• Cefai Demirel

    Helâl ve Haram Belirleme Yetkisi Yalnız Allah’ındır

    - 29 Kasım 2014

Haramı belirleme hak ve yetkisi yalnız Allah’a aittir.  Kesin olarak yasaklanmış veya serbest bırakılmış fiiller bizzat Allah tarafından belirlenmiş ve bu yetki sadece O’na tahsis edilmiştir.

İslâm’a girmeden önce Hıristiyan olan Adiy b. Hâtem Peygamberimize (s.a.v.) gelmiş, O’nun “Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler.” (Tevbe 31)  mealindeki ayeti okuduğunu işitince: “Ya Rasûlullah, Onlar bunlara ibadet etmediler” demiştir. Rasûl-u Ekrem de şu cevabı vermiştir: “Onların hahamları, onlara helâli haram kılmış, haramı da helâl kılmışlar, onlar da bunları uygulamışlardır. İşte onların hahamlarını rab’ler edinmeleri bundan ibarettir.” (Tirmizi tefsiru suret 9.10.)

helal-ve-haram

Rasûlullah’ın şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: “Bunlar onlara ibadet etmediler; fakat onlar bunlara bir şeyi helâl kıldıklarında bunu helâl, haram kıldıklarını da ise haram biliyorlardı” demiştir.

İslam âlimlerinin ve müctehidlerinin bir konu hakkında helal veya haram demesini nasıl değerlendirmeliyiz?

Hakkında doğrudan yasaklayıcı bir nas bulunmadığı halde bir müçtehidin hadis ve kıyas uygulayarak herhangi bir fiilin haram olduğunu söylemesi ise, haramı belirleme değil, Allah’ın o konudaki hükmünü ortaya çıkarma gayretinden ibarettir.

İslâm hukukuna göre herhangi bir konuda sahih bir nas bulunmazsa o konu mubah ve helâl çerçevesi içinde ele alınır. Bu kurala İslâm hukukçuları, yeryüzünde her şeyin insanın emrine verildiğini, helâl ve serbest olmanın asıl, haramlığın ise istisna olduğunu bildiren ayetlerin genel ifadesinden (Bakara 187, Âl-i İmrân 93, Mâide 4, Lokman 20, Câsiye 13) ve, “Helâl Allah’ın kitabında helâl kıldığı ve haram Allah’ın kitabında haram kıldığıdır, sükût ettiği şeyler ise sizin için affedip serbest bıraktıklarıdır” (İbn Mâce, “Etime”, 60; Tirmizî, “Libâs”, 6) gibi hadislerden ulaşmışlardır.

“De ki: Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?  (Yunus, 59)

Diğer bir ayette ise mealen şöyle buyrulmaktadır. “De ki: Allah’ın, kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında(kâfirlerle birlikte) müminler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz” (Araf, 32)

Bu ayetler ve hadislerden açıkça, haram ve helâli belirleme yetkisinin sadece Allah’a ait olduğunu göstermektedir. Hakkında ayet ve hadis olan bir konuda ayet ve hadise muhalif bir hüküm vermek, helâl ve haram belirleme yetkisini, rahipler ve hahamlar gibi kendinde görmek demektir.

Helal tanımı

Dinen yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir. Allah ve Rasûlü’nün bir şeyin helâl olduğunu belirtmesi veya işlenmesinde günah olmadığını bildirmesi, o fiilin helâl olduğunu gösterdiği gibi, o fiil veya şeyin yasaklandığına dair bir delil bulunmaması da helâl olduğunu gösterir. Zira eşyada asıl olan helal oluşudur. Buna göre bir şey, dinin açık bir hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı olmadıkça helâldir.

Allah (cc.) temiz ve pis şeylere helal haram koyma yetkisini Rasûlü’ne de vermiştir.

Yazımızın başında helal ve haram belirleme yetkisinin sadece Allah’da (cc olduğunu söylemiştik. Peki, Rasûlüne verilen yetkiyi nasıl açıklayabiliriz?

