• Haydar Özalp

    İslami Yaşamaya Adanmanın ve İbadetin Hikmeti

    - 29 Ağustos 2021

İbadetler, dış görünüş olarak belli şekiller ile ifa edilse de, aslen her bir şekil, hayattan bir parçaya dikkat çekmektedir. İbadet araçları diyebileceğimiz bu mekânlar, cisimler ve davranışlar, madde ile maneviyatı birlikte kılma amaçlıdır. Amaç, Allah’ın yarattığı unsurlar ile yine Allah’a yakınlaşmak, rızasını elde etmektir. Araçlara muhtaç olmak, kulun muhtaçlığını gösterir ve muhtaç olduğunu kabul etmek, mustağni ve de müstekbir olmanın önüne geçecektir. İbadetler, insanın kendi kendisine yeterli gelmediğini, yaratılmış şeylere bağımlı yaşayabileceğinin bilincini yerleştirir ve şükretmek de buradan başlar. Yani ibadetlerdeki hikmetler çoktur. Hac için birçok mekâna ihtiyaç duyulur, mekânlar Allah’ındır; namaz öncesi su veya toprak, yön; kurban için belirli canlı hayvanlar; zekât için mal çokluğu vb. hepsi bizlere Rabbimizin ninemlerini hatırlatır. İnsanın kendisi dışındaki yaratılmış olan varlıklar ile ilişkileri, o varlıkların yaradılış gayesine uygun olarak ibadet formu ile emredilmiştir. Rabbani emirleri yaşadığımız, yaşattığımız müddetçe insan, doğa, diğer canlılar ve evren ile ilişkiler daha anlamlı bir bütün olarak şuur dünyamızda yer edinecektir. Yani ibadetler ve özelde kurban, binlerce yıllık insanın rab bilincinin hafızasıdır ve ibadet devam ettiği müddetçe, ilk emir ile bağları canlı tutacaktır.

Konumuz olan kurban ve adanma üzerine şunları söyleyebilirim: Hz. Âdem’den bu dem’e, peygamberler, şehitler, sıddıklar, salihler ve o yolda yürüyen her imkân sahibi, kurban kesmiştir. “Bismillahi Allahu ekber” tesbihatı, nefisleri tezkiye etmiş, tezkiye yoluna yardımcı olmuştur. Bu vesileler ile kul, doğada yaratılmış her hayvanatın Allah’ın dilemesi ile yaşadığı, yine O’nun dilemesi ile öleceği şuurunu yenilemiştir. Kandan ve etten uzak, niyetlerin sınandığı ve Allah’a yükselerek yaklaştırdığı kurban, tefekkür ibadetinde kendisine önemli bir yer edinecektir. Yılın diğer günlerinde kesilen hayvanlar ile bayramda kesilen hayvanın farkı yoktur. Öğretilen, hatırlatılan, bayram günlerinin haricinde kesilecek olan hayvanların da bu şekilde bir anlayış ile kesilmesinin gerektiğidir Allahu a’lem.

Kurban denince akla gelen en önemli kavramlardan biri de adanmaktır. Bir hayvan Allah yolunun kurbanı olur da, bir Müslüman, Allah yolunda canını, yine O’nun rızasına nasıl satmaz ki? “İnsanlardan öyleleri vardır ki nefsini Allah rızasına satarlar…” (Bakara, 207). Kendini Allah yolunun kurbanı bilmek yani kendini adamak, Müslüman bir ferdin, canın sahibinin Allah olduğunu her an hatırlamasıdır. Bir kurbanlık için halk dilinde söylenen; “Bunlar, seçilmiş hayvanlardır, Allah yoluna kurban oldukları için diğer hayvanlara karşı gururlanırlar.” gibi tanımlar, aslında her canlı, kendi yaradılış gayesine göre Allah yoluna kurban olup övünmek istemelidir. İnsan, kendini kurban edince adı şehit; hayvan kurban olunca adı kurbanlık olur. Hadiste geçen: “Şehit olmayı kalbinden geçirmeden ölen kişi, münafıklık alameti üzere ölmüştür” buyruğu, Müslümanın, Rabbine adanma şuurunu bizlere hatırlatır.

