Hakka Süresinde Hakka’a Yolculuk
Gündem Son Sayımız Yazarlar

Hakka Süresinde Hakka’a Yolculuk

Kur’an’ı Kerim’i anlamak, onun huzuruna nasıl gittiğimize ve hangi amaçla okuduğumuza bağlıdır. Kur’an’ı Kerim ile huzur bulmak onun ayetleri karşısında nasıl durduğumuza bağlıdır.

Kur_an_i_Kerim

 

Her Müslümanın gönlünde yer eden, duymaktan zevk aldığı bir Surenin olduğunu zannediyorum. Ben de bugün gönlümde yer eden, duymaktan zevk aldığım Hakka’a Suresini size kısaca aktarmak adına, ben biraz sesli düşünsem; kalemimse isteği ve iradesi dışında, parmaklarımın arasında dolaşsa ve siz de bana kulak verseniz….NE DERSİNİZ???

Sizi bilmem ama sanki benim kalemim boynu bükük vaziyette, bana şu ayeti fısıldar gibi oldu:

“Eğer yerdeki ağaçlar (birer) kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın ayetleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Lokman/27)

Evet, kalem kadar benimde aklım Rabbimin kelimelerini dile getirmekten acizdir. Ama şuan öğreneceğimiz Hakka’a Suresinin hakkını az da olsa verebilmek, Hakka’dan hakkımızı alabilmek adına bir özet şeklinde  size düşüncelerimi sunmak istedim.

Bismillahirrahmanirrahim….

Hakka Süresi Mekke döneminde nazil olmuştur, 59 ayettir. İsmini ‘kesinlikle vuku bulacak olan kıyamet’ anlamındaki ilk ayetten almıştır. Surenin indiği zaman; muhtevasına yani içeriğine bir göz attığımızda peygamberliğin 4. veya 5. senesinde, muhalefetin yeni başladığı, henüz şiddete başvurulmadığı bir dönemde nazil olmuştur.

Konusu: Kıyametin hak olduğu, sura üfürülmesini, büyük bir yemin ile vahyin kesinliği, peygamberin şair veya kâhin olmadığı bildirilip bazı kıssalar (Semud, Ad, Firavun, Lut ve Nuh (a.s)) özet olarak veriliyor.

Kıyamete Hakka denilmesinin sebepleri;

– Kıyamet için bu kelimenin seçilmesi ve sürenin en başında kullanılması, bizatihi onun muhatabının yani Mekkeli Müşriklerin bu habere şaka gözüyle bakmalarıydı. Bu yüzden ilk önce onlara ‘bu muhakkak gerçekleşecektir’ denilerek işin ciddiyeti vurgulanmaktadır.

– Kıyamet için bu kelimenin seçilmesi; hak-hukuk her şeyin ortaya çıkacağı gün olduğu için.

– Kıyamet için bu kelimenin seçilmesi; O günün her amel işleyenin amelinin ortaya çıkmasından dolayıdır ve Hakka ismi sadece burada geçmektedir.

Sûreyi özet şeklinde 5 ana kısma ayırabiliriz.

  1. Kısım: 1 ile 13 arası ayetler; Hakka kelimesinin arka arkaya zikredilmesi, olayın büyüklüğünü ve önemini ifade etmek içindir. Özellikle muhatabının dikkatini çekmek için ‘nedir Hakka?’ diye soru sorar, daha sonra da Hakka’yı kimsenin bilemeyeceğini söyleyip; işte tam bu esnada kıyamete dalmış, koptu kopacak derken Allah(c.c) merhameti gereği, bizleri uyarma adına Hakka’yı yalanlayan kavimlerin nasıl helak edildiklerinden bahsediyor.

Önce Semud kavmi. Allah(c.c) onları (tağiye) korkunç bir ses ile helak etti. Ad kavmine gelince (sarsar-in atiye)önünde şiddetli ve geçilmeyen dondurucu bir kasırga ile helak etti. Daha sonra Firavun, Lut ve Nuh(a.s) kavimlerinin helak edilişleri anlatılıyor. İşte Rabbimiz bütün bu tezkira’dan sonra bizi ruhen gerçeğin ta kendisi olan kıyametin kopuşuna (Hakka’ya) hazırlamış oldu.

