• Cefai Demirel

    Günahlarınızın Örtüsünü Açmayın (Açıklamayın)!

    - 15 Haziran 2021

Rabbimiz, gizli ve açık her türlü günahı yasaklıyor (Enam 6/151). Ama günah işleyebileceğimizi de belirtiyor. “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah, sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı” (Müslim, Tevbe, 9). Demek ki kul olarak hata yapmaya, günah işlemeye müsait bir varlık olarak yaratılmışız.

Rabbimizi, hiç günah işlemeden sürekli zikreden, ibadet eden, O’nu üstün sıfatları ile tesbih eden melekler vardır. Rabbimiz, bunlardan başka kendini tesbih eden, zikreden, dua eden, ama günah da işleyen, hata da yapan ama hatasını anlayıp Rabbine dönüp, pişmanlığını arz eden ve Rabbinden tevbesini kabul etmesi için yalvaran bir varlık yaratıyor. Buradan şu sonucu çıkarmamalıyız: Rabbimiz, bizden hata yapmamızı, sonra da tövbe etmemizi istiyor. “Hadi günah işleyelim, sonra da tövbe edelim.” Hayır! Buradan çıkarılacak ders, günah işlemeye meyyaliz, günah işleyebiliriz, istemeyerek hataya düşersek, hemen tövbe etmeliyiz.

“Bilmeden kötülük edip sonra da tez elden tövbe edenlerin tövbesini kabul eder” (Nisa 4/17). İnsanız. Hata edebiliriz. Ama bu hata ve günahları, ilan etmemeliyiz. Günahımıza şahitler tutmamalıyız. Tek şahidimiz, Rabbimiz olmalıdır. O’na yönelmeliyiz. Ondan gizli kalacak hiçbir gizli yoktur. Zira acılar, paylaşılarak azalır belki ama günahlar, paylaşılarak affettirilmez. Gizli olarak Rabbimizden af dilemeliyiz.

Günahsız kimse var mı? Mümkün değil! Bağışlayan bir Rabbimiz var. Nefsine ve topluma zulmedenlerle mücadele etmek, hepimizin görevidir. Ama özel hayatında şu veya bu günahı işliyormuş! O günahı işleyenin eşi, evladı, babası değilsek, sorumlusu olmadığımız kimsenin özel hayatında gizli kalan bir günahı keşfedip topluma yaymamalıyız. Yani hem kendimizin hem de başkalarının günahlarını ifşa etmemeliyiz.

İnsanın günahı gizli kalıyorsa Allah, ona, tövbe kapısını açık tutuyor, demektir. Günahlarının açığa çıkması, ona, büyük bir beladır. Çünkü o günahlara insanlar şahit olunca, kıyamet günü, onun yargılanmasını görmek isteyecekler. Ayrıca günah açığa çıkınca, insanın, toplumdan çekindiği hayâ damarı iyice yırtılmış, günahın beşerden kaynaklanan korkusu iyice kalkmış olacak.

Aleni günah işlemenin çeşidi

Ebu Hureyre (r.anh) anlatıyor. Resulullah (sas) buyurdular ki: “Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı alenî işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli, Allah örtmüştür. Ama sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir” (Buhari, Kitabu’l Edeb, s. 1510, h. 6069/1; Müslim, Kitabu’l Zühd, c. 9, s. 345-346, h. 52.) (5933)- [Buharî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52, (2990).]

Mahşer; dünyada, başkaları görmesin diye bin bir ince hesap ile yapılan günahların ortaya döküldüğü, kimin ne yaptığının herkesçe görüldüğü, günahkârların rezil rüsvâ olduğu bir yerdir. Hesaplar genellikle böyle görülecektir. Bir de yukarıda okuduğumuz gibi, bütün gözlerden uzak ve sonu af ile biten bir hesap şekli vardır. Şüphesiz bir kul için gerçek saadet ve asıl bayram da budur. Hadis, bu ümmetten herkesin aff-ı ilahî’ye mazhar olacağını, bu umumi aftan sadece günahını aşikâr yapıp ilan edenlerin hariç kalacağını ifade etmektedir “Günahı alenî işleyen” diye tercüme edilen “mücahir”, “günahını izhar eden, Allah’ın üzerine çektiği örtüyü kaldırıp günahını başkasına anlatan” diye tarif edilmiştir. Nevevî: “Allah (cc), dünyada örttüğü bir günahı ahirette de teşhir etmeyecek demektir (tövbesine sadık kaldığı müddetçe). Şu halde günahını açığa vuran kimse, bu imtiyazdan mahrum kalacaktır” demiştir.

Resulullah (s.a.v.), bütün bu faziletleri sebebiyle günahların gizli kalmasını, açığa vurulmamasını emretmiştir. Resulullah (s.a.v.), başka hadislerinde de sarih olarak dünyada günahını açığa vurmayıp gizleyen kimseyi, Allah’ın kıyamet günü affedeceğini müjdeler.