Sıfat ve mevkileri ne olursa olsun hiçbir kulun haram ve helâl kılma salâhiyeti yoktur. Bu salâhiyet yalnızca Allah Teâlâ’ya mahsustur.   Peygamberlerin bu mevzudaki ifadeleri Allah’ın iradesini ve hükmünü kullarına bildirmek ve açıklamaktan ibarettir.

Rasûlün söylediği bazı hadisler, Manası Allah (cc) a ait, sözleri Rasûle aittir. Bunlara kutsi hadisler diyoruz. Bu hadislerin başında peygamber, Allah (cc) şöyle buyurdu diye başlar, Bunlarda Allah (cc) un, iradesini ve hükmünü ayetlerle değil de, Rasûlünün sözleriyle bildirmesidir.

Rasûl kendinden bir şey söylemez: “Eğer o (Peygamber) bize atfen, bazı sözler uydursaydı, biz onu kıskıvrak yakalayıp can damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.” (Hakka, 44–47 )

Bu konuyla ilgili ayetlere bakalım:

“Rasûle itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa, 80 )

“İhtilaflı bir işin hükmünü öğrenmek için Kuran’a ve Sünnete bakın!”  (Nisa, 59)

“İhtilaflı şeyleri insanlara açıklayasın diye bu Kitabı sana indirdik.” (Nahl 44, 64)

“Rasûlüme uyun ki, doğru yolu bulun! Araf 158.” (Nur, 54)

Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah iyi ve güzel olan şeyleri Peygamber vesilesi ile helal kıldığını çirkin ve kötü şeyleri haram kıldığını bizlere şöyle bildirmektedir. “Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar.”   ( Araf, 157)

Allah (cc) Rasûlünün iyi ve temiz şeyleri helal kılma, kötü ve pis şeyleri haram kılma yetkisini Rasûlüne verdiğini açıklamaktadır.

Ayet-i kerime haram kılınan şeylerde kötülük ve pislik olduğunu, helal kılınan şeylerde ise iyilik ve temizlik olduğu vurgulanmaktadır. Bu yönüyle “helal ve haramı insanın kendi yaşantısını güzele ulaştıran, kötülüklerden alıkoyan emirlerdir” diye ifade edebiliriz.

Bir başka ayet-i kerimeyi sizlerle paylaşmak isterim.  Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

  “Ey Muhammed! Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz ve hoş olan şeyler helal kılındı. “ (Maide, 4)

Allah (cc) bu yetkisini ya bizzat kendisi vahiy ile açıklar, ya da elçisinin lisanıyla açıklar.

Helal ve haram kılma Allah’ın hakkı olduğuna göre, burada Peygamber’de helal ve haram kılar denmesi ancak, temiz ve pis şeyleri Allah’ın Rasûlüne öğretmesi, onun da onların helal ya da haram olduğunu açıklaması anlamındadır. Yani Rasûlün helal ya da haram dediklerini, helal ya da haram kılan da aslında yine Allah’ (cc)tır.

Allah (cc) helal ya da haram kılmasını doğrudan değil de, dolaylı olarak helal ya da haram kılmıştır.  Çünkü bir şeyin temiz ya da pis olduğuna karar veren de yine Allah’tır.  Peygamber kendiliğinden din koyamaz, dinin yegâne kaynağı Allah’tır. Bütün peygamberler söylediklerini ya doğrudan Allah’ın vahyi, ya da O’nun onayı ile söylerler.

Aklımıza şöyle bir soru gelebilir, Allah (cc), Rasûlünün temiz ve pis hükümlerinden başka, diğer hükümlerini kabul etmiş midir? Kabul etmediği hükümler var mıdır?

ALLAH (cc) helal kıldığı bir şeyi Rasûlünün haram kılmasına izin vermiyor.