İslam tarihi, adanmış iman ehli olanların tarihidir. Hz. Âdem’den Hatemu’l-Enbiya’ya kadar tüm peygamberler, adanmayı anlattılar, adandılar ve adanmış neferler yetiştirdiler. Onlara güzellik ile tabi olanlar da yaşantıları ile inkâr etmeyip takip ettiler. Müslüman olmak, kendini adamanın sıfatıdır. Bu sıfat, bazı zamanlarda ve şartlarda Müslümanlar elinde her ne kadar yaşatılmasa da, bu dinin aslı, kurban olmaya hazır neferler yetiştirmek ve Allah’a yakınlaşmaya adanmaktır. Ashab-ı Uhdud gibi ateşe atılmayı inkâra tercih edebilmek, bu ruhu taşıma ile olabilir. Putperestlerin sarayında hakkı dava edinen Ashab-ı Kehf, başına gelebilecek her acıya dayanmaya karar vermiş ve sarayın dünyalık nimetlerinden hakkın hatırı için vazgeçebilmiş ise bu da o ruhu taşımak ile dayanabilecekleri bir güçtür.

Niyetsiz iman, münafıklık; niyetsiz ibadet, riyakârlıktır. Kurbanı makbul kılan niyettir, niyetteki ihlâstır. Müslüman, adanabilme niyetini yapmalıdır. Aynen Akabe’de, Rıdvan’da Resulullah’a yapılan bey’at gibi, “adandım” diyebilmelidir. Hz İsa, havarilerine: “Allah yolunun yardımcıları (adanmışları) kimlerdir, dediğinde havariler: Allah yolunun yardımcıları (adanmışları) bizleriz, ona iman ettik, şahit olun ki biz Müslümanlardanız” (Ali İmran, 52) diyebilmişlerdir. İşte bu Müslüman, kökü yerin diplerine uzanmış, dalları göklere yükselmiş sağlam gövdeli, görenleri memnun eden ağaç gibi vahyin inşa ettiği insandır.

İslam tarihi, kurbanların, kurbanlık olabilmenin, kurbanca durabilmenin yaşandığı birçok sahne ile bu anlayışı perçinler. Hz. Âdem’in oğlu Habil, kabul olan kurbanının kibrini, şimdiki deyimle reklamını yapmaz, İslam’ın ahlakını kardeşine gösterir: “Ben sana zarar vermem, sen bana versen bile”.

Adanmışlık, riyakârlık değildir, merhamet ve dik duruştur. İbrahim (as), yüreğindeki sevgiyi kurban etmiş, İsmail buna vesile olmuştu: “Rabbinin senden istediğini yap, beni sabırlı bulacaksın”.

Adanmışlık; sabırdır, hakkın rızası için yüreğindeki dünyalık acıyı yutmaktır. Meryem (as), kurbanlık bir adak gibi, aileden, ana kucağından ilme, mescide, Hakkın hizmetine peygamber anası olmaya gönderildi. “Betül” sıfatını alarak insana dair birçok şerrin sebebi olan şehveti, evi, eşyayı yani dünyalık arzuları kurban etti. Rabbi onun adını yüceltti, ona rızıklar verdi, onu peygamber anası yaptı, kıyamete kadar devam edecek Kur’an’ında adını bir sûreye, yaşadıklarını ayetlere “hayırlı kadın” diye yazdı.

Adanmışlık; iffettir, “git” denilen yere gitmek, “sus” denilen yerde susmaktır. Susmayı bilirsen melekler konuşur, kundakta bebek şahitlik eder ve savunur.

“Ey iman edenler! Allah’ın ve Resulü’nün önüne geçmeyin, Allah’tan sakının” (Hucurat, 1). Adanmışlık, her şeyini Allah’a satabilmektir. Kurban gibi sembol ibadetler, her şeyi ifade eder. Kurban kesecekler için kurbanlık paradır, kimi için besleyip büyüttüğü emektir, kesmek ile cesarettir, etini paylaşmak ile cimrilikten kurtulmaktır. Niyetine riya katmamak ile sabır ve sebattır. Bir nevi kendini tezkiye etmektir. Şeytanın umudunu kestiği iman ehlidir. Sırat-ı mustakimde yürüyen, o yolda yolcu olana ikram eden, kendisi de yolcu olandır. Vakıa süresinde cennetliklerin anlatıldığı vasıflar: “Orada ne boş bir söz ne de günaha sokan bir şey işitirler.”

Adanmışlık, yorulmaktır. Kurbanı keserken ki bilek gücü, dikkatli duruşu, azmi ve isteği, gözlerindeki ikna olunmuş bakışı neyse, hayatın içinde de aynı eserleri göstermek, Müslüman kişinin ahlakındandır. Çünkü kurban kesen, elindeki keskin bıçak ile İslam aleyhine iş çevireceklere verilen bir uyarıdır. Merhametli duruşun yanında, kan ve ter ile de yaşayabileceğini gösteren bir davranıştır.

Niyetiniz halis, kurbanınız mübarek, bayramınız hayra vesile olsun.

Haydar ÖZALP