Müslümanların ayıbını araştırmamak (tecessüs)

“Kötülük etmeyin, ayıp araştırmayın! Kim bir Müslümanın ayıbını araştırırsa, Allahü Teâlâ da onun ayıbını ortaya çıkarır ve böyle bir kimse, en gizli bir yere sığınsa bile, onu rezil eder” (Tirmizi). “Tövbe ettiği bir günahtan dolayı birini ayıplayan, aynı günaha müptela olmadan ölmez” (Tirmizi). “Bir kul dünyada bir kulun ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 240). “İnsanların gizli yanlarını araştırmayın. Ayıplarını öğrenmeye çalışmayın” (Câmiü’s-Sağîr, 1576). Hadislerden de anlaşılacağı gibi, Allah resulü (s.a.v.) insanların gizli hallerini araştırmamızı yasaklamıştır.

Rabbimiz gizlediği günahı ahirette de gizleyecek

“Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: Ben, dünyada Müslüman bir kulumun örttüğüm bir kusurunu, ahirette ortaya çıkarıp onu rezil ve rüsvay etmeyecek kadar büyük kerem ve af sahibiyim” (Câmiü’s-Sağîr, 2893). Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Kim, dünyada günahını gizlerse, Allah Teâlâ’da o günahı kıyamette herkesten gizler” (Müslim) buyuruyor.

Günah işlediysek; Allah ile bizim aramızda olmalı, onu başkalarına anlatmamalıyız. Sen, başkasının günahını ya da kendi günahını gizle ki Allah ile aranda günahlarına şahit biri olmazsa o işlemiş olduğun günahları, Allah’ın affetmesi daha kolay olur. Ve Allah, merhametlilerin en merhametlisidir. “O” dilediğini affeder. Günahtan tövbe ettiysen günahlarını açığa vurmaz. Günahını amelinden silmek, işlediğin bir günahı herkesten gizlemek, O’nun elindedir.

“Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü kaldırmasın, onu gizlesin!” (Müslim). Burada kasıt, “Günah işlediyseniz üzerini hemen örtün, kimseye anlatmayın” demektir. “Ben bir günah işledim” deyip hemen tövbe etmektir önemli olan. Bazı kişiler, rahatlamak, depresyonunu gidermek, öz eleştiri yapmak için günahını başkasına anlatıyor. Her günahı, ayrıntısına varana kadar anlatıyor. Bir günaha bulaştıysanız, günah işlediyseniz tövbe edin ve bunu kimseye açmayın, kimseye anlatmayın. Kıyamet günü, başkasını günahınıza şahit tutmayın.

Resulullah (s.a.v.), başka hadislerinde açık bir dille, dünyada günahını açığa vurmayıp gizleyen kimsenin günahını, kıyamet günü Allah-u Zülcelal’in de gizleyeceğini belirtmiştir: “Ey kulum! Günahlarını dünyada halktan gizlemiştim; şimdi de onları bağışlıyorum.” Günahlarından tamamen arınan o kulun eline, sadece yaptığı iyiliklerin yazılı olduğu bir defter verilecektir (Buhârî, Mezâlim 2, Tevhîd 36; Müslim Tevbe 52). “Kıyamet günü, Allah (cc), bazı kullarını hesaba çekerken, onların gizli yaptıkları suçlarını da onların yüzüne söyler ve onlar da kabul ederler. Ancak Allah (cc), ‘Ben bu günahlarını dünyada örttüm, şimdi de örterim’ diye buyurur.”

Açıklamamız neden istenmiyor?

İnsanlardan utanarak günahı gizlemek, hayâdandır. Hayâ da imandandır. Günah gizlenmezse, fâsıklar bundan cesaret alır. Fasık; bilerek isteyerek göstere göstere günah işleyen kişiye denir. Fasık, alenen günah işleyen, “Aman boş ver, bu hayat böyle!” deyip günahları umursamayanlardır. Günahların açıkça söylenmesi, günaha karşı olması gereken direnci kırar. Onun için örtülü kalmalı. Allah perdeyi kaldırmadıkça kişi, perdeyi kaldırmamalıdır. Günahını böbürlenerek anlatan, günahının cezasını katmerleştirir. Günah, toplumda çirkin bir fiil olarak kabul edilir. Kişinin günahlarını açığa vurması, başkasını zımnen günah işlemeye teşviktir. Bu açıdan bakıldığı zaman, bu kişiye bakarak günah işleyenlerin işledikleri günahların bir misli onun defterine yazılır. Bu da adamın günahlarını öyle çoğaltıp büyütür ki âdeta af kapsamının dışına iter. “İyilik yolunda kapı açan, hem kendi iyiliğinin karşılığını alır, bu yolda gidenlerden de ona pay vardır. Kötülük yolunda kapı açan, hem kendi kötülüğünün karşılığını alır, bu yoldan gidenlerden de ona bir pay vardır” (Müslim).