  1. Kısım:13 ile 19 arası ayetler, İşte beklediğimiz, ne zaman kopacak dediğimiz kıyamet bir sura üfürülüşle kopacak. Öyle bir sura üfürülüş ki, dağlar ve yerler yerlerinden sökülüp, birbirine çarpılıp ufalanarak kum yığını haline gelecek. O gün şu üzerinde yaşadığımız arz, kıyametin kopmasıyla parça parça edilecek ve yeryüzü tamamen değişecek. Melekler ise Rablerinin arşının etrafında saf saf toplanacak, insanlar iki grup halinde yaptıklarının hesabını vermek üzere Rabbimizin huzuruna çıkacaklar.
  1. Kısım:19 ile 25 arası ayetler; ve hesap başladı. İşte Rabbimizin huzuruna anlı ak bir şekilde çıkan sağ ashabı (ashabul yemin). Bunlar amel defterlerini sağ tarafından alanlardır. Çünkü onlar geçmiş günlerde yaptıkları Salih ameller karşılığında bu mükâfatı kazandılar. Öyle ki onlar sevinç ve mutluluk içerisinde cennette dolaşan kimselerdir.

Rabbimiz bizleri de sağ ashabından eyle (Amin). Allah(c.c) 6 ayet içerisinde, harika bir şekilde cennetliklerin  durumunu gözlerimizin önüne serdikten sonra ardından 2. grup insanları gözlerimizin önüne getirecek.

  1. Kısım: 25 ile 38 arası ayetler; ikinci grupta Rabbimizin huzuruna boynu bükük, yüzü simsiyah kesilmiş ve perişan bir vaziyette çıkanlar (ashabul şimal) sol ashabıdır. Bunlar amel defterleri sol tarafından verilen kimselerdir. Çünkü Allah’a iman etmemiş ve Rabbimizin buyurduğu gibi yoksula da herhangi bir yardımda bulunmamışlardır. Bundan dolayı hesap günü Rabbimiz onlara yardım etmeyecektir. Onlar öyle bir azap görecekler ki her an ölümü isteyecekler. Hepimizin bildiği gibi dünyada iken ölümsüz olmak istiyorlardı. İşte onlar aslında ölerek ölümsüzleştiler.

Dikkatinizi çekti mi acaba? Rabbimiz cennetlikleri 6 ayet ile anlattı. Cehennemlikleri ise bizim sakınmamız, onların ise acıları ve pişmanlıkları artsın diye 18 ayet ile uzun uzun anlattı ve son olarak da;

  1. Kısım: 38 ile 52 arası ayetler; Bütün bunlardan sonra Allah Teâla bizlere, Kur’an’ın büyüklüğünü, onun şerefli bir elçinin sözü olduğunu, Muhammed(sav)’in bir şair veya kâhin olmadığını büyük bir yemin ederek açıklıyor.

Evet… Kur’an öyle muhteşem öyle muazzam öyle müthiş ve öyle mucizevi bir kitap ki yukarıda da belirtiğim gibi bunu ne ben dile getirebilirim ne de kalemim kâğıda dökebilir. Ancak bu güzelliğe dili aşina olarak okuyan kişi sezebilir. Siz onu Arapça okursunuz ama o size Türkçe söyler.

Hani yazar; “söylediğin nedir bilmiyorum ama anlar gibiyim” der ya onun misali. Bu özelliğe sahip daha pek çok süre ve ayetler vardır. Mesela;

Tebbet (Leheb) süresinde, fevkalade edebi bir uyum vardır. Öfkeden kızaran, ateşler içinde yanan  adam ve onun ateşine odun toplayan karısı beraberce ateşe girmektedirler. Sureyi okurken kelimelerdeki ‘B’ harflerinden bir ‘tab-tab’ sesi, yani odunların birbirine çarptığında çıkardıkları sese benzer bir ses gelir kulağımıza. Böylece işitilen sesin sûrenin konusunu çağrıştırdığını hissederiz.

Nitekim Nas Suresinde aynı edebi bir uyum vardır. Sûrede insanların gönüllerine vesvese veren, o sinsi vesvese verici insan ve cin (şeytan)’in şerrinden Allah’a sığınılır. Konu fısıltı veya vesvese konusudur. Arapça olarak okuduğumuzda kulağımıza bir fısıltı sesi geliyor değil mi.? İşte Kuran böyledir. Yalnız kelimelerin anlamı değil, kelimelerin kendileri de ses tonlarıyla, anlatmak istedikleri konuyu canlandırır. İşte bundan dolayı ben de bir ayeti anlamadım diye değil, lezzetine doyamadığım için onlarca defa okuyorum.

Rabbim bizlere huzuru Kur’an’ın huzurunda bulanlardan eylesin.(Amin).

VES’SELAM…