Allah Rasûlü Zeynep binti Cahş’ın ikram ettiği bal şerbetini eşleri Aişe ve Hafsa’nın gönlü olsun diye, kendine haram kılmasını anlatmaktadır. Başka bir rivayette cariyesi Meryem’e yaklaşmama olarak da anlatılmaktadır. Allah(cc) Rasûlüne dahi helal kıldığı bir şeyi Rasûlünün sadece kendisine haram kılmasına bile izin vermemiştir. Onu ikaz etmiştir.

“Ey Peygamber, sen eşlerinin gönlü olsun diye Allah’ın helal kıldığı şeyi neden haram kılıyorsun!” (Tahrim, 1)

Bazı sahabeler, gündüzleri devamlı oruç tutmayı, geceleri sürekli namaz kılmayı, et yememeyi ve kadınlara yaklaşmamaya karar vermişlerdi. Peygamber Efendimiz bunun yanlış olduğunu onlara söylemiş akabinde de aşağıdaki ayetler inmiş idi. Allah (cc) sahabelerin de helal olan bir şeyi kendilerine haram kılmalarına izin vermemiştir.

“Ey müminler, Allah’ın helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın, Allah haddi aşanları sevmez “ (Maide, 87)

  “Onlar Allah’ın kulları için yarattığı güzellikleri ve temiz rızıkları nasıl haram kılarlar?” (Araf, 32)

Aslında helali haram kılmak da, haramı helal kılmak da Allah’ın hükmüne karşı gelmektir ve büyük günahtır.

Allah Rasûlü helali, haram, haramı helal kılma yetkisinden başka, İslami tebliği anlatmada İslami metoda uymayan bir uygulama yaptığında Allah Rasûlü gene ikaz edilmiş ve uyarılmıştır.

Âmâ Ümmü Mektum’un sorusunu Allah Rasûlünün cevaplamaması sonucunda, Abese Sûresi 1.2.3.4. ayetlerde  “(Peygamber) Âmânın kendisine gelmesinden ötürü, yüzünü ekşitti ve geri döndü. Onun halini sana kim bildirdi. Belki o temizlenecek yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek” diyerek Rasûlüne ikaz ve tenkit mahiyetinde Ayetler inmiştir.

Burada Allah (cc), Rasûlüne ve sahabelerine bile, helal kıldığı bir konuda (sadece kendilerine) haram kılmalarına izin vermemiştir.

Yasaklanmamış her şey mübah ve helâldir:

Herhangi bir şeyi veya menfaati yasaklayan sahih nass bulunmazsa, haram hükmü de söz konusu olamaz. İslâm bilginleri bu kaideyi şu ayet ve hadislerden çıkarmışlardır:

“Yerde olanların hepsini sizin için yaratan O’dur.” (el-Bakara, 2/29)

“Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir.” (Casiye, 13)

   “Allah’ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size ihsan ettiğini görmez misiniz?” (Lokman, 20)

Selman el-Farisi’den rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.)’den, yağ, peynir ve yabani eşek etinin hükmü sorulmuş, O da şöyle buyurmuştur: “Helâl, Allah’ın kitabında helâl kıldığı, haram da Allah’ın kitabında haram kıldığıdır; hakkında bir şey söylemedikleri ise sizin için affedip serbest bıraktıklarıdır.” ( Tirmizî, K. el-Libâs, 6; İbn Mâce, K. el-Et’ime, 60; Buhârî, K. et-Tefsîr, 99; Müslim, K. ez-Zekât, 24.)

Ve şöyle buyurmuştur: “Allah bazı şeyleri farz kılmıştır; bunları kaçırmayın, bazı sınırlar koymuştur, bunları da aşmayın, bazı şeyleri haram kılmıştır, bunları işlemeyin, unutmaktan değil, size olan rahmetinden dolayı bazı şeyler hakkında da bir şey buyurmamıştır; bunları da soruşturmayın.” (Dârakutnî rivâyet etmiş Nevevi de hasen olduğunu bildirmiştir.)

