• M. Beşir Eryarsoy

    Fiten Hadisleri Ve IŞİD Hakkında İlmî Bir Değerlendirme

    - 16 Ekim 2014

isis_site

Son günlerde Işid’le bağlantılı olarak gündeme getirilen hadisleri değerli ilim adamı M. Beşir Eryarsoy hocamıza sorduk, aldığımız cevabı sizlerle paylaşıyoruz..

Hazreti Ali(ra)’ye dayandırılan hadiste şöyle denilmektedir: “Siyah bayrakları gördüğünüzde yerinizden kıpırdamayın. Ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirmeyin (harekete geçmeyin). Sonra kendilerine ehemmiyet verilmeyen zayıf bir topluluk zuhur eder. Kalpleri demir parçaları gibidir. Onlar devlet sahipleridir (hum ashabu’d devle). Ne söz ne de ahit tanırlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ehli değildir. İsimleri künyedir. Nisbetleri ise köy ve şehirlerdir. Saçları kadın saçı gibi uzatılmış ve salınmıştır. Aralarında ihtilaf çıkıncaya kadar bakidirler. Sonra Allah hakkı dilediğine verir… ( Hafız Nuaym Bin Hammad, El Fiten, hadis numarası 558, s: 136)”

Hadis öncelikle Hz. Ali’nin sözü olarak nakledilmekte, Hz. Peygamber (as)’a dayandırılmamaktadır. Bu rivayetin birinci tenkit noktasıdır.

Hadisin yer aldığı El-fiten ve’l-melahim isimli kitap İmam Buhari’nin hocası olan Nuaym Bin Hammad’a aittir. Hocasından birçok hadis rivayet etmesine rağmen Buhari’nin bu hadisi rivayet etmemesi hadisin bu haliyle güvenilirliliğine bir gölge düşürmektedir. Zaten hadisin zayıf olduğu kesindir. Çünkü hadisin Ebu Nuaym’den önceki ilk ravisi “el-Velid”in tam olarak kim olduğu belli değildir.

Rişdîn zayıf bir ravidir. Hatta Ebu Hatim ona üstadı İbn Lehîa’yı tercih etmiştir. (İbn Hacer, Takrib, 1942) İbn Lehîa’nın zayıf bir ravi olduğu konu ile ilgili herkesin malumudur. (Bk. Zehebî, Mizân, 4530). İbn Lehîa’nın hadisi naklettiği Ebû Kâbil hakkında “doğru sözlü olmakla birlikte yanılır” denilmiştir. (İbn Hacer, Takrib, 1606)

Demek ki “meçhul” ile başlayan zayıf ravilerle devam edip giden bir senetle karşı karşıyayız. Buna göre sened bakımından hadis hüküm çıkarmaya elverişli değildir.

Diğer taraftan tercümedeki “devlet”ten kasıt, siyasal terim anlamı değildir. Belli bir galibiyet ve üstünlüklerinin olacağı, rüzgârların onların lehine eseceği anlamındadır.

Hadisin ibarelerinden Haricilerin nitelikleri ön plana çıkartılıp Hz. Ali (ra) lehine hadis uyduranların uydurması olması uzak bir ihtimal değildir.

Ayrıca bu hadis rivayet itibariyle sahih farz edilse bile, müteşabih bir hadistir. Fıkıh usulünde yer alan bir kaideye göre müteşabih hadisler fıkıhta delil oluşturmaz.

Özetle yukarıda bahsedilen hadisten yola çıkarak “bu hadis IŞİD’e işaret etmektedir” şeklinde bir kanaate varmaya imkân yoktur. Bu tür hadisler İslam tarihindeki birçok olay için kullanılmıştır. Bu hadisler bize bu tür meseleler hakkında temkinli olmamız gerektiğine işaret etmektedir.

Müslümanları tekfir eden ve katleden, Müslümanların Esed’den aldığı topraklara savaş açan, İslam savaş hukukuna riayet etmeyen, antlaşmalara ihanet eden IŞİD, sahip olduğu anlayışla ve gerçekleştirdiği amelle İslam ümmetine zarar vermiştir. Işid’in İslam dışı uygulamalarını bilmek ve reddetmek için bu amellerini bilmek dahi yeterlidir. Başka delile, hele zayıf belki de uydurma delillere gerek yoktur.