai DEMİREL

Kaynak:

TRT Belgesel, Bilimin Ev Hali, 29 Mart 2019