Bu ayet ve hadisler her şeyin insanlar için yaratılmış, onların istifadelerine sunulmuş olduğunu, haram ve yasak olan şeylerin istisnai olduğunu ve bunların da hikmetleri, hususî sebepleri bulunduğunu, hakkında nass bulunmayan şeylerin haram olmadığını ifade etmektedir.

Helal Haram koyma yetkisini kendinde görenlere uyarı

Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”  (Maide, 87)

     “Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.”  (Nahl, 116)

Nefsine veya menfaatine uyarak bir konuda helal veya haram diyenlerin akıbetini Allah (cc) cehennem olarak nitelendirmektedir.

Hakkında hüküm olmayan konularda serbestlik

Hac’cın, farz kılındığını bildiren ayet inince  “Orada apaçık nişaneler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yol bakımından gidebilenlerin O evi haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.”  (Ali İmrân, 97)

Rasûlullah (s.a.v.), ashabına; “Şüphesiz Allah (c.c) size haccı farz kıldı, artık hac yapınız“, buyurdu. Sahabeden Birisi; “Her yıl mı?” diye sordu. Hz. Peygamber sustu. Üç defa soru tekrar edilince ise şöyle buyurdu: “Eğer evet deseydim, hac her yıl farz olurdu. Ben sizi kendi halinize bıraktığım sürece, siz de beni kendi halime bırakın. Çünkü sizden öncekiler, peygamberlerine çok soru sormaları ve verilen cevaplara uymamaları yüzünden helâk oldular” (Müslim, Hacc, 412)

Başka bir hadiste de şöyle buyurmuştur.”Allah sizin için dedikoduyu, çok soru sormayı ve malı boşa harcamayı hoş görmedi” (Buhârî, İstikrâz, 19)

“Allah Rasûlü, (a.s) buyurdular ki: “Helal, Allah Teâlâ’nın kitabında helal kıldığı şeydir. Haram da Allah Teâlâ’nın kitabında haram kıldığı şeydir. Hakkında sükût ettiği şey ise affedilmiştir. Onun hakkında sual etmeyiniz.” (İbnu Mace, Et’ime 60; Tirmizî, Libas 6) buyurmuştur.

Helal olanlar, haram olanlara göre çok daha fazladır.  “Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa hepsini insanlar için yarattığını, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi.” (Lokman, 20) diyerek, bolca ihsanda bulunduğunu bizlere açıklamaktadır.

Buradan İslam âlimleri şöyle bir kural çıkarmışlar, Her şey aslında helaldir. Haramlık arızî bir durumdur. Her hangi bir şeyin hükmü bilinmiyorsa onun helal olduğu söylenir. Çünkü mademki her şey insan için yaratılmıştır, o halde esas olan her şeyin ona helal olmasıdır. Allah (cc) bizlere olan rahmetinden, merhametinden, ihsanından, bizlerin hareket alanını geniş tutmak için, her şey için kural koymamıştır.

Harama götüren her şey haramdır:

Kötü ve zararlı bir şeyi önlemenin en makul ve kesin yolu, sebepleri ortadan kaldırmak, vasıtaları yok etmektir. İşte İslâm’ın haram konusunda tuttuğu yol da budur. Meselâ zinayı haram kılmıştır. Maksat zina suçunun meydana gelmesi ve suçlunun haram işlediği için ceza görmesi değil, suçun işlenmemesidir. Bunun için de yalnız ceza kâfi değildir, suça iten sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Bundan dolayı İslâm da bir taraftan evlenme kolay, boşanma mümkün kılınmış, diğer yandan aşırı açıklık, saçıklık, baş başa bulunma, müstehcen, tahrik edici resim ve müzik, gereksiz beraberlik yasaklanmış, haram kılınmıştır.