Günahların aşikâr edilmesi, günah işlemeye teşviktir

“Günah, gizli kaldıkça sadece sahibine zarar verir. Ortaya çıktığında ise düzeltilmezse, topluma zarar verir” (Câmiü’s-Sağîr, 332) Günah işleyen kimse, bir kahramanlık yapmış gibi onu kimseye söylememelidir. Yaptığı günahı, Rabbinin bildiğini düşünerek, o günahın ezikliğini hissetmelidir. Bir aile reisi, gençliğinde yapmış olduğu hataları, günahları “Özeleştiri yapıyorum” diyerek açıklayabilir. Görünüşte, masum bir günah çıkarma veya tövbe ediyor olabilir. Fakat onu dinleyen çocukları, yeğenleri, komşu çocukları tarafından, algı şöyle okunur: “Ben de babam veya amcam gibi günah işleyebilirim ama zamanı gelince ben de tövbe ederim, ben de düzelirim.” Evladımızın veya yeğenlerimizin, tövbe edecek vakti olmayabilir. Tövbe etmeyebilir de. Bizler onlara “özeleştiri yapalım” derken, yanlış örnek olmamalıyız.

Bugün “kadın cinayetleri durdurulsun” sloganları her gün televizyonları dolduruyor. Peki, kadın cinayetleri duruyor mu? Hayır. Daha da fazlalaşıyor. Diyebilirsiniz, “Hocam, eskiden de bu olaylar oluyordu.” Elbette oluyordu fakat gündem oldukça –affedersiniz- hayvanın aklına karpuz kabuğu düşürüyoruz. Ne yapacağını bilmeyenlere de yol gösterilmiş oluyoruz.

Günahlarınızı açıklayın” diyen küresel örgütlerin amacı nedir?

İslam, “günahlarınızı gizleyin, açıklamayın, örtün” derken, küresel örgütler, bazı yayın kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları, İslam’ın tam tersine “günahlarınızı, kötülüklerinizi ilan edin, açıklayın” demektedirler. Peki, kimdir bunlar, neden bunların açıklanmasını istiyorlar, amaçları nedir bunların? LGBT kuruluşları, Diyarbakır’da basın açıklaması, panel ve yürüyüş düzenlemişlerdir. 2018 yılında Orta Doğu’da LGBT kutlamalarında 250.000 kişilik katılımla rekor kırmışlardır. Bizler için haram, günah işlerin sembolü gökkuşağı renkli bayraklarına, onur bayrağı adını vermişlerdir. Bu tür faaliyetleri sadece İslam toplumunu ifsat etmek gayesi ile yapmıyorlar. Kudüs gezimizde İsrail devletine de bu tür faaliyetlere destek vermesi için fon ayırdıklarını rehberimiz bizlere açıklamıştı. LGBT mensupları, dün, toplumda hakir görülüp dışlanırken, bugün aleni bir şekilde sokaklarda boy gösteriyorlar. Toplum ve çocuklarımız, bunları kanıksayıp gayet doğal karşılıyorlar. Bu işler, gayet normalmiş gibi bir hava ortalığı kaplıyor.

Ayrıca ABD büyükelçiliği, ABD Fredom House kuruluşu, ABD’li George Soros’a bağlı (CIA’nın taşeronu) açık toplum kuruluşu (open socıety foundations: Orta doğuda turuncu devrimlerin sponsoru); Almanya Büyükelçiliği, Almanya Friedrich Ebert Stiftung kuruluşu, bu tür toplumları destekleyen kuruluşlardır. “Neden bunları destekliyorlar?” diye sorarsanız; bunlar, dünya üzerinde ve Müslümanlar üzerinde toplum ve aile yapısını bozmak istiyorlar. ABD ve Avrupa’da aileyi yıkmada başarılı oldular. Orta Doğu’da kabile yapısını yıktılar. Türkiye’de de aşiret, büyük aile modelini yıktılar. Dünya üzerinde kalmış tek kale “aile” (bazı ülkelerde o da kalmadı). Amaç, aileyi de yıkmak. Aile de yıkılsın ki herkes fert olsun, kolay yönetilsin, karşılarında direnç gösterecek değer de kalmasın, aile de kalmasın.

Ya Rabbi! Ümmetin evlatlarını ifsat etme. Neslimizi, İslam’a hizmetkâr eyle. Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından, bizleri, muhafaza eyle.

Cefai DEMİREL

 

Kaynaklar:

  1. Prof. Dr. İbrahim CANAN, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi.
  2. Adnan ÖKSÜZ, Milli Gazete.