İyi niyet haramı meşru kılmaz

İslâm’da niyete büyük önem verilmiş,

“Ameller ancak niyetlere göre değerlendirilir” (Buhârî,  Müslim, İmam Nevevi’nin Riyazüs Salihin kitabının ilk hadisi) buyrulmuştur. Pekâlâ, haram yolla kazanılmış maldan hayır yapılır mı?  Yapılırsa bu hayır kabul olur mu?

İbadetlerin makbul ve muteber olması niyete bağlı bulunduğu gibi, bunların yanında İslâm’ın bir prensibi daha vardır: “Vasıtalar da gaye gibi meşru olmalıdır.”  Maksada ulaşmak için her vasıtayı caiz gören Makyevelist görüşü İslâm kabul görmemiştir. Bunun tabii neticesi, iyi niyetle güzel bir netice elde etmek için de olsa haram işlemenin caiz olmamasıdır. Cami yapmak, hayır müessesesi vücuda getirmek için kumar oynamak, hırsızlık ve faizcilik yapmak kabul edilmemiştir.

Peygamberimiz: “Allah iyi ve temizdir; ancak temizi (helâli) kabul eder” buyurmuştur.

Allah (cc) Peygamberlerine emrettiğini müminlere de emretmiştir. Ve “Ey Peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyiniz ve iyi işler yapınız; şüphesiz ben ne yaptığınızı bilmekteyim.” (Mü’minûn, 51) buyurmuştur.

Yılbaşında piyango bileti alanlara size çıksa ne yaparsınız? sorusuna verilen klasik cevap, fakir doyururum, hayır yaparım, evlenemeyenleri evlendiririm, okul yaptırırım demektedirler. Peygamber Efendimiz bu tür malla yapılan harcamaların sonucunu açıklamaktadır.

   “Haramdan mal kazanmış hiç bir kulun yaptığı tasadduk kabul edilsin ve nafaka harcamalarına bereket verilsin! Geride bıraktığı da yalnızca cehenneme yolculuğunda ona azık olur. Şüphesiz Allah Teâlâ kötüyü kötü ile silmez, aksine kötüyü iyi ile siler; nitekim pis de pis olanı temizleyemez.” hadisi de aynı hükmü teyit etmektedir.( Ahmed b. Hanbel, Müsned,)

Konumuzu özetlersek, bugün isminin başında hacı, hoca, efendi, prof, doç, dr, âlim ne olursa olsun, bir konu hakkında helal haram hükmü veriyor da bizlerde araştırmadan O hükmü hemen kabul ediyorsak, Tevbe suresinde bahsedilen hahamlarını ve rahiplerini rabler edindiler hitabına muhatap olan zümreden oluruz. Allah (cc) bizleri muhafaza etsin. O zümreden insanlar olmamak için, bir konu hakkında helal ya da haram olarak duyduğumuz hükmü, kabul etmeden önce, O hükmü bir araştırmalıyız, elimizde Kur’an meallerimiz, tefsirlerimiz var. Hadis kitaplarımız, Peygamber efendimizin sünnetleri var. Eğer ki bu hüküm İslam’ın bu temel kaynaklarına ters düşüyorsa, bizim bu hükmü ret etmemiz gerekir.

Hz. Ömer halifeliği zamanında mehir konusunda kısıtlama getirmek istemiş, Kureyş’li bir kadın( Nisa 20.) Ayetini okuyarak, Allah (cc) mehir’i kısıtlamayıp yüklerle mehir vermeyi layık görmüştür, diyerek Halife Ömer’e itiraz etmiştir. Hz. Ömer’de, kadın Ömer’den daha âlimdir diyerek, verdiği hükmü bozmuştur.(şevkani, heysemi) Bugün bazı kimseler, art niyetli olmalarından dolayı yada alimlerimiz hata’en, unutarak yanlış yapabilirler. Bizler gaflet ve cehalet içinde olmayıp onlar için ve kendimiz için itiraz etmeyi öğrenmeliyiz.

İslam âleminden daha çok âlim çıkması dileğiyle.